İki gün süren NATO Zirvesi, Çarşamba günü sona ererken ittifak liderleri ortak bir duruş sergilemeye çalıştı. Ancak uzmanlara göre zirve, üyeler arasında uzun süredir devam eden anlaşmazlıkları gidermekte yetersiz kaldı.
Toplantının ana gündemini Ukrayna'ya askeri desteğin sürdürülmesi, savunma iş birliğinin güçlendirilmesi ve kolektif savunma taahhütlerinin yeniden teyit edilmesi oluşturdu. Buna karşın savunma harcamaları, yük paylaşımı ve bölgesel güvenlik politikalarına ilişkin görüş ayrılıkları devam etti.
Trump'tan müttefiklere sert mesajlar
ABD Başkanı Donald Trump, zirvenin ilk gününden itibaren NATO müttefiklerine yönelik sert açıklamalarda bulundu.
Trump, kulis görüşmelerinde NATO'dan "çok hayal kırıklığına uğradığını" belirterek bazı üyeleri ABD'nin temel güvenlik hedeflerini desteklememekle suçladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede ise ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını tamamen çekebileceğini dile getirdi.
Trump ayrıca Grönland'ın ABD'nin kontrolüne geçmesi gerektiği yönündeki görüşünü yineledi. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ise bu açıklamalara sert tepki göstererek, "Grönland satılık değildir." ifadelerini kullandı ve Danimarka'nın NATO topraklarının tamamını savunmaya hazır olduğunu söyledi.
Savunma harcamaları tartışması büyüyor
Trump'ın hedefindeki ülkelerden biri de İspanya oldu. ABD Başkanı, Madrid yönetimini NATO içinde "korkunç bir ortak" olarak nitelendirirken, İspanya'nın gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5'ine çıkarılması öngörülen yeni savunma harcaması hedefini reddetmesini sert sözlerle eleştirdi.
Trump, Hazine Bakanı Scott Bessent'e İspanya ile ticari ilişkilerin gözden geçirilmesi talimatını verdiğini açıkladı.
Washington, uzun süredir NATO üyelerini savunmaya yeterli kaynak ayırmamakla eleştiriyor. İspanya ise geçen yıl düzenlenen NATO Zirvesi'nde savunma harcamalarını GSYİH'nin yüzde 5'ine yükseltmeyi reddederek yüzde 2,1 seviyesinin yeterli olacağını açıklamıştı.
Madrid yönetimi ayrıca mart ayında İran'a yönelik saldırılar sırasında ABD'nin İspanya'daki iki askeri üssü kullanmasına da izin vermemişti.
Ukrayna konusunda ortak hedef, farklı yöntem
Zirve, Ukrayna konusunda ABD ile Avrupalı müttefikler arasındaki yaklaşım farklılıklarını da gözler önüne serdi.
Toplantı öncesinde Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile ayrı ayrı telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Uzmanlara göre Washington, Ukrayna krizindeki doğrudan rolünü azaltarak Avrupa'nın daha fazla sorumluluk üstlenmesini istiyor.
Avrupa ülkeleri ise Rusya'ya karşı baskıyı sürdürmek amacıyla Ukrayna'ya silah, mali yardım ve askeri eğitim desteği vermeye devam ediyor.
Zirvede NATO üyeleri, Ukrayna'ya uzun vadeli askeri destek sağlanmasını öngören 70 milyar avroluk çerçeve anlaşmasını da onayladı. Anlaşmaya göre finansmanın büyük bölümünü Avrupa ülkeleri ile Kanada karşılayacak; ABD ise silah tedariki, istihbarat paylaşımı ve caydırıcılık kapasitesine odaklanacak.
Uzmanlar: Ayrılıklar ortadan kalkmadı
Ankara TOBB Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Oğuz Dirioz, zirvenin NATO içindeki görüş ayrılıklarını sona erdirmediğini belirterek, "Zirve, ittifak içindeki gruplaşmaları ortadan kaldırmadı; aksine bunları daha görünür hale getirdi. Bölünmeler sürüyor ancak üyeler bu farklılıklarla yaşamayı öğreniyor." değerlendirmesinde bulundu.
Dirioz'a göre zirvenin en dikkat çekici sonucu, Washington'ın yıllardır dile getirdiği yük paylaşımı taleplerinin etkisiyle Avrupa'nın NATO içinde daha fazla stratejik özerklik arayışına yönelmesi oldu.
Ankara merkezli Orta Doğu Çalışmaları Merkezi (ORSAM) Kıdemli Araştırmacısı Öytun Orhan ise Avrupa'da ABD'ye bağımlılığı azaltma yönünde güçlü bir siyasi irade bulunduğunu ancak bunun askeri kapasiteyi zayıflatmadan nasıl gerçekleştirileceğinin henüz netleşmediğini ifade etti.
"NATO'nun geleceğini güven bunalımı şekillendirebilir"
Pekin Yabancı Diller Üniversitesi Avrupa Birliği ve Bölgesel Kalkınma Çalışmaları Merkezi Direktörü Cui Hongjian da Ukrayna, Grönland ve Orta Doğu gibi başlıklarda ABD ile Avrupa arasında giderek belirginleşen stratejik görüş ayrılıklarına dikkat çekti.
Cui'ye göre NATO içinde artık ortak güvenlik anlayışından ziyade farklı stratejik öncelikler öne çıkıyor. Washington ile Avrupalı müttefikler arasındaki ilişkinin karşılıklı güvenin yüksek olduğu dönemden, daha fazla şüphe ve stratejik rekabetin hâkim olduğu yeni bir döneme evrildiğini belirten Cui, bu eğilimin NATO'nun geleceğini de şekillendireceğini söyledi.



