CGTN Türk Dış Haberler Servisi

BMGK Husiler gündemiyle acil toplanacak
BMGK Husiler gündemiyle acil toplanacak
İçeriği Görüntüle

İran savaşı Orta Doğu’nun enerji haritasını değiştirirken ABD merkezli Foreign Affairs dergisi dikkat çekici bir analiz yayımladı. Dergi, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisi ile Husilerin Babülmendep çevresindeki ilerleyişini aynı stratejik denklem içinde değerlendirdi ve ortaya çıkan tabloyu “çifte darboğaz” olarak nitelendirdi.

Analizin merkezinde Husilerin Yemen’deki son kazanımları bulunuyor. Husiler Suudi Arabistan’a yönelik insansız hava aracı ve balistik füze saldırılarının ardından Kızıldeniz kıyısındaki Muha Limanı’nı ele geçirdi. Yemen hükümeti daha sonra Babülmendep Boğazı’nın girişindeki Perim Adası’nın da Husilerin kontrolüne geçtiğini açıkladı.

Muha’nın Babülmendep’e 80 kilometreden daha kısa mesafede bulunması, Perim’in ise doğrudan boğazın içinde yer alması Husilerin Kızıldeniz’deki konumunu güçlendirdi.

Hürmüz’den kaçan petrol Babülmendep’e takıldı

Foreign Affairs’ın “çifte darboğaz” tespitinin arkasında Suudi Arabistan’ın İran savaşı sırasında karşı karşıya kaldığı enerji çıkmazı bulunuyor.

İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki baskısı nedeniyle Riyad petrol ihracatının önemli bölümünü Kızıldeniz’e yönlendirdi. Savaş boyunca Suudi Arabistan’ın batıdaki limanlarından günlük 3 ila 5 milyon varil petrol ihraç edildi. Kızıldeniz böylece Hürmüz’ü baypas eden temel çıkış noktalarından biri haline geldi.

Husilerin temmuz ayında saldırılara yeniden başlaması Riyad’ın alternatif güzergâhını da hedef haline getirdi. Suudi petrolünün Babülmendep üzerinden taşınan bölümünde yüzde 95 düşüş yaşandı. Husiler aynı zamanda Kızıldeniz kıyısındaki petrol altyapısı ve gemilere yönelik saldırılarını artırdı.

Suudi Arabistan böylece Hürmüz riskini aşmak için yöneldiği Kızıldeniz’de ikinci bir darboğazla karşılaştı.

ABD'li dergi: Trilyonlarca dolarlık ticaret

Foreign Affairs analizinde İran’ın en büyük kozunun Hürmüz Boğazı üzerindeki baskı kapasitesi olduğuna dikkat çekiliyor. Husilerin Babülmendep’te güç kazanması ise aynı baskının Kızıldeniz ayağını oluşturuyor.

Dergiye göre Tahran açısından uzun vadeli denklem, İran’ın Hürmüz’deki konumu ile Husilerin Babülmendep üzerindeki kontrolünün yan yana gelmesi. Analizde bu durumun sürdürülebilmesi halinde İran ve bölgesel ortağının her yıl trilyonlarca dolarlık ticaretin geçtiği iki kritik deniz geçidinde fiili kapı bekçilerine dönüşebileceği belirtiliyor.

Washington ikinci cephe istemiyor

Yeni tablo Riyad’ın Washington’dan askeri destek arayışını da hızlandırdı. Foreign Affairs’ın aktardığına göre ABD, daha önce Sana Havalimanı’na yönelik Suudi saldırısına yeşil ışık yaktı. Husilerin Muha ve Perim’de ilerlemesinin ardından Riyad’ın yeni hava saldırısı talebi ise Trump yönetimi tarafından geri çevrildi.

Washington’ın çekingenliğinde İran savaşının yarattığı askeri yük öne çıkıyor. ABD’nin bölgedeki önemli askeri unsurlarının Hürmüz çevresinde yoğunlaşması, Yemen’de yeni ve uzun süreli bir cephe açılmasını daha maliyetli hale getiriyor.

Hava saldırıları sonucu değiştirmedi

Husilerin son kazanımları ABD ve İsrail’in geçmişte düzenlediği yoğun saldırıların örgütün askeri kapasitesini ortadan kaldıramadığını da ortaya koydu. ABD, 2025 baharındaki Rough Rider Operasyonu kapsamında Yemen’e binden fazla hava saldırısı düzenledi. İsrail ise Husi altyapısını ve örgütün üst düzey kadrolarını hedef aldı.

Husiler bu dönemde tedarik ağlarını çeşitlendirdi, finansman kanallarını genişletti ve Yemen içindeki üretim kapasitesini geliştirdi. Foreign Affairs, örgütün doğrudan İran silah transferlerine bağımlı olmadan cephaneliğini güçlendirebildiğine de dikkati çekiyor.