CGTN Türk Dış Haberler Servisi

İsrail, 27 Ekim’de yapılacak genel seçimlere ekonomik kriz beklentilerinin aksine büyüme rakamlarıyla giriyor. Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ardından Gazze’de başlattığı soykırımın yanı sıra Lübnan, Suriye, Irak, İran ve Yemen’i kapsayan askeri operasyonlara rağmen ülke ekonomisi, son yıllarda gelişmiş ekonomiler arasında en hızlı büyüyen ekonomilerden biri haline geldi. Al Jazeera'ye göre İsrail’in gayrisafi yurt içi hasılası (GSYH), 2024’te yüzde 1 büyürken 2025’te yüzde 2,9 arttı. Bu yılın ilk yarısında ise büyüme yüzde 3,2 olarak kaydedildi. İsrail Merkez Bankası, 2026 yılı için yüzde 4, 2027 yılı içinse yüzde 5,5 büyüme öngörüyor. Bu tahminler ABD, İngiltere, Fransa, Kanada ve Japonya gibi büyük ekonomilerin büyüme beklentilerinin üzerinde.

Trump: İran ya her şeyini verir ya da var olamaz
Trump: İran ya her şeyini verir ya da var olamaz
İçeriği Görüntüle

Ancak 27 Ekim seçimleri öncesinde ekonomik göstergelerden çok güvenlik politikaları öne çıkıyor. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun liderliğindeki sağcı Likud Partisi ile merkez çizgideki Yashar partisinin lideri, emekli general Gadi Eisenkot, seçmenlere ülkenin güvenliğini sağlama konusunda en yetkin isimler oldukları mesajını veriyor. Teknoloji sektöründeki büyümeye karşın İsrail’in askeri operasyonları kamu maliyesi üzerinde ağır bir yük oluşturuyor. İsrail Merkez Bankası, mart ayında yaptığı hesaplamada, İran savaşının henüz başlamadığı dönemde askerî operasyonların ülkeye maliyetinin yaklaşık 350 milyar şekele, yani 114,6 milyar dolara ulaştığını tahmin etti.

İsrail yönetiminin güvenlik harcamalarını artırma yönündeki yaklaşımı, önümüzdeki yıllarda askeri bütçenin daha da büyüyeceğine işaret ediyor. Netanyahu hükümeti, yıllık savunma bütçesini 183 milyar şekele, yaklaşık 60 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Bu miktar, ülkenin GSYH’sinin yaklaşık yüzde 9’una karşılık geliyor. Söz konusu bütçenin kabul edilmesi halinde İsrail’in askeri harcamaları, 7 Ekim 2023 öncesindeki seviyesinin yaklaşık 2,5 katına çıkacak. Muhalefet lideri Yair Lapid de savunma bütçesinin artırılmasını destekliyor. Ancak Lapid ile Netanyahu, bu harcamaların hangi kaynaklarla finanse edileceği konusunda anlaşamıyor.

Hayat pahalılığı seçmeni düşündürüyor

Seçim kampanyasında güvenlik başlığı öne çıksa da kamuoyu araştırmaları, hayat pahalılığının da seçmenler açısından önemli bir mesele olduğunu gösteriyor. İsrail Demokrasi Enstitüsü tarafından geçen ay yayımlanan ankete göre Yahudi İsraillilerin yüzde 38’i, Filistinli İsrail vatandaşlarının ise yüzde 46’sı ekonomi ve hayat pahalılığını seçimde en önemli ya da ikinci en önemli konu olarak gösterdi. Filistinli İsrail vatandaşları, ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor.

İsrail, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasında uzun süredir hayat pahalılığının en yüksek olduğu ülkelerden biri. Ekonomistler bu durumu, ülkenin komşularıyla sınırlı ticari ilişkileri ve karmaşık düzenleyici süreçlerle ilişkilendiriyor.

Genel enflasyon oranı görece düşük seyretse de gıda fiyatlarındaki artış hane halklarının bütçesini zorluyor. Tüketici hakları örgütü Lobby 99’un verilerine göre gıda fiyatları 2024 başından 2026 ortasına kadar yüzde 8 arttı.

Büyüme rakamları nüfus artışından da besleniyor

İsrail’in ekonomik performansı, açıklanan büyüme rakamlarının işaret ettiğinden daha karmaşık bir görünüm sergiliyor. Ekonomistler, ülkenin büyüme oranlarının yüksek nüfus artışından da beslendiğine dikkat çekiyor. İsrail’in nüfusu son on yılda yıllık ortalama yaklaşık yüzde 2 arttı. Bu nedenle toplam ekonomik büyüme, kişi başına düşen gelir ve yaşam standartlarındaki iyileşmeyi tek başına göstermiyor. Üstelik büyüme devam etse de savaşın ekonomik etkileri ortadan kalkmış değil. İsrail Merkez Bankası, 2025 sonuna kadar yaşanan toplam üretim kaybının yıllık GSYH’nin yüzde 8,6’sına eşdeğer olduğunu tahmin ediyor.

İsrail ekonomisinin uzun vadeli görünümünü tehdit eden bir diğer unsur da kamu maliyesindeki bozulma. Ülkenin kamu borcunun GSYH’ye oranı yaklaşık yüzde 68 seviyesinde. Bu oran ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya gibi ülkelerinkinden düşük olsa da son üç yılda hükümetin gelirleriyle harcamaları arasındaki fark hızla büyüdü. İsrail Merkez Bankası, son yıllık raporunda hükümetin düzenli bütçe süreçlerini yeniden tesis etmesi ve kamu borcunu azaltmaya yönelik güvenilir önlemler almasının zorunlu olduğunu vurguladı.