CGTN Türk Dış Haberler Servisi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail’in saldırılarına İran’ın verdiği kapsamlı yanıt Batı basınında Tahran yönetiminin gücü hakkında tartışmaları tetikledi. İran’ın direnme ve misilleme kapasitesinin caydırıcılığına ek olarak Hürmüz Boğazı kartını etkili biçimde kullanmasını masaya yatıran New York Times gazetesinde Robert Pape imzasıyla yayınlanan analizde “Savaş İran’ı büyük güce dönüştürdü” başlığı tercih edildi.

Jeopolitik gelişmelerin son yıllarda Çin, ABD ve Rusya tarafından şekillendirildiği görüşün revize edilmesi gerektiğini savunan makalede “Bu varsayım artık geçerli değil. Küresel sistemde hızla dördüncü bir güç merkezi ortaya çıkıyor: İran. İran, ekonomik ya da askeri açıdan bu üç ülkeyle boy ölçüşmüyor. Ancak yeni gücü, küresel ekonominin en kritik enerji boğazı olan Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünden kaynaklanıyor.” denildi. ,

Statüko eskisine dönmeyecek

İran’ın Hürmüz üzerindeki denetiminin geçici olduğu ve statükonun savaş sonrasında eski haline döneceği beklentilerini gerçek dışı bulan analizde şunlar kaydedildi:

Trump’ın 'vururuz' tehdidi sonrası santralde 'müzik nöbeti'
Trump’ın 'vururuz' tehdidi sonrası santralde 'müzik nöbeti'
İçeriği Görüntüle

“ Bu tip yaklaşımlar İran’ın boğazı kontrol etmek için fiziksel olarak kapatması gerektiği varsayımına dayanıyor. Oysa görüldüğü gibi, boğazı kapatmadan da kontrol etmek mümkün. Bugün boğaz tanker geçişine açık. Ancak savaşın başlamasından bu yana trafik yüzde 90’dan fazla düşmüş durumda. Bunun nedeni İran’ın her gemiyi batırması değil; saldırı riskinin güvenilir biçimde oluşması sonucu sigorta şirketlerinin ya piyasadan çekilmesi ya da maliyetleri dramatik biçimde artırması. Birkaç günde bir gerçekleşen saldırı bile risk seviyesini kabul edilemez hale getirmeye yetiyor. Modern ekonomiler yalnızca petrole ihtiyaç duymaz; petrolün zamanında, büyük ölçekte ve öngörülebilir riskle teslim edilmesine ihtiyaç duyar. Bu güvenilirlik ortadan kalktığında sigorta piyasaları daralır, navlun fiyatları yükselir ve hükümetler enerji erişimini basit bir piyasa işlemi olarak değil, karmaşık bir stratejik mesele olarak ele almaya başlar.”

ABD açısından sorun asimetrik

İran’ın aralıklarla Hürmüz’de varlık göstermesinin dahi finans kapitali tedirgin edeceği, buna karşın ABD’nin Hürmüz Boğazı’da mayınlar, dronelar ve füzelere karşı sürekli bulunmasının gerekeceğine işaret ederek “ABD açısından sorunun asimetrik” olduğu vurgulandı.

“On yıllar boyunca Basra Körfezi’nde basit bir düzen vardı: üreticiler petrol ihraç eder, piyasalar fiyat belirler ve ABD deniz yollarını güvence altına alırdı. Bu sistem rekabeti mümkün kılıyor, ancak istikrarsızlığı sınırlıyordu. Bugün bu düzen çözülüyor.” Değerlendirmesine yer verilen makale şu ifadelerle sona erdi:

“ABD zor bir tercih ile karşı karşıya: ya Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü yeniden tesis etmek için uzun vadeli bir askeri çabaya girecek ya da ABD kontrolünün garanti olmadığı yeni bir enerji düzenini kabul edecek. Eğer kabul ederse sonuç net: uluslararası sistem İran’ın dördüncü bir güç merkezi olduğu yeni bir düzene evrilecek. Eğer askeri kontrolü yeniden sağlamaya çalışırsa uzun ve maliyetli bir savaşla karşı karşıya kalacak ve bunu kaybetme ihtimali de bulunuyor. İran savaşı, ABD’nin kolayca çekilip her şeyin eski haline döneceği bir çatışma değil. İran, ABD ile yapılacak herhangi bir yeni uzlaşmada ağır bir bedel talep edecektir. Ancak bu bedel, alternatif senaryonun maliyetinden daha düşük olabilir. Bu savaş dönüştürücü bir savaş. Eğer bu değişimler birkaç yıl boyunca devam ederse, küresel düzen geri döndürülemez biçimde değişecektir.”