Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Milli Güvenlik Konferansları Açılış Töreni'nde konuştu.
Erdoğan'ın açıklamaları şöyle:
Tüm katılımcılara tebriklerimi teşekkürlerimi iletiyorum.
Genel sekretliğin asli, görevlerine odaklanmasını Türkiye'nin ulusal güvenliği bakımından çok kıymetli buluyoru. Zorlu bir coğrafyada asırlardır varlık gösteriyoruz. 16 devletimizin 2 bin 200 yılı aşkın bir mazisi vardır. Geniş bir coğrafyada ecdadımız at koşturmuş, devletler kurmuştıur. Osmanlı devleti 3 kıta 7 iklimde bayrağını dalgalandırmıştır. Türkiye Cumhuriyeti bizim bu topraklarda kurduğumuz ilk değil, en son devletimizdir. Nice zorluklar karşılaştık, nice badirelerden geçtik ama her defasında anka kuşu gibi küllerimizden yeniden doğduk.
Özellikle 15 Temmuz ihaneti sonrası devreye aldığımız 'terörü kaynağında yok etme' stratejisi ile içeride ve dışarıda kritik başarılara imza attık. Karar alma aşamasından uygulama safhasına kadar sınır ötesi operasyon süreci, Türkiye'nin bağımsızlığını teyit eden bir rol üstlenmiştir. Terör örgütlerine karşı çok yönlü mücadele yürütürken diğer taraftan sınır ötesi harekatlarla ülkemizin güney sınırları boyunca güvenlik hattı oluşturduk. Milli güvenliğimiz riske girince gözümüzün hiçbir şey görmeyeceğini çok net ortaya koyduk. Türkiye başkalarının senaryolarında rol biçilen bir ülke değil, kendi hikayesini yazan, bölgesinde oyun kurucu aktör haline geldiğini herkese göstermiştir. Irak ve Suriye harekatlarımız, ülkemizin tepesine yerleştirilen cam tavanı parçalayarak güvenlik paradigmamızda yeni bir dönemi başlatmıştır.
Terörsüz Türkiye sürecimizin gerisin bağımsız hareket edebilme kabiliyeti vardır. Terörsüz Türkiye süreci bir güvenlik politikasının ötesinde ülkemizin yeni yüzyılına ilişkin stratejik devlet vizyonunun adıdır. Süreç hedeflerimizle uyumlu şekilde başarıya ulaştığında iç cephemizi güçlendirmekle kalmayacak, milletin önünde yeni kapıların açılmasına vesile olacaktır. Güvenlik bizim milletimiz için ihtiyaçlar hiyerarşisinde ilk sırada yer almaktadır. Gardımızı indirdiğimizde bize bu toprakta yaşam hakkı tanımazlar. Bizim güçlü olmak dışında bir seçeneğimiz yok. Güvenlik kavramının mahiyeti ve kapsama alanı da değişime uğruyor. Savaş meydanında tanklar füzeler kadar yazılım ve donanımlar da belirleyici rol oynuyor. Türkiye olarak bu süreci takip etmekle kalmıyor kendimizi buna adapte etmeye çalışıyoruz.
Veri güvenliğine büyük önem veriyoruz. Yapay zekayı etik, hukuki, toplumsal ve stratejik boyutları olan bir güvenlik meselesi olarak ele almak, ülkemiz için tercihten öte zorunluluktur. Yapay zeka doğru kullanıldığında karar alma süreçlerini hızlandırmakta, riskleri erkek tespit etmeyi sağlamakta. Ancak ciddi riskler de barındırmaktır. Sahte içerikler demokratik süreçleri zehirlemektedir. Gerçekle yalan arasındaki çizgi giderek kayboluyor. Bugün savaşlar cepheyle birlikte siber alanda, sosyal medya platformlarında eş zamanlı yürütülüyor. Sivil ve askeri alan ayrımı günden güne zayıflıyor. Cephe hattında kıyasıya mücadele verilirken cephe gerisinde medya, özellikle sosyal medya enformasyon savaşlarına sahne oldu. Terörle mücadlediki tecrübemizi sınır ötesindeki kabiliyetle birleştirerek kendimizi daima geliştirdik. Devletimizi, Türkiye düşmanlarına maşalık yapan FETÖ'vari yapılardan temizleyerek sızıntıların ve içeriden sabotajların önüne geçtik.




