CGTN Türk Dış Haberler Servisi

Uganda'da Ebola sona erdi: Gözler Kongo'daki salgında!
Uganda'da Ebola sona erdi: Gözler Kongo'daki salgında!
İçeriği Görüntüle

Avrupa'da 18 yaş altındaki çocuk ve gençlerin sosyal medya kullanımını sınırlandırmaya yönelik adımlar peş peşe geliyor. Dijital platformların ruh sağlığı, siber zorbalık, bağımlılık ve çevrim içi istismar risklerini artırdığına ilişkin araştırmaların ardından hükümetler, yalnızca platformları denetlemek yerine kullanıcı yaşını doğrudan düzenleyen yasalara yönelmeye başladı. Avrupa Birliği düzeyinde ise Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında çocukların çevrim içi güvenliğini artıracak ortak yaş doğrulama sistemi üzerinde çalışılıyor.

Sürecin en dikkat çekici adımı Fransa'dan geldi. Fransız Parlamentosu, 21 Temmuz 2026'da kabul ettiği yasayla 15 yaşın altındaki çocukların sosyal medya hesabı açmasını yasakladı. Düzenleme 1 Eylül'de yürürlüğe girecek; Ocak 2027'den itibaren mevcut kullanıcıların da yaşlarını doğrulamaları gerekecek. Platformlar, bağımsız otoritelerin onayladığı yaş doğrulama sistemlerini kullanmak ve 15 yaş altındaki hesapları kapatmak zorunda kalacak. Fransa böylece Avrupa Birliği içinde bu alanda en sert düzenlemeyi uygulayan ilk ülke oldu.

Avrupa’da domino etkisi

Fransa'nın ardından birçok Avrupa ülkesi benzer hazırlıklara başladı. İspanya, 16 yaşın altındaki kullanıcılar için zorunlu yaş doğrulaması ve sosyal medya yasağı üzerinde çalışırken, Yunanistan 15 yaş altına yönelik kısıtlamaları 1 Ocak 2027'de yürürlüğe sokmayı planlıyor.

Danimarka 15 yaş sınırını destekleyen ülkeler arasında yer alırken, Almanya'da 14 yaş altına yasak ve 16 yaş altına ebeveyn onayı seçenekleri tartışılıyor. Norveç ise sosyal medya kullanım yaşını 15'e yükseltmeyi hedefleyen yasa hazırlığını sürdürüyor. Avrupa genelinde ortaya çıkan tablo, her ülkenin farklı yaş sınırları belirlediği ancak ortak paydanın "güvenilir yaş doğrulaması" olduğu yeni bir dijital düzen dönemine işaret ediyor.

Avrupa'daki dönüşümün arkasında yalnızca ulusal hükümetlerin siyasi tercihleri bulunmuyor. Avrupa Komisyonu'nun verilerine göre 9-16 yaş grubundaki çocukların büyük bölümü her gün sosyal medya kullanırken, çevrim içi zorbalık, zararlı içeriklere maruz kalma ve algoritmaların çocukları uzun süre platformda tutmaya yönelik tasarımları son yıllarda en fazla tartışılan konular arasında yer aldı. Özellikle pandemi sonrasında ekran sürelerinin belirgin biçimde artması, birçok ülkede çocuk psikiyatristleri ve eğitim uzmanlarının daha sert düzenleme çağrısı yapmasına yol açtı. Bu nedenle sosyal medya artık yalnızca bir teknoloji meselesi değil, halk sağlığı ve çocuk güvenliği başlığı altında değerlendirilmeye başlandı.

Sadece aile değil şirketler de sorumlu olacak

Brüksel de ulusal girişimlerin ötesine geçen ortak bir çerçeve oluşturmak istiyor. Avrupa Komisyonu, Dijital Hizmetler Yasası kapsamında çocukların korunmasına ilişkin kılavuzları yayımlarken, tüm üye ülkelerde kullanılabilecek gizlilik odaklı bir yaş doğrulama altyapısı geliştiriyor. Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen de çocukların sosyal medyaya erişiminde yaşa göre kademeli bir model üzerinde çalışıldığını açıklarken, bazı uzman raporlarında 13 yaş altına platformların güvenli olduklarını kanıtlayamadıkları sürece erişim verilmemesi öneriliyor.

Teknoloji şirketleri, sıkı yaş doğrulamasının mahremiyet riskleri doğurabileceğini ve kullanıcı deneyimini olumsuz etkileyebileceğini savunurken, çocuk hakları örgütlerinin bir bölümü ise yasakların tek başına yeterli olmayacağını, platform tasarımlarının daha güvenli hale getirilmesi gerektiğini vurguluyor. Avrupa Komisyonu'nun sosyal medya devleri hakkında çocuk güvenliği gerekçesiyle başlattığı süreç de Brüksel'in yalnızca yaş sınırı koymakla yetinmeyip platformların tasarımını da denetlemek istediğini gösteriyor. Avrupa'nın dijital politikası böylece yeni bir eksene kayıyor: sorumluluk artık yalnızca ailelerde değil, doğrudan teknoloji şirketlerinde de aranıyor.