Son 20-25 yılda yalnızca ülke sınırları içinde değil dünya çapında büyük bir sıçrama gerçekleştiren Çin bilimkurgu edebiyatı, yerinde durmuyor, kabına sığmıyor. Özellikle 2006 sonrası dönemde tanınırlıkları artan Hao Jingfang, Chen Qiufan, Han Song, Xia Jia, He Xi, Ling Chen, Su Xuejun, Liu Cixin gibi yazarlar, çok uzun yıllar boyunca Lao She’nin 1933’te yayımlanan distopik romanı “Kedi Gezegeni”yle temsil edilen bu türde eserler verdiler/veriyorlar ve Çin’in önüne yepyeni bir yol açıyorlar. Liu Cixin’in, tüm dünyada ses getirip Çin bilimkurgusunu küresel ölçekte görünür kılan, Netflix yapımı televizyon dizisine de uyarlanan “Üç Cisim Problemi” romanını hatırlatmak bile yeterli fikir verecektir sanırım.

Teknoloji ve ulusal güç bağı

Elbette ki bu yükseliş, Çin’in bilim ve teknoloji alanındaki hızlı gelişimiyle doğrudan bağlantılı. Teknoloji felsefesi, kozmoloji, gelecek tasarımları, uygarlıklar arası çatışma, mega-kentleşme, yapay zeka, çevresel yıkım, elektronik atık endüstrisi, modernleşmenin yarattığı yabancılaşma gibi temalar çerçevesinde Çin mitolojisinden bile yararlanan bilimkurgu eserleri, yapay zeka değerlendirmelerinden sert bilimkurgu örneklerine açılan yelpazede yoğun ilgi görüyorlar.

Çin bilimkurgu edebiyatı başından beri ülkenin yeniden güçlenmesi ve modernleşmesini hayal eden; tarihsel kökeni, teknoloji ile ulusal güç arasında kurulan bağa dayanan bir tür oldu. Bu damar son dönemlerde daha da güçleniyor, çünkü Çin’de teknoloji artık soyut bir ideal değil, gündelik hayatı dönüştüren somut bir gerçeklik haline gelmiş durumda. Kişisel bir not olarak, 2000’lerden itibaren uzun bir süre Çin’de yaşadıktan sonra Türkiye’ye dönen ve yaklaşık 10 yıllık bir aradan sonra tekrar Shanghai’ya yerleşen, Çincesi gayet iyi bir arkadaşımın, “Alışmakta çok zorlanıyorum, her şey çok değişmiş, günlük yaşamda her şey teknolojiyle ilişkili” dediğini belirteyim. Böyle bir ülkede, geleceğe dair öngörülerin yoğunlaşması, sanatın çeşitli alanlarına yansıması hiç şaşırtıcı değil.

Çin Bilimkurgu Kongresi

27-29 Mart tarihleri arasında başkent Beijing’de, bilimkurgunun bilim tanıtımındaki rolünü tartışmak üzere toplanan uzmanların gerçekleştirdiği forum, tüm bu açılardan dikkat çekiciydi. Çin Yazarlar Birliği Sosyal Birlik Departmanı, Çin Bilim ve Teknoloji Yayınevi ile Beijing Yuanyu Bilimkurgu ve Gelecek Teknoloji Araştırma Enstitüsü tarafından düzenlenen ve “Bilimkurgu Kültürü Bilim İletişimini Güçlendiriyor” teması altında bilimkurgu ile teknolojiyi bütünleştirmenin yeni modellerini araştıran etkinlik, bilimkurgu yazarlarını, bilim insanlarını ve yayıncıları bir araya getirdi. Sektörler arası engelleri yıkmayı ve bilimkurgu ile bilim iletişimi arasında yeni bağlantılar kurmayı amaçlayan forumda, bilimkurgunun, bilim ve hayal gücünün kristalleşmiş hali olduğunun ve karmaşık bilimsel ve teknolojik bilgileri erişilebilir kılan eşsiz bir araç niteliği bulunduğunun altı çizildi. Çin Yazarlar Birliği’nden Bao Honglie’nin, Çin bilimkurgu edebiyatının, Çin’in bilim ve teknoloji alanında güçlenme çabasının ifadesi olduğunu, bilim ve beşeri bilimler arasında önemli bir köprü görevi gördüğünü ve ülkenin yenilikçi canlılığına ilham verdiğini vurgulayan konuşması, Çin’e özgü yeni bilimkurgu markalarının geliştirileceğine işaret etti.

Deng Xiaoping reformlarından bugüne

Forumda açıklanan “2025 Çin Bilimkurgu Edebiyatı Gelişim Raporu”na göre, bu alandaki yayıncılık sektörü geçen yıl, bir önceki yıla göre yüzde 54’lük bir artış göstermiş ve sekiz yıldır üst üste büyüme kaydetmiş durumda. 2025 yılı boyunca 727 bilimkurgu kitabı yayımlanmış ve bunların 242’si 10’dan fazla dile çevrilerek dünyaya açılmış. Raporda, endüstriyel ölçeğin sürekli genişlediği, 1980’lerde ve sonrasında doğan yazarların sektörün omurgasını oluşturduğu ve çocuk bilimkurgusunda yüzde 35’lik büyüme yaşadığı da yer alıyor. Yapay zekanın insanlığa hizmet eden bir araç olduğunu ve bilimkurgunun özünün insan merakını ve hayal gücünü korumakta yattığını savunan rapora göre yaratıcı temalar daha Çin’e özgü hale geliyor, duygusal anlatılar, yapay zeka etiği ve mitolojik yeniden yorumlamalar baskın ilgi alanları olarak beliriyor.

Çin’de özellikle 1978 sonrasındaki Dört Modernleşme Hareketi ve Deng Xiaoping reformlarıyla birlikte bilim ve teknoloji devletin kalkınma stratejisinin merkezine yerleşti. “Bilim ve teknoloji birincil üretici güçtür” diyen Deng dönemi ve sonrasında üniversiteler güçlendirildi, mühendislik ve temel bilimlere yatırım arttı, uzay programı hızlandı, nükleer teknoloji, yapay zeka, telekomünikasyon gibi alanlarda büyük sıçramalar yaşandı. Çin bilimkurgu edebiyatı da işte bu koşullarda büyüyerek gelişti ve teknolojik dönüşüm yaşayan Çin toplumunun zihinsel aynası haline geldi.