ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Slovakya, Kuzey Makedonya, Tunus ve Irak için ayrılan 52 milyon dolarlık dış askeri finansmanın Panama, Peru, Ekvador ve Kolombiya’ya aktarılmasını Kongre’ye bildirdi.

Washington, kaynak aktarımını uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele ve Panama Kanalı’nın güvenliğiyle gerekçelendirdi. Ancak karar, ABD’nin Latin Amerika’da kendisine yakın yönetimlerle askeri bağlarını güçlendirme, bölgedeki hakimiyetini tahkim etme ve muhalefete gözdağı verme politikasının yeni bir adımı olarak görülüyor.

Washington’dan müttefik hükümetlere askeri destek

ABD Dışişleri Bakanlığı, Batı Yarımküre’nin geçmişte Amerikan askeri yardım programlarında yeterince desteklenmediğini savunurken, yeni fonların “düşmanların” bölgede stratejik dayanaklar oluşturmasını engelleyeceğini açıkladı.

Trump yönetimi bir yandan bölgedeki kendisine yakın sağcı hükümetlerle siyasi ilişkilerini geliştirirken, diğer yandan bu yönetimlerin güvenlik ve askeri kapasitesini artırıyor. Böylece ABD’nin bölgedeki siyasi etkisi, yalnızca diplomatik ilişkilerle değil, silah ve askeri finansman üzerinden de güçlendiriliyor.

Askeri yardımın bedeli: Amerikan silahlarına bağımlılık

Söz konusu dış askeri finansman, alıcı ülkelerin ABD savunma şirketlerinden silah ve askeri teçhizat satın almasını sağlıyor.

Bu nedenle Washington’ın “yardım” olarak sunduğu mekanizma, aynı zamanda Amerikan silah sanayisine yeni pazarlar açıyor ve bölge ordularını ABD askeri sistemlerine daha fazla bağımlı hale getiriyor.

Latin Amerika’nın kaynakları ve pazarları üzerindeki Amerikan etkisi düşünüldüğünde, askeri işbirliğinin yalnızca güvenlik meselesi olmadığı görülüyor. Washington açısından askeri nüfuz, ekonomik ve siyasi nüfuzun korunmasının da önemli araçlarından biri olmayı sürdürüyor.

ABD’nin müdahale geçmişi yeniden gündemde

Latin Amerika’da ABD’nin askeri ve siyasi müdahalelerinin uzun bir geçmişi bulunuyor. Washington geçmişte bölgedeki hükümet değişikliklerinde, darbelerde ve askeri yönetimlerde doğrudan veya dolaylı biçimde rol oynadı.

Bu nedenle bugün “uyuşturucuyla mücadele” ve “güvenlik” bahaneleriyle bölge ordularına aktarılan yeni kaynaklar, Latin Amerika’da Washington’ın eski müdahale politikalarının güncellenmiş biçimi olarak eleştiriliyor.

Lavrov: Avrupalılar bize saldırırlarsa, bu savaş çok kısa sürer
Lavrov: Avrupalılar bize saldırırlarsa, bu savaş çok kısa sürer
İçeriği Görüntüle

Askeri kapasitesi ABD tarafından desteklenen hükümetler, iç güvenlik politikalarında da daha güçlü hale geliyor. Bu durum, özellikle muhalif hareketleri ve toplumsal protestolar açısından askeri gücün nasıl kullanılacağı konusunda soru işaretleri yaratıyor.

Rubio’nun ziyaretinden hemen sonra yeni kaynak

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Kolombiya, Ekvador ve Peru ziyaretinin hemen ardından gelen karar da dikkat çekiyor.

Rubio, söz konusu ülkelerden uyuşturucu kaçakçılığı ve yasa dışı göçle mücadelede daha fazla adım atmalarını isterken, karşılığında Amerikan yardımlarının artırılacağı mesajını vermişti.

Şimdi ise Washington bu ülkelerin askeri kapasitesine milyonlarca dolarlık yeni kaynak aktarıyor.

ABD’nin Latin Amerika politikası böylece yeniden aynı denklem etrafında şekilleniyor: Washington’a siyasi olarak yakın hükümetler, Amerikan askeri desteği ve ABD’nin bölgedeki stratejik çıkarlarını koruyan güvenlik politikaları.

52 milyon dolarlık yeni kaynak, bu açıdan yalnızca bir yardım paketi değil; ABD’nin Latin Amerika’daki nüfuzunu, askeri varlığını ve bölgesel hakimiyetini koruma çabasının yeni halkası olarak öne çıkıyor.