CGTN Türk Dış Haberler Servisi

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth'in 19 Eylül'de Texas A&M Üniversitesi'nde başlattığı “Send Me Tour”un sloganı, ‘’beni gönder’’ idi. Bu, ‘’beni savaşa gönder’’ gibi basit bir askeri propagandadan da ibaret değildi. Söz konusu slogan, İncil'in Yeşaya Kitabı'ndan geliyor: “İşte buradayım, beni gönder.” Ve bu da göreve gelir gelmez, Savunma Bakanlığı’nın adını ‘’savaş bakanlığı’’ olarak değiştiren Pete Hegseth liderliğindeki Pentagon’un ABD ordusuna asker kazandırmak için kullandığı bir mobilizasyon diline dönüştü.

Hegseth, konuşmasında, “Beni Kızılceketlilerle savaşmaya gönderin. Beni komünistlerle savaşmaya gönderin. Beni İslamcılarla savaşmaya gönderin’’ ifadelerini kullandı.

Konuşmanın sonunda ise bunun yalnızca bir siyasi görüş olmadığını, “Tanrı ve ülke” için hizmet etmek olduğunu söyledi. Hegseth'in yıllardır kurduğu söylemde din, savaş ve Amerikan kimliği birbirinden ayrılmaz bir bütün olarak ortaya çıkıyor.

Ve bu söylemin merkezinde Latince bir ifade yatıyor: Deus Vult (Tanrı bunu istiyor)

İran’dan ABD’nin uçuş kısıtlamalarına karşı ICAO’ya şikayet
İran’dan ABD’nin uçuş kısıtlamalarına karşı ICAO’ya şikayet
İçeriği Görüntüle

Bir İncil ayeti değil, bir Haçlı sloganı

“Deus Vult” İncil'de bulunan bir ifade değil. Latince bir ifade ve Birinci Haçlı Seferi'yle özdeşleşmiş bir savaş sloganı.

Orta Çağ'da Hristiyan ordularının Kudüs'e doğru yürüyüşüyle ilişkilendirilen bu ifade, yüzyıllar sonra yeniden dolaşıma girdi. Günümüzde ise farklı Hristiyan çevrelerinde kullanılabildiği gibi, bazı beyaz üstünlükçü gruplar tarafından da simgesel olarak sahiplenilmiş durumda.

Washington Post'un araştırmasına göre ifade, 2017 Charlottesville'deki beyaz üstünlükçü yürüyüşteki pankartlarda, 6 Ocak 2021 Kongre saldırısında ve 2019 Christchurch cami saldırısını gerçekleştiren saldırganın materyallerinde görüldü. Ancak gazete aynı zamanda ifadenin sıradan Hristiyanlar, özellikle bazı Katolik çevreler tarafından da kullanıldığını belirtiyor. Dolayısıyla Deus Vult'u otomatik olarak “beyaz üstünlükçü sloganı” olarak tanımlamak doğru olmasa da modern aşırı sağ tarafından yeniden sahiplenilmiş bir Haçlı sembolü olduğu da bir gerçek.

Hegseth açısından bakıldığında bunu basit bir sembolizm olarak okumamak gerekiyor. Çünkü “Deus Vult” Hegseth'in kolundaki bir dövmeden ibaret değil.

2025'te savunma bakanı olarak yemin ederken elini koyduğu zeytin yeşili İncil'in ön kapağında Kudüs Haçı, arka kapağında ise “Deus Vult” bulunuyordu.

“American Crusade”

2020'de yayımlanan American Crusade: Our Fight to Stay Free (Amerikan Haçlı Seferi: Özgür Kalma Mücadelemiz) adlı kitabında Hegseth, “Deus Vult”u Hristiyanların inançlarını, ailelerini ve özgürlüklerini savunmak için “kılıcı kuşanmaya” çağıran bir ifade olarak kullanıyor. Kitabını da “savaş alanında görüşürüz” anlamına gelen ifadelerle birlikte “Deus vult!” diye bitiriyor.

Washington Post'un Hegseth'in yazılarını incelemesine göre Hegseth, İslam'ı “barış dini” olarak görmediğini yazıyor; Müslümanların doğum oranları üzerinden Batı'nın demografik olarak ele geçirileceği iddiasını savunuyor ve İslamcıların Avrupa ve ABD'yi demografik, kültürel ve siyasi olarak “fethetmeye” çalıştığını öne sürüyor. Aynı kitapta Müslüman göçünü Batı'nın “kültürel istilası” olarak tarif ediyor ve mevcut dönemi 11. yüzyıla benzeterek Hristiyanların geçmişteki mücadelelerine atıfta bulunuyor.

Haliyle Hegseth'in bugünkü “Send Me” söylemini bir turun sloganı olarak görmektense satır aralarındaki propagandaya da odaklanmak önemli.

Hegseth, 1980 yılında Minneapolis'te doğan, Princeton Üniversitesi'nde siyaset bilimi okuyan Hegseth, "The Princeton Tory" adlı muhafazakar öğrenci gazetesinin yayıncısı ve baş editörüydü. Üniversiteden sonra Amerikan ordusuna katılan, Guantanamo Hapishanesi'nde, daha sonra da Irak ve Afganistan'da farklı görevler üstlenen Hegseth, 2014 yılında kariyer değişikliği yaptı. Ulusal Muhafızların yedek askeri oldu, aynı zamanda Fox News'te yorumcu ve sunucu olarak görev yapmaya başladı.

O süreçte kaleme aldığı kitapları, onun popülaritesini bazı çevrelerde artırırken, kimileri tarafından da aşırı sağcı olarak anılmasına neden oldu.

Hegseth'in, sosyal medyadan sıklıkla paylaştığı ve Haçlı Seferleri ile ilişkilendirilen dövmeleri de bunda etkili oldu. ABD Savaş Bakanının göğüsünde, Haçlıların sembolü olarak belgelenen "Kudüs Haçı" dövmesi yer alıyor. Pazusunda da sadece Haçlıların savaş narası olmakla kalmayıp, aşırı sağ çevrelerde de popüler olan yukarıda sıkça bahsettiğimiz Latince "Deus Vult" yazıyor.

Kilise üyeliği de Hegseth'in, ideolojisine dair net bir çizgi çekiyor. Hegseth Reformcu Evanjelik Kiliseler Birliği (Communion of Reformed Evangelical Churches), üyesi. Ve bu kilisenin ABD'yi Hristiyan bir teokratik devlete dönüştürmek istediği ifade ediliyor.

Söylemin, sembolden eyleme geçisi: İran Savaşı

Hegseth, Savaş Bakanı olduktan sonra ABD ve İsrail ortaklığıyla İran'a karşı açılan savaştaki tutum ve söylemleri de bu çizgiden sapmadı. Pentagon ve diğer yerlerde yaptığı basın açıklamalarında sıklıkla İncil'den alıntılar yaparak, ABD askerlerinin İran'a yönelik savaşını Hristiyanlıkla bağdaştırdı; İran'a yönelik saldırıları ''Tanrı'nın düşmanlarına karşı verilen bir mücadele'' gibi çerçeveledi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci döneminde Hegseth gibi aktörlerin temsil ettiği bir siyasal dil, Amerikan ulusal kimliğini Hristiyanlık, savaş ve Batı uygarlığı fikriyle yeniden birbirine bağlamayı amaçlıyor.

Bu nedenle “Deus Vult”, Hegseth’in temsil ettiği dünyayı ve Trump döneminde Pentagon’da kurulan savaş dilini anlamak için güçlü bir sembol olarak öne çıkıyor. Çünkü sloganın tarihsel mantığı basit: Tanrı istiyor, o halde savaş meşru.

Hegseth’in “Send Me Tour”u da buna hizmet ediyor. Böyle bakıldığında “Send Me Tour”, yalnızca gençleri orduya çağıran bir kampanya değil; Amerikan askerine neden savaşması gerektiğini anlatan bir propaganda olarak önümüze çıkıyor. Bin yıl önce Haçlıların Kudüs’e yürürken kullandığı “Tanrı istiyor” ifadesi. bugün karşımıza Hegseth’in İncil’inin kapağında, bedenindeki sembollerde ve Amerikan gençliğine yaptığı askerlik çağrısının dilinde karşımıza çıkıyor.

Bin yıl öncesinin savaş anlatısı, popülist Trump ABD'sinin dilinde modernize ediliyor.