CGTN Türk Dış Haberler Servisi
Kızıldeniz, uzun zamandır Husiler ve Suudi Arabistan destekli Yemen hükümet güçleri arasındaki çatışmalar ve ambargolar nedeniyle gerilim noktalarından biri. Doğu Afrika’da tırmanan bir başka gerilim de Kızıldeniz’in diğer ucunu gündeme getirdi. Denizin iki yakasında da bölgesel çatışma riski giderek büyüyor. Bahsettiğimiz bu gerilim, Etiyopya'nın Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'ne (TPLF) karşı yürüttüğü iç savaşın yeniden tetiklenmesiyle başladı. Tigray'da yükselen tansiyon, 1993 yılında Etiyopya’dan bağımsızlığını kazanarak Adis Ababa’nın Kızıldeniz’e erişimini kesen Eritre’ye sıçradı.
Afrika Boynuzu'nda çatışma endişesi
Tigray’da yeniden alevlenen çatışmalar, Etiyopya’nın komşularıyla zaten gergin olan ilişkilerini daha da zorluyor. Mısır, Eritre, Sudan ve Somali’nin Etiyopya karşısındaki ortak kaygıları, Afrika Boynuzu’nda yeni bir bölgesel gerilim ihtimalini gündeme getiriyor. Etiyopya’da hükümet güçleri ile Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’nin (TPLF) de aralarında bulunduğu silahlı gruplar arasındaki çatışmalar, ülkenin kuzeyindeki Tigray bölgesinde yeniden tırmandı. Yaklaşık iki haftadır süren şiddetli çatışmaların ardından federal ordu, isyancı güçlerin çekilmesi üzerine Tigray’ın başkenti Mekelle’ye girdi.
Geçen ayın sonlarında başlayan çatışmalar, 2022’de imzalanan Pretoria Ateşkesi’ni ve ardından sağlanan kırılgan barışı da fiilen sona erdirmiş oldu. Ancak Mekelle’nin hükümet güçlerinin kontrolüne geçmesi, savaşın bittiği anlamına gelmiyor. Tigray’ın başka bölgelerinde çatışmalar sürerken Eritre askerlerinin kuzeydeki bazı yerleşimlere girdiğine ilişkin haberler, krizin bölgesel bir savaşa dönüşebileceği endişelerini de beraberinde getirdi. Etiyopya ordusu, hava saldırıları ve kara harekâtıyla Tigray genelinde ilerledi. Alamata ve Kobo çevresinde art arda yenilgiler alan silahlı gruplar kırsal bölgelere çekildi. TPLF lideri Debretsion Gebremichael ise mücadeleye devam edeceklerini belirterek, “Düşmanla kendi şartlarımızda ve seçtiğimiz yerde karşılaşacağız” dedi.
Savaş yeniden uzayabilir
Tigray’da yaşananlar, 2020’de başlayan savaşın ilk aşamasını hatırlatıyor. Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed hükümeti, federal güçlerin Mekelle’yi ele geçirmesinin ardından zafer ilan etmişti. Ancak Tigraylı güçler dağlık bölgelerde yeniden örgütlenerek bölgenin büyük bölümünü geri almış ve başkenti yeniden kontrol altına almıştı. Çatışmalar yaklaşık bir buçuk yıl daha sürmüştü. Yeni çatışmaların da benzer bir seyir izlemesi ihtimal dahilinde. TPLF ve diğer silahlı grupların dağlık araziyi uzun süreli bir gerilla savaşının merkezi haline getirmesi, federal ordunun ilerleyişini zorlaştırabilir. Üstelik Etiyopya hükümeti yalnızca Tigray’da değil, Amhara ve Oromiya bölgelerinde de silahlı isyanlarla mücadele ediyor.
Ancak Tigray’daki askerî dengelerin değişmesi, Etiyopya’nın sınırlarını aşan sonuçlar da doğurabilir. Bloomsbury İstihbarat ve Güvenlik Enstitüsü’nden Afrika uzmanı Hossamaldeen Ibrahim’e göre, gelişmeler Etiyopya’nın bölgesel rakipleri arasında, özellikle de Mısır’da, kaygıyla izleniyor. Ibrahim, El Cezire’ye yaptığı değerlendirmede, “Mısır, Rönesans Barajı’nı ve Etiyopya ordusunun Kızıldeniz’e doğru atacağı herhangi bir adımı stratejik tehdit olarak görüyor. Bu nedenle Etiyopya’nın tek taraflı hamlelerine karşı Eritre, Sudan ve Somali’yle yakınlaşıyor” dedi. Ibrahim, Etiyopya’nın denize erişim arayışının Eritre tarafından varoluşsal bir tehdit olarak değerlendirildiğini de belirtti.
Etiyopya’nın Kızıldeniz hedefi
Eritre’nin 1991’de bağımsızlığını kazanmasının ardından denize kıyısı kalmayan Etiyopya, dış ticaretinde komşularının limanlarına bağımlı hale geldi. Başbakan Abiy Ahmed, 2023’ten itibaren Kızıldeniz’e erişimi ülkenin stratejik öncelikleri arasına yerleştirdi. Bu yaklaşım, özellikle Eritre’nin Assab Limanı üzerindeki egemenliği açısından ciddi kaygılar yarattı. Etiyopya bugün deniz ticaretinde büyük ölçüde Cibuti’ye bağımlı. Abiy Ahmed, 1 Haziran’daki seçimlerde partisinin zaferinin ardından pazartesi günü yeni beş yıllık dönem için yemin ederek göreve başladı. Parlamentoda yaptığı konuşmada denize erişim meselesini yeniden gündeme taşıdı. Abiy, “Al-ver ilkesine dayanarak Etiyopya’nın denize çıkışa sahip olmasını sağlamak için yoğun biçimde çalışacağız” dedi. Etiyopya’nın denize erişim hedefi, böylece yalnızca ekonomik ve ticari bir mesele olmaktan çıkarak Afrika Boynuzu’ndaki güç mücadelesinin başlıca başlıklarından birine dönüştü.
Etiyopya’ya karşı bölgesel yakınlaşma
Son aylarda Mısır, Eritre, Sudan ve Somali, Etiyopya’nın bölgesel hedeflerine ilişkin ortak kaygılar etrafında yakınlaştı. Dört ülkenin liderleri, 4 Ekim’de Mısır’ın Yeni El Alameyn kentinde düzenlenen dörtlü istişare zirvesinde bir araya geldi. Görüşmelerde bölgesel gelişmeler ele alınırken siyasi, ekonomik ve ticari işbirliğinin yanı sıra istişare ve koordinasyonun güçlendirilmesi konusunda uzlaşıldı. Söz konusu ülkelerin kaygıları, Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişim hedefleri, Nil Nehri üzerindeki anlaşmazlıklar ve Afrika Boynuzu’ndaki nüfuz mücadelesi etrafında giderek daha fazla kesişiyor.
Etiyopya ile Eritre arasındaki ilişkiler de Pretoria Ateşkesi’nden bu yana ciddi biçimde kötüleşti. Etiyopya, 1 Ekim’de Eritre’yi düşmanca eylemlerde bulunmak ve yeniden başlayan çatışmalara müdahil olmakla suçlayarak ülkedeki büyükelçiliğini kapattı ve Eritreli diplomatları sınır dışı etti. Eritre de diplomatik ilişkileri kesti ancak silahlı güçleri desteklediği iddialarını reddetti.
Mısır ve Sudan da Etiyopya’nın kendilerine yönelttiği, muhalif gruplara destek suçlamalarını kabul etmedi.
Eritre’nin rolü
Eritre açısından Tigray’daki çatışmaların nerede sürdüğü, savaşın sonucuyla en az aynı ölçüde önem taşıyor. Çatışmaların uzaması, Etiyopya ordusunun Tigray’la meşgul olmasına ve Addis Ababa yönetiminin Kızıldeniz hedeflerinden uzaklaşmasına neden olabilir. Eritre, 1993'te Etiyopya'dan bağımsızlığını kazandı ve bunun sonucunda Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişimi kesildi. Yıllarca süren savaş ve gerilimin ardından ilişkiler, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in 2018'de iktidara gelmesiyle belirgin şekilde düzeldi. Eritre, 2020-2022 yıllarında Etiyopya'nın TPLF karşı yürüttüğü iç savaşta Etiyopya güçlerinin yanında savaştı. Ancak bu ittifaklık ilişkisi uzun sürmedi. İki ülke arasındaki ilişkiler kısa sürede bozuldu. Eritre, savaşı sona erdiren barış anlaşmasının şartlarına tepki gösterirken, Etiyopya daha sonra Kızıldeniz'e erişim hakkı olduğu iddiasını tekrar gündeme getirdi.
Etiyopya ayrıca Eritre birliklerini 2020-2022 Tigray savaşı sırasında sivillere karşı suç işlemekle suçladı. Bu ve diğer suçlamalar üzerine Eritre, Etiyopya'yı "iki yıldır başlatmak için can attığı savaşı meşrulaştırmak amacıyla sahte gerekçeler üretmekle" suçladı. Gerilim şubat ayında yeniden tırmandı. Addis Ababa yönetimi, komşusunun sınırı geçerek asker gönderdiğini öne sürerken, Asmara bu iddiayı "yalan" olarak nitelendirdi. Etiyopya, son çatışmaların tırmanmasında Eritre'nin yanı sıra Sudan ve Mısır'ı da TPLF öncülüğündeki ittifaka destek vermekle suçladı.
Komşular doğrudan müdahale eder mi?
Mısır’ın Nil Nehri ve Sudan konusunda kendi öncelikleri bulunuyor. Eritre, Tigray’daki gelişmelerden doğrudan etkilenebilecek bir konumda. Somali, kendi güvenlik sorunlarıyla ve Addis Ababa’yla karmaşık ilişkileriyle uğraşıyor. Sudan ise yıkıcı iç savaşın içerisinde. Bununla birlikte Etiyopya federal ordusu, ülkenin farklı bölgelerinde aynı anda birden fazla silahlı grupla mücadele etmek zorunda. TPLF’nin yanı sıra Amhara bölgesindeki Fano güçleri ve Oromiya’daki Oromo Kurtuluş Ordusu (OLA) da federal hükümete karşı savaşıyor.
Uzmanlara göre bölgesel müdahalenin boyutunu belirleyecek unsurlardan biri, TPLF’nin Etiyopya ordusunu Tigray’da ne ölçüde meşgul edebileceği ve federal güçlerin Eritre sınırına yönelmesini engelleyip engelleyemeyeceği olacak.





