Lübnan Meclisi, hükümetin çalışmalarını, savaşın etkilerini ve yerinden edilenlerin durumunu değerlendirmek üzere toplandı. Meclis Başkanı Nebih Berri'nin başkanlık ettiği oturumun ana gündemini İsrail ile yürütülen müzakereler, çerçeve anlaşması ve silahların yalnızca devletin elinde toplanması oluşturdu.
Başbakan Nevvaf Selam, hükümetin çalışmaları, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları ve müzakere süreci hakkında milletvekillerine hitap etti.
Lübnan'ın egemenliği pazarlık masasında
Oturumda öne çıkan tablo, Lübnan'ın güvenliğini kendi savunma kapasitesi üzerinden değil, İsrail ile yürütülen müzakereler ve dış güçlerin desteği üzerinden şekillendiren hükümet politikasının ülkeyi daha da kırılgan hale getirdiğini gösterdi.
İsrail'in saldırıları sürerken Beyrut yönetiminin önceliği, ülkenin savunma kapasitesini güçlendirmek yerine silahların devlet tekelinde toplanması yani İsrail'e karşı direnç gösteren Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve müzakerelerin ilerletilmesi oldu.
Sevr Antlaşması'nın gölgesinde silahsızlandırma
10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin askeri gücünü büyük ölçüde sınırlandırmıştı. Antlaşmanın V. Bölümü, Osmanlı ordusunun mevcudunu 50 bin 700 kişiyle sınırlıyor, askeri kapasiteyi daraltıyor ve silahlanma üzerinde İtilaf Devletleri'nin denetimini öngörüyordu.
Sevr'in 152. maddesi Osmanlı kara kuvvetlerinin mevcudunu sınırlandırırken, takip eden hükümler askeri teşkilatın yapısını ve silahlanma kapasitesini düzenliyordu. Osmanlı'nın bağımsız bir askeri güç olarak hareket etmesini engelleyen bu hükümler, ülkenin egemenliğini fiilen zayıflatıyordu.
Lübnan'da bugün gündeme gelen silahların devlet tekelinde toplanması politikası, bu tarihsel tabloyu hatırlatıyor.
Lübnan hükümeti İsrail ve ABD'nin isteği doğrultusunda Hizbullah'ın silahsızlanmasını başka bir deyişle etkisizleşmesini sağlamaya çalışıyor.
İsrail'in saldırıları ve işgal politikaları karşısında adım atamayan Lübnan hükümeti çareyi teslimiyette arıyor.
Basil: Barış istiyoruz, teslimiyet değil
Özgür Yurtseverler Partisi lideri Cibran Basil, Meclis oturumunda hükümeti silahların devlet tekelinde toplanamaması konusunda eleştirdi.
İsrail ile müzakereler konusunda Basil, "Savaşı durdurmak için İsrail ile müzakereden yanayız çünkü Hizbullah'ın silahları artık Lübnan'ı koruyamıyor. Barıştan yanayız, teslimiyetten değil." ifadelerini kullandı.
Ancak bu sözlere rağmen İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sürmeye devam ediyor. Bu saldırılar karşısında ülkenin nasıl korunacağı sorusu ise belirsizliğini koruyor.
Hükümetin politikası Meclis'te tartışılıyor
Emel Hareketi Milletvekili Annaye İzzeddin, hükümetin yerinden edilenlerin barınma ihtiyaçlarına yeterli karşılık vermediğini belirtti.
İlerlemeci Sosyalist Parti Milletvekili Hadi Ebu Hasan ise İsrail ile imzalanan çerçeve anlaşmasına itiraz etti. Sonuçsuz kalan müzakereler nedeniyle ülkenin büyük bir çıkmazla karşı karşıya olduğunu söyleyen Ebu Hasan, silahların yalnızca devletin elinde bulunması konusunda artık pazarlığa yer olmadığını söyledi.
Meclis Başkan Yardımcısı İlyas Bu Saab da çerçeve anlaşmasının içeriğinin belirsizliğine dikkat çekti. Bu Saab, "Çerçeve anlaşmasının ne olduğunu şu ana kadar anlamış değiliz." diyerek Başbakan'dan anlaşmanın içeriğini ve hedeflerini açıklamasını talep etti.
İsrail çekilmeden silahlar teslim ediliyor
Hizbullah Milletvekili İbrahim Musevi ise hükümete yönelik eleştirilerini savunma kapasitesi üzerinden dile getirdi. Musevi, "Direnişin ne yaptığını soruyorsunuz. Biz de devletin orduyu silahlandırmak ve toprağı savunmak için ne yaptığını soruyoruz." ifadelerini kullandı.
Çerçeve anlaşmasının içeriği ne?
Lübnan ile İsrail, 26 Haziran'da ABD'nin arabuluculuğunda Washington'da çerçeve anlaşması imzalamıştı.
Anlaşma, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinden kademeli olarak çekilmesini ve eş zamanlı olarak Lübnan ordusunun bölgeye konuşlanmasını öngörüyor.
Ancak Meclis'te anlaşmanın içeriğinin yeterince açıklanmadığı yönündeki eleştiriler, hükümetin müzakere politikasına ilişkin soru işaretlerini artırıyor.
İsrail'in saldırıları ve işgal politikaları devam ederken Lübnan hükümetinin silahların devlet tekelinde toplanmasını öncelik haline getirmesi, ülkenin savunma kapasitesi ile egemenliği arasındaki tartışmayı derinleştiriyor.





