NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Almanya'da Başbakan Friedrich Merz ve Savunma Bakanı Boris Pistorius ile düzenlediği ortak basın toplantısında, 7-8 Temmuz'da gerçekleştirilecek Ankara Zirvesi'nde Ukrayna'ya "sürdürülebilir, öngörülebilir ve uzun vadeli" güvenlik yardımı taahhüdünde bulunacaklarını açıkladı.
Rutte'nin açıklamaları, Ukrayna savaşının dördüncü yılına yaklaşılırken diplomatik çözüm arayışlarından çok askeri desteğin artırılmasının ön plana çıkarıldığını bir kez daha ortaya koydu. NATO yönetimi, savunma harcamalarının artırılması ve silah üretiminin hızlandırılmasını zirvenin temel gündemlerinden biri olarak gösterdi.
Rutte, savunma sanayisine seslenerek yeni üretim hatlarının açılmasını, tedarik zincirlerinin genişletilmesini ve askeri ekipmanların daha hızlı teslim edilmesini istedi. Bu çağrı, Avrupa'da savunma sanayisinin giderek daha büyük bir ekonomik ve siyasi ağırlık kazandığı yönündeki tartışmaları da yeniden alevlendirdi.
Rutte, Rusya üzerindeki baskının sürdürülmesi gerektiğini savunarak, savaş sona erse bile Moskova'nın Avrupa-Atlantik güvenliği açısından uzun vadeli tehdit oluşturmaya devam edeceğini öne sürdü.
Öte yandan Rutte, Ukrayna'nın savunmasında ABD'nin "vazgeçilmez" rolünü vurgularken, Avrupa ülkeleri ile Kanada'nın finansman sağladığı, ABD'nin ise silah ve askeri ekipman tedarik ettiği mevcut sistemi "adil" olarak nitelendirdi.
Basın toplantısında İran'a da değinen Rutte, Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatarak dünya ekonomisini baskı altına almaya çalıştığını ileri sürdü ve müttefik ülkelerin boğazdaki serbest geçişi koruma yönündeki taahhütlerini memnuniyetle karşıladığını söyledi.
Rutte'nin açıklamaları, NATO'nun güvenlik stratejisinde askeri caydırıcılığı ve silahlanmayı önceleyen yaklaşımını sürdürdüğünü gösterirken, savaşın diplomatik yollarla sonlandırılmasına yönelik somut girişimlerin kamuoyuna yansımaması dikkat çekti.




