CGTN Türk Dış Haberler Servisi

Kızıldeniz, Orta Doğu ile Afrika Boynuzu’nda aynı anda derinleşen krizlerin baskısı altında. Doğu yakasında Yemen merkezli çatışmalar ve Husilerin deniz operasyonları, batı yakasında ise Sudan’daki savaş ve Etiyopya’nın denize erişim arayışı, dünyanın önemli ticaret güzergâhlarından birinin güvenliğini tehdit ediyor. İki kıyıda farklı nedenlerle başlayan mücadeleler, aynı ülkelerin askeri ve siyasi müdahaleleriyle giderek tek bir çatışma alanına dönüşüyor.

Foreign Affairs’te yayımlanan analize göre, geçtiğimiz yüzyıl boyunca ayrı stratejik bölgeler olarak değerlendirilen Arap Yarımadası ile Afrika Boynuzu arasındaki güvenlik ayrımı ortadan kalkıyor. Denizin bir tarafındaki askeri hamle, diğer taraftaki güç hesaplarını değiştiriyor. Bu dönüşümün merkezinde ise Yemen’de birlikte hareket eden, Sudan’da rakip tarafları destekleyen Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ayrışması bulunmakta.

Yemen savaşı Afrika kıyısına taşındı

Bugünkü denklemin önemli dönüm noktalarından biri, Suudi Arabistan ve BAE’nin 2015’te Yemen’e askeri müdahalesi oldu. Husilere karşı yürütülen savaş, Körfez ülkelerinin Afrika kıyısındaki üslere, limanlara ve askeri personele ihtiyacını artırdı. BAE, Eritre kıyısında askeri üs kurarken Ömer el Beşir yönetimindeki Sudan, Hızlı Destek Kuvvetleri’nden on binlerce askeri Suudi Arabistan ve Emirlikler’e destek için Yemen’e gönderdi. Afrika Boynuzu, bu hamle ile birlikte Yemen savaşının lojistik ve insan gücü kaynaklarından birine dönüştü.

Abu Dabi yönetimi sonraki yıllarda liman yatırımları, askeri tesisler ve mali destek paketleriyle Afrika Boynuzu’ndaki varlığını genişletti. Etiyopya’da 2018’de iktidara gelen Abiy Ahmed yönetimine başlangıçta 3 milyar dolar destek sundu; Tigray’daki savaş sırasında da kritik askeri yardım sağladı.

Yemen’de ortak hareket eden Riyad ile Abu Dabi’nin çıkarları ise zamanla ayrıştı. Aralık 2025’te BAE destekli ayrılıkçı güçlerin Suudi sınırı yakınlarında başlattığı taarruzun ardından Suudi Arabistan ve Yemen hükümeti, Emirlikler’in ülkeden çekilmesini istedi. Sudan’da karşıt taraflara verilen destekle büyüyen güvensizlik, Yemen’deki güvenlik ortaklığının çözülmesine de yansıdı.

Doğuda savaş, batıda yeni ittifaklar

ABD ve İsrail’in şubatta İran’a açtığı savaş, bu ayrılığı daha belirgin hâle getirdi. İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki geçişleri kısıtlaması, Suudi Arabistan açısından Kızıldeniz’in önemini ayrıca artırdı. Petrol ihracatının büyük bölümünü Babülmendep üzerinden sevk etmeye yönelen Riyad, bu kez Yemen’in Kızıldeniz kıyılarını kontrol eden Husilerin operasyonları ile karşı karşıya kaldı. Hürmüz’deki baskıdan uzaklaşma arayışı, ihracat güvenliğini başka bir çatışma hattına daha bağımlı hâle getirdi.

Husilerin Suudi Arabistan’a saldırıları ve Babülmendep çevresindeki faaliyetleri, bu nedenle yalnızca Yemen savaşının seyriyle sınırlı bir mesele olmaktan çıktı. Kızıldeniz’in Afrika kıyısındaki limanların kimlerin kontrolünde olduğu, bu limanlarda hangi ülkelerin askeri varlık kurduğu ve yerel güçlerin hangi ittifaklara katıldığı da Riyad’ın güvenlik hesabına girdi.

Sudan’da karşı karşıya geldiler

Kızıldeniz’in batı yakasındaki en yıkıcı çatışma ise Sudan’da sürüyor. Suudi Arabistan ve BAE, 2019’da Beşir’in devrilmesi sürecinde iktidarı ele geçiren askeri yönetimi desteklemişti. Bu yönetimin iki kanadı 2023’te savaşa tutuşunca ortaklık yerini rekabete bıraktı.

BAE, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin başlıca dış destekçisi hâline gelirken Suudi Arabistan giderek Sudan ordusuna ağırlık verdi. Başlangıçta iki taraf arasında arabuluculuk yapmaya çalışan Riyad ise bugün Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin en önemli müttefiki konumunda.

Etiyopya-Eritre hattında yayılma riski

Sudan’daki savaşın Etiyopya’ya uzanan bağlantıları, Afrika Boynuzu’nda yeni bir cephe ihtimalini güçlendiriyor. BAE’nin Etiyopya üzerinden Hızlı Destek Kuvvetleri’ne askeri destek aktarması, Hartum ile Addis Ababa arasındaki güvensizliği artırıyor. Etiyopya ise Sudan ordusunu, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’ne bağlı binlerce savaşçıya barınma imkânı sağlamakla suçluyor.

Makalede aktarılan gelişmelere göre Tigray Halk Kurtuluş Cephesi, nisanda 2022 tarihli barış anlaşmasını fiilen geçersiz kılarak bölgedeki yönetimi yeniden ele geçirdi. Eylül sonunda Eritre’nin sessiz desteğiyle Etiyopya ordusuna karşı geniş çaplı taarruzlar başlattı. Etiyopya ordusunun ekim başında Tigray’ın bölgesel başkentini geri alması ise çatışmaların kuzeye, Eritre sınırına doğru kayması ihtimalini doğurdu.

İran’dan Trump rotası tepkisi: ABD’nin varlığından endişeliyiz
İran’dan Trump rotası tepkisi: ABD’nin varlığından endişeliyiz
İçeriği Görüntüle

Bu askeri gerilimin arkasında denize erişim mücadelesi de bulunuyor. Etiyopya, Kızıldeniz’de kendi egemenliğinde bir liman ve deniz kuvvetleri varlığı edinmek istiyor. Mısır ve Suudi Arabistan bu arayışa karşı çıkarken Etiyopya’nın kıyı komşularıyla ilişkilerini güçlendiriyor. Addis Ababa ile Asmara arasında çıkacak yeni bir savaş, bu nedenle Mısır ve Suudi Arabistan’ın BAE ile karşı karşıya geldiği daha geniş bir mücadeleye dönüşebilir.