Çin ve Avrupa Birliği (AB), uzun süredir devam eden ticari gerilimleri azaltmak amacıyla 16 maddelik bir anlaşma listesi üzerinde uzlaştı. Yayımlanan ortak bildiride, elektrikli araç ihracatı, Avrupa'dan tıbbi cihaz ithalatı, nadir toprak elementlerinin ihracatı ve fikri mülkiyet haklarının korunması gibi iki taraf arasındaki anlaşmazlıkların merkezinde yer alan konulara ilişkin taahhütler yer aldı.

Söz konusu bildiri, tarafların ticari anlaşmazlıkları diyalog ve müzakere yoluyla çözme iradesini ortaya koyarken, Çin-AB ekonomik ilişkilerinde yeni bir uzlaşma sürecinin önünü açtı.

Çin Küresel Televizyon Ağı (CGTN), anlaşmanın önemini değerlendirmek üzere Şanghay Küresel Yönetişim ve Bölge Çalışmaları Akademisi (SAGGAS) araştırma profesörü, Avrupa Çalışmaları Enstitüsü dekanı ve SAGGAS Konseyi Başkanı Jiang Feng ile görüştü. Jiang, ortak bildirinin üç temel mesaj içerdiğini belirtti.

Taraflar diyaloğu sürdürme ve iş birliğini geliştirme konusunda kararlı

Jiang Feng, ortak bildirinin ilk önemli sonucunun, Çin ve AB'nin ticaret savaşından kaçınma ve iş birliğini sürdürme yönündeki iradesini ortaya koyması olduğunu ifade etti.

Bildiride “diyalog”, “iletişim” ve “iş birliği” kavramlarının sıkça vurgulandığına dikkati çeken Jiang, iki tarafın da karşılıklı yarar temelinde ilişkileri geliştirmeyi hedeflediğini belirtti.

Jiang, müzakerelerde her iki tarafın da belirli tavizler verdiğini ancak varılan uzlaşının karşılıklılık ve eşitlik ilkelerine dayandığını söyledi.

Çin'in AB'nin endişelerini dikkate alırken kendi beklentilerini de gündeme getirdiğini kaydeden Jiang, Avrupa'da faaliyet gösteren Çinli şirketlere adil davranılması ve uygun bir iş ortamı sağlanması gerektiğini vurguladı. Jiang ayrıca, AB'nin kamu alımları gibi alanlarda Çinli şirketlere yönelik ayrımcı uygulamalardan kaçınması gerektiğini ifade etti.

“Yemen sorunu Orta Doğu’daki genel durum bağlamında çözülmeli”
“Yemen sorunu Orta Doğu’daki genel durum bağlamında çözülmeli”
İçeriği Görüntüle

Jiang'a göre, Çin ile AB'nin ekonomik ve ticari sorunlarını müzakere yoluyla ele alabilmesi, yalnızca iki tarafın çıkarlarına hizmet etmekle kalmıyor, aynı zamanda diğer ülkeler için de anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesine yönelik bir örnek oluşturuyor.

Bu açıdan ortak bildiri, ikili ilişkilerin istikrara kavuşturulmasının yanı sıra küresel ekonomik istikrarın ve kurallara dayalı ticaret sisteminin korunması bakımından da önem taşıyor.

Çin, daha dengeli ticari ilişkiler kurmayı hedefliyor

Jiang'ın değerlendirmesine göre, müzakereler sonucunda AB bazı öncelikli taleplerini gündeme getirirken Çin de verdiği taahhütlerle Avrupa'nın temel endişelerini gidermeye yönelik adımlar attı.

Anlaşma kapsamında Çin'in yeni enerji araçları ihracatını azaltmaya, AB'den tıbbi cihaz ithalatını artırmaya, gümrük vergilerini düşürmeye ve mevcut pazara erişim engellerini kaldırmaya yönelik taahhütlerde bulunduğu belirtildi.

Jiang, Avrupa otomotiv sektörünün AB açısından stratejik öneme sahip olduğunu ve Çin'den gelen rekabetin bu sektörde ciddi endişelere yol açtığını ifade etti. Çin'in Avrupa'ya yönelik otomobil ihracatının kontrol altına alınmasına ilişkin uzlaşının, başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinin otomotiv sektöründeki beklentilerine yanıt vermeyi amaçladığını söyledi.

Ticari gerilimlerin bir diğer önemli başlığını ise gümrük tarifeleri ile nadir toprak elementlerinin ihracatına ilişkin lisans süreçleri oluşturuyor.

Jiang, Çin'in AB'ye tedarik edilen nadir toprak elementleri ve kalıcı mıknatıslar için ihracat lisanslarının daha hızlı işleme alınmasını sağlayacak mekanizmanın önemine işaret etti. Bu düzenlemenin, Avrupa'nın söz konusu ürünlere erişim konusunda dile getirdiği kaygıların giderilmesine katkıda bulunabileceğini belirtti.

Jiang'a göre Çin, bu adımlarla AB ile ekonomik ve ticari ilişkilerini sürdürme ve daha dengeli bir yapıya kavuşturma yönündeki yaklaşımını ortaya koyuyor.

'Çin, Avrupa'nın sorunlarının kaynağı değil, çözümün ortağı'

Anlaşmanın üçüncü önemli mesajının, Çin'in Avrupa'nın ekonomik sorunlarının nedeni değil, çözüm sürecinin bir ortağı olarak görülmesi gerektiği yönündeki yaklaşım olduğunu belirten Jiang, Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao'nun da görüşmeler sırasında bu mesajı dile getirdiğini aktardı.

Son yıllarda AB'de Çin ile ticaretteki açığa dikkat çekilerek Çin'in ekonomik bir tehdit oluşturduğu yönündeki değerlendirmelerin öne çıktığını belirten Jiang, bu yaklaşımda kullanılan verilerin kapsamlı biçimde ele alınması gerektiğini vurguladı.

AB'nin Çin ile mal ticaretindeki açığının yaklaşık 360 milyar avroya ulaştığına ilişkin değerlendirmelere değinen Jiang, bu rakamların ticari ilişkilerin tamamını yansıtmadığını ifade etti.

Jiang, Avrupa merkezli şirketlerin Çin'de ürettikleri ve daha sonra Avrupa pazarına sattıkları ürünlerin de ticaret verilerinde yer alabildiğine dikkati çekti. Ayrıca yalnızca mal ticaretine odaklanılmasının, AB'nin Çin ile hizmet ticaretindeki durumunu ve bu alandaki fazlasını göz ardı edebileceğini belirtti.

Jiang, Çin'in Avrupa'nın sorunlarının kaynağı olarak gösterilmesinin ve ekonomik ilişkilerin güvenlik ekseninde değerlendirilmesinin olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Karşılıklı ekonomik bağımlılığın Avrupa'nın egemenliğine ve güvenliğine yönelik bir tehdit olarak sunulmasının, ticaretin aşırı siyasallaştırılması anlamına geldiğini belirten Jiang, bu yaklaşımın maliyetleri artırabileceğini, tedarik zincirlerini parçalayabileceğini ve iki taraf arasındaki güveni zedeleyebileceğini ifade etti. Böyle bir sürecin, sonuçta tüm tarafların ekonomik refahına zarar verebileceğini söyledi.

Çin ve AB'den küresel ticaret düzenine katkı mesajı

Jiang, Çin ve AB'nin ihracata dayalı ekonomik yapılara sahip olduğuna işaret ederek, iki taraf arasındaki iş birliğinin hem karşılıklı ekonomik fayda sağlayabileceğini hem de küresel ticaret sisteminin istikrarına katkıda bulunabileceğini belirtti.

Ortak bildiride yer alan birçok başlığın Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) çerçevesindeki ilkelerle bağlantılı olduğunu kaydeden Jiang, iki tarafın adil ticaret ilkelerine duyulan güveni güçlendirme ve uluslararası ticaret kurallarının önemini koruma fırsatına sahip olduğunu söyledi.

Jiang, Çin ile AB arasındaki anlaşmazlıkların çözümünde kullanılan yöntem ve deneyimlerin, küresel ticaret sisteminin yönetimini geliştirebilecek ilkelere dönüştürülmesinin önemli olduğunu vurguladı.