CGTN Türk Dış Haberler Servisi

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) İran savaşında yaşadığı hezimet bölgenin güvenlik mimarisini tümüyle değiştirmeye aday. Economist dergisi son sayısında “ABD çekip gittiğinde” başlığı ile raflardaki yerini aldı. Dergi ABD’nin kendi iradesini bölgeye dayatma çabalarının sınıra ulaştığını vurguladı.

Etiyopya’da isyancılar orduya karşı saldırı başlattı
Etiyopya’da isyancılar orduya karşı saldırı başlattı
İçeriği Görüntüle

Washington’ın Suudi Arabistan’ın tüm ısrarlarına rağmen Yemen’de Husilere karşı operasyonu reddederek anlaşma yolunun seçmesinin yeni dönemin bir işareti olarak yorumlayan Economist, ikinci işaretin ise askeri varlığın sınırlandırılması yönündeki beklenti olduğunu vurguladı. Makalede bu bağlamda şunlar kaydedildi:

“Barış döneminde, sekizi kalıcı olmak üzere 19 üste 30 bin ila 40 bin askeri bulunuyor. Ne var ki savaş, bu üslerin insansız hava araçları ve ucuz füzeler karşısında ne kadar savunmasız olduğunu ortaya çıkardı. Bu nedenle Amerika uçak gemilerine ve Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia üssüne dayanmak zorunda kaldı. Bazı uzmanlar, kuvvetlerini İsrail ve Ürdün gibi az sayıda yerde toplaması gerektiğini savunuyor.”

ABD askerilerinin sadece Ortadoğu’ndan çekilmekle kalmayacağını Avrupa’dan da 25 bin ile 40 arasındaki askeri ülkesine döneceğini savunan Economist, Beyaz Saray yönetiminin yeni dönemde kendi evi olarak gördüğü Amerika kıtasına ve Asya’daki güç mücadelesine odaklanacağını belirtti.

Türkiye güç boşluğunu doldurabilir

ABD’nin Ortadoğu’dan çekilmesiyle birlikte bölgede üç ülkenin öne çıkacağı öngörüsünde bulunan Economist ilk sıraya “en tehlikelisi” olarak tanımladığı İran’ı yazdı. Tahran yönetiminin çökmediği takdirde Hürmüz üzerindeki kontrolünü kalıcı hale getireceğini, direniş eksenini örgütlemeye devam edeceğini ileri süren Economist “Nükleer silah geliştirme çalışmalarına yeniden başlayabilirler. Bu da Amerika için kuşkusuz kırmızı çizgi olmayı sürdürecek. Bütün bu çabaları Rusya’dan destek görebilir” diye yazdı.

İngiltere merkezli Economist güç boşluğunu doldurabilecek ikinci ülkenin ise Türkiye olabileceğini vurguladı. Makalede “Arap ülkeleriyle ilişkilerini dikkat çekmeden yakınlaştıran Türkiye. Suriye’deki yeni yönetimin başlıca destekçisi hâline geldi. Irak’la ticaret yolları, su kaynakları ve Kürt ayrılıkçılığına karşı mücadele üzerinde çalışıyor. Geçen ay Pakistan ve Suudi Arabistan’la bir güvenlik anlaşması imzaladı. Müslüman Kardeşler’i desteklemiş olsa da ideolojik olmaktan çok pragmatik davranıyor; savunma sanayisi ve inşaat şirketleri için iş fırsatları arıyor.” ifadelerini kullandı.

Kaybedenler ligi: Arap dünyası

Dergi son olarak ise İsrail senaryosunu gündeme taşıdı. İsrail’in saldırılarını öne çıkaran Economist aynı zamanda Tel Aviv yönetimin Birleşik Arap Emirlikleri gibi aktörleri Abraham Anlaşması’na katarak yeni bir mimari üzerinde çalıştığını itiraf etti.

Ortadoğu’nun geleceğinde üç ülkenin dışında kaybedenler ligi olduğunu da öne süren makalede şu değerlendirmelere yer verildi:

“Kaybedenler Arap ülkeleri. Irak ve Suriye gibi ülkeler hâlâ iç savaşın yıkımından çıkmaya çalışıyor. Bir zamanlar Arap dünyasının doğal lideri olan Mısır, enerjisini içeride yolsuzluğa ve muhalefeti ezmeye harcıyor. Körfez monarşileri, ekonomik büyümeyle ideolojinin etkisini uyuşturmayı amaçlayan bir refah gündemini benimsedi. Bu olumlu bir gelişme; fakat ekonomik modelleri Amerikan güvenlik desteğine bağlı. Son derece zengin Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki rekabet istikrarsızlığı yayıyor..Derin düşmanlıklar ve görülmemiş hesaplar varlığını sürdürüyor. Ortadoğu, kendisinden kuşku duyanları haksız çıkarmakta zorlanacak.”