CGTN Türk Dış Haberler Servisi

İspanya’da yaşanan konut krizi ve protestolar, ülkeyi erken seçimlere götürüyor. Büyük emlak şirketlerinin tekeline giren konutlar, ödenemeyen kiralar ve evlerinden çıkarılan insanlar… İspanya’nın sessizce yükselen öfkesi, 87 yaşındaki Maricarmen Abascal’ın tahliyesiyle sokağa taşmıştı. Abascal’ın ailesi 1956’dan bu yana Madrid’in Retiro semtindeki evde yaşıyordu. Ancak 2018’de konutu satın alan Urbagestión şirketi, kira sözleşmesinin sona ermesinin ardından yaşlı kadından evi boşaltmasını istedi. Yeni sözleşme için talep edilen kira, öncekinin üç katıydı. Tahliye girişimleri yıllara yayıldı ve üç kez durduruldu. Dördüncü girişim ise 23 Eylül’de sonuçlandı. Tahliyenin ardından hastaneye kaldırılan Abascal, 7 Ekim’de hayatını kaybetti.

Abascal’ın yaşadıkları, konut krizinin yalnızca yüksek kiralardan ibaret olmadığını ortaya koydu; insanlar, haklarından mahrum bırakılarak yıllardır yaşadıkları evleri kaybetme riskiyle karşı karşıya.

Hastaneden protestoculara gönderdiği son mesajında “Savaşın” diyen Abascal, kısa sürede konut hakkı mücadelesinin simgesine dönüştü. Abascal’ın ölümü üzerine taziye mesajı yayımlayan İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, “Bugün bu kaybı kendi kaybımız gibi hisseden herkese sarılıyorum” dedi. Ülkedeki konut sorununa ilişkin düzenlemelerinin parlamentoda kabul edilmemesi üzerine erken genel seçim kararı açıklayan Sánchez, bu kararın ardından yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında konut krizini ana gündem maddesi olarak ele aldı.

“Konut krizi ideolojik değil, insani bir meseledir”

Başbakanlık konutu Moncloa’da açıklama yapan Sánchez, “Konut krizi ideolojik değil, insani bir meseledir” dedi. Hükümetin açıkladığı iki kararname; uygun fiyatlı konut üretiminden ev sahibi olmayı kolaylaştıracak tedbirlere, kira sözleşmelerinden turistik ve mevsimlik kiralamaların düzenlenmesine kadar 21 başlığı kapsıyor. Düzenlemeler arasında zorunlu tahliyelerin 2030’a kadar yasaklanması, kira sözleşmelerinin 31 Aralık 2028’e kadar uzatılması ve “akbaba fonları” olarak adlandırılan emlak yatırım şirketlerinin konut satın alımlarına kısıtlama getirilmesi de bulunuyor.

Hükümet yeni önlemler açıklıyor ama kriz bitmiyor. Sorumlular ise gayrimenkul şirketleri.

İnsanlar barınamıyor, evler boş kalıyor

İspanya’da 26,8 milyon konutun 3,8 milyondan fazlasının tamamen boş olduğu belirtiliyor. Bankalar, gayrimenkul şirketleri ve yatırım fonları gibi büyük mülk sahiplerinin elinde ise bir milyondan fazla konut bulunuyor. El Pais'in 2025 yılı kadastro verilerinden yaptığı analize göre, Bask Bölgesi ve Navarra hariç, İspanya’da konut amaçlı gayrimenkullere sahip 263 bin 619’dan fazla özel şirket toplam 1 milyon 76 bin 753 konutu elinde tutuyor.

Şehir Konut Amaçlı Gayrimenkul Şirket Adına Kayıtlı Konut Şirketlerin Payı (%) 10+ Konutlu Şirketlerin Payı (%)
Madrid 1.527.232 101.867 %6,7 %3,5
Barcelona 706.624 54.944 %7,8 %3,5
Valencia 421.244 23.582 %5,6 %2,9
Zaragoza 332.683 12.420 %3,7 %2,2
Sevilla 325.898 16.797 %5,2 %2,7

İspanya’da krize neden olan tartışma, şirketlerin tekeline aldığı bu konutları yüksek fiyatlarla ya da turizm amaçlı kiralamaları. Haliyle insanların oturdukları mahallelerde artan fiyatlar ve değişen çehre nedeniyle ikamet etmeye devam edebilmeleri de imkansız hale geliyor. Şirketlerin kar hırsı insanların yıllardır yaşadıkları mahallelerden sürülmesine neden oluyor.

Maricarmen Abascal’ın yaşadıkları bu çatışmanın en çarpıcı örneklerinden biri. On yıllardır yaşadığı evin yeni sahibi, önceki kiranın üç katını talep etti. Böylece şirket açısından bir gayrimenkul işlemi olan satın alma, Abascal açısından evini kaybetmesiyle sonuçlandı.

Suudi Arabistan: Havalimanı saldırısında 3 kişi öldü, çok sayıda yaralı var
Suudi Arabistan: Havalimanı saldırısında 3 kişi öldü, çok sayıda yaralı var
İçeriği Görüntüle

Turizm bölgelerinde şirket ağırlığı büyük

İspanya’da şirketlerin konut mülkiyetindeki payının en yüksek olduğu bölgeler arasında Kanarya Adaları (%7,5), Katalonya ve Balear Adaları (%6,6) ile Madrid (%5,6) bulunuyor. Bu bölgelerdeki ortak nokta, turizm ve yatırım talebinin konut piyasası üzerindeki etkisi; ancak yerel yönetimler bu baskıya farklı politikalarla yanıt veriyor. PP (Partido Popular / Halk Partisi) yönetimindeki Madrid, hükümetin 2023 tarihli Konut Yasası kapsamında öngördüğü kira sınırlaması mekanizmasını uygulamayı reddetmişti.

Bir tarafta kira artışlarını sınırlamaya ve tahliyeleri durdurmaya çalışan hükümet, diğer tarafta bu düzenlemeleri reddeden sağcı muhalefet. Reuters’ın aktardığı 40dB araştırmasında, İspanyolların yüzde 68’i kira artışlarına getirilecek sınırlamayı destekliyor; bu desteğin sağcı PP ve Vox seçmenlerinin çoğunluğunu da kapsadığı belirtiliyor. Haliyle erken seçimlerin kira ve barınma sorununa bir çözüm arayan Sanchez hükümeti için ivme kazandırması da beklentiler arasında.

İspanya’daki konut krizi, yalnızca ev fiyatlarının ve kiraların yükselmesinden ibaret değil. Milyonlarca insanın barınma hakkıyla büyük gayrimenkul fonlarının kâr beklentileri arasındaki çatışma, Sánchez hükümetinin seçim öncesi karşı karşıya olduğu temel siyasi mücadelelerden birine dönüştü. Blackstone, Brookfield ve Greystar gibi uluslararası yatırımcıların da faaliyet gösterdiği piyasada konutlar, finansal varlıklar olarak görülüyor. El País’e göre, büyük yatırımcıların kiralık konut portföylerinden on binlerce evi bireysel alıcılara satması gündemde. Bu satış stratejisi, kiracıların sözleşmelerini uzatmasını ve tahliyelerin ertelenmesini öngören hükümet düzenlemeleriyle çatışıyor. Çünkü kiracının evde kalmaya devam etmesi, mülkün boşaltılarak daha yüksek bir bedelle satılmasını geciktirebiliyor.

Sánchez hükümetinin kira artışlarını sınırlama, tahliyelere karşı korumayı genişletme ve konut piyasasındaki spekülatif işlemleri kısıtlama girişimleri, gayrimenkul sektörünün tepkisiyle karşılaşıyor. Sektör temsilcileri, düzenlemelerin yatırımcılar açısından hukuki belirsizlik yarattığı, yeni konut yatırımlarını caydırabileceği ve arz sorununu ağırlaştırabileceği iddiasında. İspanya’da sosyal konutların yetersizliği de tartışma konularından biri. El País’e göre bazı büyük fonların elindeki konutların geçmişte kamu kaynaklarıyla oluşturulmuş sosyal konutlar olması, tartışmayı daha da derinleştiriyor.

Halk şirketlere kızgın, hükümet ise önünü almaya çalışırken sektörün hedefi haline getiriliyor.

Gayrimenkul sektörünün hükümete yönelttiği eleştiriler, 29 Kasım’da yapılacak erken seçim öncesinde bu çıkar çatışmasını siyasi gündemin merkezine taşıdı. Maricarmen Abascal’ın tahliyesi etrafında büyüyen tepki, konut krizini soyut ekonomik göstergelerden çıkarıp gündelik hayatın merkezine yerleştirdi.

İspanya’da seçim tartışması kimin iktidara geleceğini değil kimin barınma hakkını koruyabileceği etrafında dönüyor.