“Yeniden İpek Yolu: Türkiye-Çin İlişkilerinde Yeni Dönem” paneli İstanbul’da düzenlendi. Yeni Dünya Araştırmaları Merkezi tarafından İstanbul Aydın Üniversitesi’nde gerçekleştirilen panele, Çin’in İstanbul Başkonsolosluğu Başkonsolos Yardımcısı Shang Jian katıldı. Dr. Elif Kaya’nın moderatörlüğündeki panelde, YDAM Direktörü Prof. Dr. Hasan Ünal, YDAM Dış İlişkiler Koordinatörü Emekli Büyükelçi Ersin Erçin, Emekli Amiral Türker Ertürk ve YDAM Genel Koordinatörü Mehmet Ali Güller konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nden Türkiye’nin Orta Koridor vizyonuna uzanan stratejik öneme sahip başlıklar ele alındı.
“55 yılda stratejik güven ve ticaret rekor seviyeye ulaştı”
Panelin açılışı, Çin’in İstanbul Başkonsolosluğu Başkonsolos Yardımcısı Shang Jian’ın konuşmasıyla başladı. Shang Jian, bu yıl Çin ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 55. yıl dönümünün kutlandığını hatırlatarak, iki ülkenin yükselen ekonomiler ve Küresel Güney’in önemli aktörleri olarak çok taraflılık temelinde birçok uluslararası ve bölgesel konuda ortak görüşlere sahip olduğunu söyledi.
İki ülke arasındaki siyasi güvenin son 55 yılda sürekli güçlendiğini belirten Shang Jian, ekonomik ve ticari ilişkilerin de istikrarlı şekilde geliştiğini ifade etti. İkili ticaret hacminin diplomatik ilişkilerin ilk yıllarında 1 milyon doların altında olduğunu kaydeden Shang Jian, bugün bu rakamın yaklaşık 50 milyar dolara ulaştığını, karşılıklı ziyaretlerin ise 500 bini aştığını dile getirdi.

Yeni dönemin anahtarı stratejik istikrar
Konuşmasında Çin-ABD ilişkilerine de değinen Shang Jian, geçtiğimiz hafta Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in daveti üzerine ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’e resmi ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlattı. İki liderin tarihi görüşmesinde Çin-ABD ilişkilerinin yanı sıra dünya barışı ve kalkınmasına ilişkin başlıkların ele alındığını belirten Shang Jian, görüşmelerin açık, yapıcı ve stratejik bir atmosferde geçtiğini söyledi.
Xi Jinping ile Donald Trump’ın Çin-ABD ilişkileri için “stratejik istikrara dayalı yapıcı ilişki” vizyonu üzerinde mutabakata vardığını ifade eden Shang Jian, bu yaklaşımın önümüzdeki dönemde küresel istikrar açısından önemli rol oynayacağını kaydetti.
“Türkiye’nin Tek Çin tutumu takdirle karşılanıyor”
Türkiye’nin Tek Çin ilkesine bağlılığını sürdürmesinden memnuniyet duyduklarını belirten Shang Jian, Ankara’nın bu konudaki yaklaşımının Çin tarafından takdir edildiğini ifade etti.
Çin’den “Türkiye Yüzyılı” vurgusu
2026 yılının aynı zamanda Çin’in 15. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın başlangıç yılı olduğuna dikkat çeken Shang Jian, Çin’in yüksek kaliteli kalkınma, dışa açılım ve yeni ekonomik model hedefleri doğrultusunda ilerlemeyi sürdüreceğini söyledi. Türk halkının da “Türkiye Yüzyılı” vizyonu doğrultusunda önemli bir kalkınma süreci yürüttüğünü kaydeden Shang Jian, iki ülkenin kalkınma stratejileri arasında daha güçlü uyum sağlanması gerektiğini vurguladı.
Shang Jian, ticaret, kültür ve turizm gibi geleneksel alanların yanı sıra yeni enerji, 5G ve biyomedikal gibi stratejik sektörlerde de yeni iş birliği fırsatlarının değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, Çin-Türkiye ilişkilerinin önümüzdeki dönemde daha yüksek seviyeye taşınacağına inandığını söyledi.
“Türkiye, Çin’in kalkınma modelinden önemli dersler çıkarabilir”
Panelde konuşan YDAM Direktörü Prof. Dr. Hasan Ünal, Çin ile ticari ilişkilerin tek taraflı değerlendirilmemesi gerektiğini kaydeden Ünal, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne yönelik ihracatında Çin’den gelen ara malların önemli rol oynadığını belirtti.
Çin’in ekonomik modeli hakkında da değerlendirmelerde bulunan Ünal, Türkiye’nin Çin’in planlama anlayışından ve devlet yönetimi yaklaşımından öğreneceği önemli noktalar bulunduğunu söyledi. Bu unsurların geçmişte Atatürk döneminde de uygulandığını belirten Ünal, Çin’in bugün bu modeli başarılı şekilde sürdürdüğünü ifade etti.
Türkiye’nin Rusya ve Çin ile özellikle savunma sanayii alanında ilişkilerini kademeli şekilde geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Ünal, çok kutuplu dünyada Ankara’nın daha dengeli ve bağımsız bir dış politika izlemesinin önemine işaret etti.

Xi dönemindeki Çin artık gücünü gizlemiyor
Panelde konuşan YDAM Dış İlişkiler Koordinatörü Emekli Büyükelçi Ersin Erçin ise Çin’in küresel stratejisini anlamadan Kuşak ve Yol Girişimi’nin taşıdığı önemin tam olarak kavranamayacağını söyledi. Bugün Kuşak ve Yol Girişimi’nden yapay zeka yatırımlarına, nadir toprak elementlerinden liman satın alımlarına kadar birçok stratejik hamlenin arkasında devlet merkezli kalkınma anlayışının bulunduğunu ifade eden Erçin, Çin’in son yıllarda küresel ölçekte daha iddialı bir güç politikası izlediğini belirtti.
Çin’in reform sürecinin mimarı Deng Xiaoping dönemindeki “gücünü gizle, zamanını bekle” yaklaşımının yerini, Xi Jinping döneminde daha özgüvenli ve daha görünür bir büyük güç anlayışına bıraktığını söyleyen Erçin, Çin liderliğinin dünyaya bakışındaki bu dönüşümün Türkiye’ye yönelik yaklaşımda da açık biçimde hissedildiğini kaydetti.
“Çin, Türkiye’yi Avrasya’nın kritik lojistik ve enerji merkezi olarak görüyor”
Erçin’e göre bugün Pekin yönetimi Türkiye’yi; Avrupa’ya açılan üretim ve lojistik kapısı, Orta Asya’ya uzanan stratejik hat üzerinde kritik bir ülke, enerji geçiş merkezi ve Orta Koridor’un en önemli aktörlerinden biri olarak görüyor. Türkiye’nin çok yönlü dış politika izleyen bölgesel bir orta güç konumunda bulunduğunu belirten Erçin, Avrasya bağlantısallığında Ankara’nın rolünün Çin açısından giderek daha değerli hale geldiğini ifade etti.
Türkiye açısından Çin’in; önemli bir yatırım ortağı, teknoloji iş birliği sağlayıcısı, elektrikli araç ve batarya ekosisteminde küresel oyuncu, altyapı ve finansman partneri olarak öne çıktığını belirten Erçin, yeni Avrasya jeoekonomisinin merkezinde bağlantı hatlarının kritik önem taşıdığını vurguladı.
“Çok kutuplu dünyada değişime uyum sağlayan ülkeler güçlenecek”
Emekli Amiral Türker Ertürk ise konuşmasında Türkiye-Çin ilişkilerinin geliştirilmesinde akademik çevreler, düşünce kuruluşları ve uzmanların önemli rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. Dünyanın değişim sürecinden geçtiğini belirten Ertürk, “Evrenin değişmeyen tek kuralı değişimdir. Değişime ayak uyduranlar ayakta kalır ve güçlenir, ayak uyduramayanlar ise geride kalır.” dedi.
Dünyanın tek kutuplu sistemden çok kutuplu düzene doğru evrildiğini ifade eden Ertürk, bu dönüşümün artık somut şekilde hissedildiğini belirtti. ABD’nin İran politikası üzerinden örnek veren Ertürk, Washington yönetiminin bölgesel stratejilerinde istediği sonucu alamadığını savunarak, bunun küresel dengelerde önemli kırılmalara yol açtığını söyledi.
Çin küresel sistemde yükselişini sürdürüyor
Çin’in yükselişini durdurmak amacıyla ABD tarafından ticaret savaşları, yaptırımlar ve çevreleme politikalarının uygulandığını dile getiren Ertürk, buna rağmen Pekin yönetiminin küresel sistemde giderek daha güçlü bir aktör haline geldiğini ifade etti. ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ziyaretine de değinen Ertürk, Washington’un Çin karşısında daha dikkatli bir diplomatik dil kullanmak zorunda kaldığını belirtti.
Çin’e yaptığı ziyaretlerden edindiği izlenimleri de paylaşan Ertürk, Batılı ülkelerde zaman zaman hissedilen “üsttenci yaklaşımı” Çin’de görmediğini belirterek, Çin yönetiminin daha dengeli ve karşılıklı saygıya dayalı bir diplomasi yürüttüğünü ifade etti.
“Türkiye, çok kutuplu dünyada Asya ile daha güçlü bağlar kurmalı”
YDAM Genel Koordinatörü Mehmet Ali Güller ise konuşmasında, dünyanın çok kutuplu yeni bir sisteme doğru ilerlediğini belirterek, Türkiye’nin bu dönüşüm sürecinde doğru konumlanması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin yalnızca dışarıdan ürün alan ve yüksek vergilerle tüketiciye sunan bir ekonomi modeliyle kalkınamayacağını ifade eden Güller, üretim odaklı ve kamucu perspektife dayanan yeni bir ekonomik anlayışa ihtiyaç olduğunu kaydetti.
Türkiye’nin Asya ile ilişkilerini güçlendirmesi gerektiğini vurgulayan Güller, Mustafa Kemal Atatürk’ün de Türkiye’yi Asya’nın bir parçası olarak gördüğünü belirtti. Türkiye’nin kendi coğrafi ve stratejik gerçeklikleri doğrultusunda bağımsız kalkınma modeli geliştirmesi gerektiğini söyleyen Güller, son yıllarda izlenen denge politikalarının daha ileri taşınmasının önemine dikkat çekti.
Şanghay İşbirliği Örgütü gibi platformların Türkiye açısından yeni fırsatlar sunduğunu ifade eden Güller, Türkiye’nin Avrasya merkezli yapılarda daha aktif rol almasının önümüzdeki dönemde stratejik önem taşıyacağını belirtti.



