Çin ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkiler hassas bir döneme girmiş durumda. Resmî açıklamalarda diyalog ve iş birliği vurgusu öne çıkarken, perde arkasında Avrupa'nın yeni korumacı ticaret önlemlerini devreye alması, taraflar arasındaki gerilimin giderek arttığına işaret ediyor.

Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao pazartesi günü Brüksel'de Avrupa Ticaret Komiseri Maros Sefcovic ile bir araya geldi. Ancak görüşmeler sürerken AB'nin 1 Temmuz'dan itibaren kota sınırlarını aşan çelik ithalatına ilave yüzde 50 gümrük vergisi uygulayacak olması dikkat çekiyor. Ayrıca gümrüksüz ithalat kotalarında yüzde 47 oranında indirime gidilecek. Düzenlemelerde Çin'in adı doğrudan geçmese de, Pekin'de hedef ülkenin açıkça Çin olduğu değerlendirmesi yapılıyor.

Avrupa'nın ticaret politikası sertleşiyor

Son yıllarda AB, "risk azaltma" ve "sübvansiyon karşıtı" politikalar kapsamında Çinli şirketlere ve Avrupa'daki Çin yatırımlarına yönelik denetimlerini ve ticaret önlemlerini artırdı.

Haziran ayında AB liderleri, Avrupa Komisyonu'na Birliğin ticaret savunma araçlarını güçlendirme talimatı verirken, Çin üretimi hibrit ve elektrikli araçlara yönelik yeni gümrük vergileri üzerinde de çalışıldığı bildirildi. Son dönemde alınan bu kararların kapsamı ve hızı, Avrupa'nın Çin politikasında daha sert bir çizgiye yöneldiği yorumlarına neden oluyor.

Müzakere masasında farklı öncelikler

Çin basınında yer alan haberlere göre taraflar geçtiğimiz hafta boyunca birden fazla müzakere turu gerçekleştirdi.

Pekin yönetimi, elektrikli araçlara ilişkin fiyat taahhütleri, yüksek teknoloji ihracatına getirilen kısıtlamalar ve ekonomik ilişkilerin siyasallaştırılması gibi başlıklardaki endişelerini masaya taşıdı. Ancak Çin tarafı, AB'nin bu konularda yeterli karşılık vermediğini; görüşmelerde ağırlıklı olarak Avrupa'nın nadir toprak elementleri konusundaki taleplerine odaklandığını savunuyor.

Bununla birlikte, AB'nin "aşırı kapasite" gerekçesiyle ABD'nin 301. Madde tarifelerine benzer yeni ticaret araçları geliştirmeye hazırlandığı da öne sürülüyor.

Çinli bazı uzmanlar, bu mekanizmaların henüz resmî olarak yürürlüğe girmemiş olmasına rağmen, Pekin'e karşı bir pazarlık unsuru olarak kullanılmaya başlandığına dikkat çekiyor.

"Çift Yönlü Strateji" eleştirisi

Bu tablo, Çinli yorumcuların "çift yönlü strateji" olarak tanımladığı bir yaklaşımı ortaya koyuyor.

Buna göre Avrupa, kamuoyu önünde diyalog ve müzakere mesajları verirken, eş zamanlı olarak ticaret engellerini artırıyor ve Çin ile ekonomik rekabette daha sert bir çerçeve oluşturuyor.

Pekin'deki değerlendirmelerde, bu yaklaşımın ABD'nin "önce gerilimi yükselt, ardından taviz koparmaya çalış" stratejisini andırdığı ifade ediliyor.

"Aşırı Kapasite" tartışması

Çin tarafı, AB'nin politikalarının temel gerekçesi olarak gösterilen "aşırı kapasite" söylemini ikna edici bulmuyor.

Bu görüşü savunan çevrelere göre aynı mantık uygulanacak olursa, geçmişte büyük ticaret fazlası veren Alman otomotiv sektörü, Fransız şarap üreticileri ya da İtalyan moda endüstrisi de benzer şekilde "aşırı kapasite" suçlamasıyla karşı karşıya kalabilir.

Bu nedenle Pekin, Avrupa'nın serbest piyasa ilkelerini savunurken kendi sektörlerini korumaya yönelik özel ayrıcalıklar talep ettiğini vurguluyor.

Avrupa'nın stratejik kaygıları

Çinli yorumculara göre, AB'nin asıl kaygısı yalnızca Çin'in yükselişi değil; aynı zamanda Avrupa'nın uzun yıllardır sahip olduğu sanayi ve teknoloji üstünlüğünün aşınmaya başlaması.

Bu bakış açısına göre, Avrupa'nın Çin politikası sadece Pekin'e yönelik bir strateji değil, aynı zamanda Avrupa'nın küresel ekonomideki rolünü yeniden tanımlama çabasının da bir yansıması niteliği taşıyor.

Pekin, ABD'nin ticaret politikalarının Avrupa için örnek teşkil etmemesi gerektiğini savunuyor. Çinli değerlendirmelerde, Washington'un Çin'e karşı uyguladığı sert ticaret politikalarının beklenen sonuçları üretmediği belirtilirken, Avrupa'nın daha sınırlı ekonomik ve siyasi imkânlarla benzer bir stratejiyi izlemesinin daha büyük riskler doğurabileceği ifade ediliyor.

ÇKP'nin üye sayısı 101 milyonu aştı
ÇKP'nin üye sayısı 101 milyonu aştı
İçeriği Görüntüle

Çin: Diyaloğa açığız, tavizsiziz

Çin'in resmî tutumu ise değişmediği mesajını veriyor.

Pekin, ticari gerilimleri başlatan taraf olmadığını, Çin-AB ekonomik iş birliğine ve çok taraflı ticaret sistemine önem vermeyi sürdürdüğünü vurguluyor. Aynı zamanda anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesinden yana olduğunu belirten Çin yönetimi, iyi niyetin tek taraflı taviz anlamına gelmeyeceğinin de altını çiziyor.

Avrupa içinde de farklı sesler var

Öte yandan Avrupa içinde de farklı görüşler dile getiriliyor. Bazı ekonomistler ve siyasetçiler, Avrupa ekonomisinin yeniden güç kazanabilmesi için odağın korumacı önlemler yerine yatırım çekmeye, inovasyonu teşvik etmeye ve verimliliği artırmaya yönelmesi gerektiğini savunuyor. Bu çevrelere göre, yeni gümrük duvarları inşa etmek Avrupa'nın rekabet gücünü tek başına artırmayacak.

Çinli yorumcular ise değerlendirmelerini şu görüşle noktalıyor: ABD'nin daha önce denediği korumacı politikalar tek başına inovasyon üretmedi, enerji krizlerini çözmedi ve sanayi sektörünü kısa sürede yeniden ayağa kaldıramadı. Aynı yöntemin Avrupa için de farklı bir sonuç doğurması beklenmemeli.