CGTN Türk Dış Haberler Servisi

Avrupa Birliği ile Hindistan arasında uzun yıllardır müzakere edilen serbest ticaret anlaşması resmen imzalandı. Küresel ticaret ortamında belirsizliklerin yoğunlaştığı bir dönemde hayata geçirilen anlaşma, hem Brüksel’de hem Yeni Delhi’de ekonomik ve siyasi çevrelerde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Tarım, sanayi, otomotiv ve çelik gibi stratejik sektörlerin anlaşmadan doğrudan fayda sağlaması beklenirken, taraflar bu adımı karşılıklı ekonomik bağımlılığı derinleştirecek yeni bir dönem olarak görüyor.

Taraflar arasındaki müzakereler ilk kez 2007’de başlamış, ancak süreç 2013’te askıya alınmıştı. 2022’de yeniden ivme kazanan görüşmeler, yıllar süren teknik ve siyasi pazarlıkların ardından sonuç verdi. 30 yıla yaklaşan müzakere sürecinin hızlanmasında ABD’nin “Önce Amerika” politikası altında Avrupa ve Hindistan’ı gümrük vergileri hedef almasının etkili olduğu düşünülüyor. Zira ABD anlaşmadan duyduğu rahatısızlığı gizlemedi.

AB–Hindistan serbest ticaret anlaşmasını değerlendiren ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Avrupa’nın tutumuna sert eleştiriler yöneltti. Bessent, Hindistan’ın ABD’den gümrük vergisi tehditleriyle karşı karşıya kaldığı bir dönemde AB’nin bu anlaşmayı imzalamasının dikkat çekici olduğunu söyledi. Bessent, anlaşmanın Brüksel’in geçen yıl Washington’ın Hindistan’a yüzde 25 gümrük vergisi uygulama kararına neden katılmadığını açıkça ortaya koyduğunu savunarak, “Kendileri için en iyisini yapmalılar, ancak Avrupalıları çok hayal kırıklığına uğratıcı buldum” ifadelerini kullandı.

“Anlaşmaların anası” olarak nitelenen anlaşma, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin katıldığı törenle imzalandı. Von der Leyen, törende yaptığı açıklamada, iş birliğinin küresel krizlere karşı en etkili yanıt olduğunu vurgulayarak, serbest ticaretin özellikle büyük güçler arasındaki ticari gerilimlerin arttığı bir dönemde daha da önem kazandığını söyledi.

AB ihracatı iki katına çıkartacak

AB verilerine göre, 2024 itibarıyla iki taraf arasındaki ticaret hacmi 120 milyar euro seviyesine ulaştı ve Avrupa Birliği, yüzde 11,5’lik payla Hindistan’ın en büyük ticaret ortaklarından biri konumuna geldi. Brüksel, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte Hindistan’a yaptığı ihracatı 2032’ye kadar iki katına çıkarmayı hedefliyor. Hindistan ise AB’nin toplam ithalatındaki payını mevcut yüzde 2,5 seviyesinin üzerine taşımayı amaçlıyor.

Anlaşmanın ekonomik etkileri özellikle sektör bazında dikkat çekiyor. Avrupa Birliği, otomotiv, kimya ve tarım ürünlerinde Hindistan pazarında önemli avantajlar elde ederken; Hindistan da tekstil, deri, ilaç ve çelik ürünlerinde yeni gümrük düzenlemelerinden yararlanacak. Yeni düzenlemeyle birlikte Hindistan, AB’den ithal edilen ürünlerin yaklaşık üçte birinde gümrük vergisini sıfırlayacak, toplam ithalatın yüzde 90’dan fazlasında ise indirim ya da muafiyet uygulayacak. Bu sayede Avrupalı şirketlerin yılda yaklaşık 4 milyar euroya varan bir maliyet avantajı elde etmesi öngörülüyor.

Hint menşeili ürünlere muafiyet

Avrupa Birliği de Hint menşeli ürünlerin büyük bölümünde gümrük vergilerini kaldıracak. Yedi yıl içinde gümrükten muaf tutulan ürün oranının yüzde 93’e çıkarılması planlanıyor. Ortalama gümrük vergisi oranının yüzde 3,8’den yüzde 0,1’e düşürülmesi hedeflenirken, üçüncü ülkelerin Hindistan üzerinden Avrupa pazarına düşük vergili giriş yapmasını önlemek amacıyla menşe kurallarının sıkılaştırılması da anlaşmanın önemli unsurları arasında yer alıyor. Ancak Hindistan, otomobil ve bazı tarım ürünlerinde tam muafiyet uygulamayacağını açıkça ortaya koydu.

Batı Basını: Trump, Kanada'daki ayrılıkçı gruplarlara görüşüyor
Batı Basını: Trump, Kanada'daki ayrılıkçı gruplarlara görüşüyor
İçeriği Görüntüle

Otomotiv sektörü anlaşmanın en dikkat çeken başlıklarından biri oldu. Hindistan’ın otomobillere uyguladığı yüksek gümrük vergilerinin aşamalı olarak düşürülmesi kararlaştırıldı. Beş yıl içinde bu oranların yüzde 10 seviyesine kadar gerilemesi planlanırken, uygulama yıllık 250 bin araçlık kota ile sınırlandırılacak. Bu kota, içten yanmalı motorlu ve elektrikli araçlar arasında paylaştırılacak. Mevcut durumda yüksek vergiler nedeniyle Hindistan’a sınırlı sayıda araç ihraç edebilen Avrupalı üreticilerin, yeni düzenlemeyle birlikte pazarda daha güçlü bir konum elde etmesi bekleniyor.

Tarımda temkinli yaklaşım

Tarım ve gıda alanında ise daha temkinli bir yaklaşım benimsendi. Hindistan’ın AB’den ithal edilen tarım ürünlerine uyguladığı yüksek gümrük vergilerinde önemli indirimler yapılacak. Özellikle şarap, zeytinyağı ve işlenmiş gıda ürünlerinde vergi oranlarının ciddi biçimde düşürülmesi planlanıyor. Buna karşılık, et ürünleri, pirinç, şeker ve süt ürünleri anlaşma kapsamı dışında bırakıldı. Bu tercih, Avrupa’da daha önce Güney Amerika ülkeleriyle yapılan anlaşmalarda çiftçilerin yoğun tepkisine yol açan ürünlere ilişkin hassasiyetlerin dikkate alındığını gösteriyor.

Çelik sektörüne düzenleme

Çelik sektöründe ise Hindistan’a yönelik özel bir düzenleme gündemde. Avrupa Komisyonu, belirli miktardaki Hint çeliğinin gümrüksüz ithalatına izin verilmesini değerlendiriyor. Karbon emisyonu konusu ise taraflar arasındaki en tartışmalı başlıklardan biri olmaya devam ediyor. AB’nin karbon vergisi uygulamasında Hindistan için özel bir muafiyet tanınmadı, ancak ilerleyen süreçte müzakere mekanizmalarının kurulması konusunda uzlaşı sağlandı. Ayrıca Avrupa Birliği, Hindistan’ın karbon hesaplama süreçlerine teknik destek sağlamayı ve önümüzdeki iki yıl içinde 500 milyon euroluk mali katkı sunmayı planlıyor.

Tekstil, ilaç ve sanayi ürünleri alanında Hindistan’ın kazanımları da dikkat çekiyor. Çok sayıda Hint ihraç ürününde gümrük vergilerinin kaldırılması öngörülürken, makine, elektrik ekipmanları ve kimyasal ürünler gibi sanayi mallarında da önemli indirimler yapılacak. Bu durumun, Hindistan’ın Avrupa pazarındaki rekabet gücünü artırması bekleniyor.

Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için hukuki ve siyasi onay süreçlerinin tamamlanması gerekiyor. Metnin yayımlanmasının ardından başlayacak inceleme sürecinin aylar sürmesi, ardından AB kurumları ve ulusal parlamentolarda onay sürecinin işletilmesi bekleniyor. Tüm prosedürlerin tamamlanmasının yaklaşık bir yılı bulabileceği öngörülüyor. Taraflar ise anlaşmayı yalnızca ticari bir düzenleme değil, küresel güç dengeleri içinde yeni bir ekonomik ortaklık modeli olarak tanımlıyor.