Özgür Özel ve beraberindeki 90 milletvekilinin CHP'den istifa etmesi ve Yeni Parti'yi kurmalarının ardından CHP'de istifalar sürüyor.
Mevcut milletvekillerinin yanı sıra eski milletvekilleri, il başkanları, belediye başkanları ve ilçe başkanları da birer birer Yeni Parti'ye geçiyor.
Son olarak CHP'nin en eski üyelerinden biri olan ve partide Genel Sekreterlik gibi üst kademelerde görev yapan Önder Sav partisinden ayrıldığını duyurdu.
70 yıllık CHP üyesi olan Sav, CHP kurucu ilkelerinden uzaklaşmıştır diyerek kararını duyurdu.
Önder Sav'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
"Türkiye'de hiçbir hukukçu mutlak butlan kararı yerindedir diyememiştir. Parti iç hukuku zedelenmiştir. İstanbul'da üye katılım töreninde temin edilmiş figüranların katılımları sağlanmıştır. CHP böyle bir ayıpla yaşayabilecek parti değildir. CHP kurucu felsefesinden uzaklaşmış, Atatürk ilke ve devrimlerini askıya almıştır. CHP adaletsizliğin adeta cirit attığı bir parti durumuna sokulmuştur.
Partinin, binanın ve amblemin sahibi gibi görünenler, kiracı durumundandır. Tahliyeleri çok yakındır. Parti binası ve amblem onların belki bir süre daha kullanacakları alet olacaktır. Ama gerçekler su yüzüne çıktıkça bu binada oturanlar da kendilerini sorgular duruma geleceklerdir. Benim gibi geçmiş dönemlerde parlamenterlik yapmış olan 284 arkadaşımız CHP'den ayrıldılar. Bu arkadaşlarımızı kamuoyuna duyurdukları istifa gerekçelerinin tamamına katıldığımı ifade etmek isterim. Açıkça anlattığım nedenlerle; eşim Çiğdem Sav, 2 evladım ve damadımla birlikte ben de bugün CHP'deki siyasi yaşantımı noktalıyorum. Üzülerek ve büyük bir acı içinde istifa ettiğimi kamuoyuna duyurmak istiyorum
Cumhuriyet Halk Partili üyelerinin istifaları yüz binleri geçmiş. Bilmiyorum Şimdiki aşama nereye geldi? En son 600-700 binler Neredeydi? Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığındaki rakam. Ama bunun giderek de artacağı görülüyor.
Partinin bugünkü yöneticileri halkın içine çıkamaz, cenaze törenlerine bile yoğun korumayla gidebilen duruma girmişlerdir. Maalesef önceden haberli bir esnaf ziyaretinde bile Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşadığımız Münadi adıyla anılan çığırtkanları yola koyarak davul zurna eşliğinde bu ziyareti gerçekleştirmişlerdir. İşin acı tarafı İstanbul'da bir üye katılım töreninde temin edilmiş, parayla alınmış figüranların üyelikleri ve katılımları sağlanmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi böyle bir ayıpla yaşayabilecek parti değildir.
1973 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nden Adana Milletvekili seçilen ve 1974 yılında Ecevit hükümetinde birlikte bakanlık yaptığımız o dönemin değerli Bayındırlık Bakanı Sayın Erol Çevikçe de bana istifa ettiğini, benim de istifamı lütfen basın toplantısına duyur dediğini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Sayın Çevikçe rahatsızlığı nedeniyle aramızda olamadı. Ciddi bir rahatsızlıkla uğraşır durumda. Onun da istifa düşünce ve dileklerini sizlerle bölüşmüş oluyorum.
Önder Sav kimdir?
1937 yılında Balıkesir’in Manyas ilçesine bağlı Işıklar köyünde dünyaya gelen Çerkes kökenli siyasetçi, lise öğreniminin ardından Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. Burada Deniz Baykal ile yolları kesişen isim, mezuniyet sonrasında bir dönem serbest avukat olarak çalıştı. Siyasete henüz 19 yaşında bir üniversite öğrencisiyken, dönemin Sivas Milletvekili Turhan Feyzioğlu aracılığıyla adım attı; Feyzioğlu’nun rahatsızlığı sebebiyle geniş katılımlı mitinglerde kürsüye çıkarak halka hitap etme imkânı buldu.
Parlamentoya ilk kez 1973 genel seçimlerinde CHP Ankara Milletvekili olarak girdi. İsmet İnönü’ye karşı yürütülen genel başkanlık yarışında Bülent Ecevit’in yanında yer alan ve Deniz Baykal ile birlikte bu ekibin öne çıkan isimlerinden biri olan siyasetçi, Ocak-Kasım 1974 tarihleri arasındaki CHP-MSP koalisyon hükümetinde Çalışma Bakanı olarak görev aldı. 1977 seçimlerinde yeniden parlamentoya seçildi; ancak 12 Eylül 1980 Askerî Darbesi sonrası partisinin kapatılması üzerine asli mesleği olan avukatlığa geri döndü. Siyasi yasağın sürdüğü bu süreçte Ankara Barosu Başkanlığı yaptı; ardından 28 Mayıs 1989 ile 31 Ekim 1995 tarihleri arasında Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı görevini üstlendi.
SHP ile CHP’nin birleşmesinin ardından yapılan ilk genel seçimlerde (20. Dönem / 1996-1999), Deniz Baykal tarafından Ankara 1. Bölge ilk sıradan aday gösterilerek yeniden meclise girdi. Sonraki süreçte 2002 ve 2007 seçimlerinde de milletvekilliğini sürdürdü. TBMM’deki 1 Mart Tezkeresi görüşmelerinde tezkereye karşı çıkan en sert seslerden biri oldu. Baykal döneminde "partinin ikinci adamı" konumuna yükselen deneyimli isim, 1 Ekim 2000 tarihinde getirildiği CHP Genel Sekreterliğini kesintisiz şekilde sürdürerek parti tarihinin en uzun süre görev yapan genel sekreteri unvanını kazandı.
2008 yılında Deniz Baykal’ın parti tüzüğünü değiştirerek genel sekreterlik yetkilerini kısıtlama hamlesi, kendisinin sert itirazları sonucunda askıya alındı. 2010 yılında Baykal’ın istifasına yol açan kaset krizinin ardından yeni genel başkanın seçilme sürecinde kilit bir figür haline geldi. CHP’nin 33. Olağan Kurultayı’nda Kemal Kılıçdaroğlu’na verdiği açık destek nedeniyle kamuoyunda "kral yapıcı" olarak anıldı. Buna karşın, Kılıçdaroğlu’nun seçilmesinden kısa süre sonra yaşanan tüzük ihtilafları sebebiyle yeni yönetimle görüş ayrılığına düştü ve 3 Kasım 2010’da, 10 yıldır yürüttüğü genel sekreterlik görevinden Kılıçdaroğlu tarafından alındı. 18 Aralık 2010’daki CHP Kurultayı’nda Parti Meclisi dışında kaldı; 2011 genel seçimlerinde ise aday gösterilmeyerek aktif siyasi hayatını noktaladı. Yıllar sonra, 2026'da patlak veren mutlak butlan krizinde yargı kararını eleştirerek Özgür Özel ile seçilmiş mevcut parti yönetimine desteğini açıkladı.



