Ekuklu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, modern iş yaşamındaki değişimlerin beraberinde yeni sağlık risklerini de getirdiğini belirterek dışarıdan bakıldığında korunaklı ve şık görünen yüksek binalardaki kapalı çalışma ortamlarının ciddi tehlikeler barındırdığını vurguladı.

Klima ve iklimlendirme sistemleriyle ısıtılıp soğutulan söz konusu binalarda çalışanların yoğun biçimde toz, temizlik maddesi, kimyasal, deodorant ve parfüm gibi maddelere maruz kaldığını anlatan Ekuklu, "Kişide astıma yatkınlık ya da ailesel bir duyarlılık varsa bu ortamlar astım gelişimi için ciddi bir risk oluşturuyor." dedi.

Şikayetler işe gelince başlıyor, eve gidince geçiyor

Yapılan bilimsel çalışmalara da değinen Ekuklu, aynı ortamda çalışan kişilerde gözlemlenen tablonun oldukça çarpıcı olduğunu ifade etti.

Hantavirüs ne kadar bulaşıcı? Semptomları neler?
Hantavirüs ne kadar bulaşıcı? Semptomları neler?
İçeriği Görüntüle

Bilimsel çalışmaların ortamdaki oksijen yetersizliğinin de bu süreci olumsuz etkilediğini ortaya koyduğunu aktaran Ekuklu "Hasta Bina Sendromu' modern ofis çalışanlarında astım benzeri semptomlara yol açıyor . Araştırmalar gösteriyor ki çalışanlar işe geldikten yarım saat ile bir saat sonra astım benzeri semptomlar yaşamaya başlıyor. Bu şikayetler akşama kadar şiddetlenerek devam ediyor, işten çıkıp eve döndükten bir iki saat sonra ise kendiliğinden geriliyor." diye konuştu.

Kapalı ofis binalarının yapısal özelliklerinin de riski artırdığına dikkat çeken Ekuklu, bu tür binalarda pencerelerin açılamadığını ve aynı havanın sürekli içeride dolaştığını hatırlattı.

Çalışma ortamındaki yoğun mobilya, bilgisayar ve dolap gibi toz tutan her türlü malzemenin de astım benzeri hastalıkları tetikleyen etkenler arasında yer aldığını vurgulayan Ekuklu, zemin kaplamalarının da göz ardı edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.