CGTN Türk Dış Haberler Servisi

İngiltere Başbakanı Keir Starmer’in Çin’e gerçekleştirdiği ziyaret, Londra–Pekin ilişkilerinde sekiz yıl aradan sonra lider düzeyinde yapılan ilk temas olmanın ötesinde, İngiltere’nin Çin politikasında son yıllarda şekillenen stratejik dönüşümün açık bir ifadesi olarak ortaya çıktı. Ziyaret, yalnızca diplomatik bir normalleşme girişimi değil; İngiltere’nin Çin’i “sistemik meydan okuma” olarak tanımlayan güvenlik doktrininden, kontrollü rekabet ve stratejik iş birliğini birlikte yürütme arayışına geçişinin somutlaşmış haliydi.

Starmer, Pekin’de Cumhurbaşkanı Xi Jinping ve Başbakan Li Qiang ile yaptığı görüşmelerde, iki ülke ilişkilerinin yeniden tanımlanması gerektiğini açık bir dille ifade etti. İngiliz lider, Çin ile ilişkilerde “daha sofistike bir ilişki” hedeflediklerini vurguladı ve görüşmelerin “çok iyi ve yapıcı” geçtiğini söyledi. Ayrıca Çin’in sunduğu “büyük fırsatların” İngiltere halkına doğrudan fayda sağlayabileceğini belirtti.

Trump, Meksika Devlet Başkanı Sheinbaum ile görüştü
Trump, Meksika Devlet Başkanı Sheinbaum ile görüştü
İçeriği Görüntüle

İngiliz iş dünyası Çin’e kamp kurdu

İngiltere Başbakanı Keir Starmer’in en kritik açıklamalarından biri, iki ülkenin “uzun vadeli, tutarlı ve kapsamlı bir stratejik ortaklığa ihtiyaç duyduğu” yönündeki sözleri oldu. Çin tarafı ise daha net ve iddialı bir çerçeve çizdi. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, İngiltere’ye “uzun vadeli ve istikrarlı kapsamlı stratejik ortaklık” çağrısında bulundu ve iki ülke arasında diyaloğun ve iş birliğinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Xi ayrıca, iki ülkenin geçmişte yaşadığı iniş çıkışların her iki taraf için de zararlı olduğunu belirterek, ilişkilerin daha istikrarlı bir zemine oturtulması gerektiğini ifade etti.

Ziyaret sırasında somut anlaşmalar ve ekonomik başlıklar da gündeme geldi. Starmer’in dört günlük Çin ziyareti, İngiliz ekonomisinde büyümeyi desteklemek ve Çin pazarında yeni iş fırsatları yaratmak hedefiyle kurgulandı. Bu çerçevede Starmer, yanında HSBC, Barclays ve Standard Chartered gibi büyük finans kuruluşları ile Airbus, AstraZeneca, Jaguar Land Rover ve McLaren gibi şirketlerin temsilcilerinin yer aldığı geniş bir iş dünyası heyetiyle Çin’e gitti. Bununla birlikte Çin, İngiliz vatandaşlarına 30 güne kadar vizesiz seyahat imkânı tanıma konusunda adım attı. Bu düzenleme, İngiliz hizmet sektörünün Çin pazarına erişimini artırmayı hedefleyen daha geniş bir iş birliği çerçevesinin parçası olarak sunuldu.

Stratejik dönüşüm: Tehdidin yerini ortaklık aldı

Ziyaretin jeopolitik boyutu ise en az ekonomik başlıklar kadar dikkat çekiciydi. Starmer’in Pekin temasları, ABD’nin küresel düzeni sarsan politikalarının yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşti. Analistler, bu ziyareti Batılı ülkelerin Çin karşısında daha temkinli ve dengeci bir politika izlemeye başladığının göstergesi olarak değerlendirdi. Nitekim ziyaretin Washington’da rahatsızlık yarattığı da açık biçimde ortaya çıktı. ABD Başkanı Donald Trump, İngiltere’nin Çin ile iş birliğini artırmasını “tehlikeli” olarak nitelendirdi. Bu tepki, Starmer’in ziyaretinin yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, transatlantik ittifakın dengeleri açısından da anlamlı olduğunu gösterdi.

Bu tablo, İngiltere’nin son yıllarda Çin’e yönelik resmi belgelerde geliştirdiği stratejik dil ile birlikte okunduğunda daha net bir anlam kazanıyor. 2021 ve 2023 tarihli İngiliz strateji belgelerinde Çin, küresel düzen için “sistemik meydan okuma” ve “çağı belirleyen rakip” olarak tanımlanmıştı. 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi ise Çin’i İngiltere’nin “en karmaşık ikili ilişkisi” olarak tarif etmişti. Starmer’in Pekin ziyareti, bu kavramsal çerçevenin fiili politikaya dönüştüğü bir aşamayı temsil ediyor.