CGTN Türk Dış Haberler Servisi

ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta gerçekleştirilen 56. Dünya Ekonomi Forumu toplantılarının ardından Washington’a dönüş yolculuğunda İran’a ilişkin sorulara yanıt verdi. Air Force One uçağında gazetecilere konuşan Trump, ABD’nin bölgede askeri hareketlilik içinde olduğunu ima eden ifadeler kullandı. Trump, “O yöne doğru ilerleyen çok sayıda gemimiz bulunuyor. Bölgede güçlü bir deniz varlığı oluşturduk. Gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Elbette hiçbir şey yaşanmamasını isterim, ancak durumu dikkatle izliyoruz” dedi.

Trump’ın açıklamaları ile birlikte ülke basınında yer alan haberler de Washington’ın İran’a dönük saldırı ihtimalini güçlendiriyor. ABD merkezli Wall Street Journal (WSJ), F-15 savaş uçaklarının İran’a yönelik muhtemel bir saldırı senaryosu kapsamında Ürdün’e konuşlandırıldığını yazdı. Haberde ayrıca, C-17 nakliye uçaklarıyla üsse askeri ekipman ve lojistik malzeme taşındığı belirtildi. WSJ’ye göre Trump yönetimi, İran’a karşı “kararlı” askeri operasyonları ve uygun koşullarda rejim değişikliğini hedefleyen bir stratejiyi masada tutuyor.

Uçak gemisine emri Trump verdi

ABD merkezli The War Zone’a konuşan bir yetkili ise Basra Körfezi yönünde ilerlediği bildirilen USS Abraham Lincoln uçak gemisinin batıya yönelmesi talimatının Trump tarafından verildiğini öne sürdü. Yetkili, bölgeye ilave kargo uçakları ile havada yakıt ikmali tankerlerinin de gönderildiğini ifade etti. Bu gelişmeler, CENTCOM kapsamındaki askeri faaliyetlerin yoğunlaştığını gösteriyor.

ABD’nin askeri hareketliliği, Trump’ın açıklamaları ve Batı medyasında yer alan haberlerle birlikte değerlendirildiğinde, Washington ile Tahran arasındaki gerilimin yeni bir aşamaya doğru ilerlediği yönündeki tartışmalar küresel gündemin merkezine yerleşmiş durumda.

ABD’nin büyük planı içinde İran’ın rolü

ABD’nin İran’a saldırısı halinde bunun Çin ve Rusya’nın içinde yer aldığı Avrasya coğrafyasına etkisi de uluslararası basında tartışılmaya devam ediyor. The Cradle yazarı Abbas al Zein, kaleme aldığı son analizinde ABD’nin İran stratejisindeki köklü değişimi ve Tahran-Moskova-Pekin üçgenindeki bağlantıları mercek altına aldı. Zein’e göre Washington artık Tahran ile ilişkileri ayrı bir bölgesel dosya olarak değil, büyük güçler arasındaki rekabetin ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyor.

Takaichi’nin seçim kumarında çatlak: Japonya siyasetinde neler oluyor?
Takaichi’nin seçim kumarında çatlak: Japonya siyasetinde neler oluyor?
İçeriği Görüntüle

Makalede yer alan değerlendirmeler, Carnegie Endowment’ın "Amerika’ya Yönelik Gelecekteki Tehditler" raporundaki bulgularla tam bir uyum sergiliyor. Söz konusu rapor, İran’ın Rusya’nın coğrafi izolasyonunu engellediğini ve Çin’in enerji ihtiyacını ABD’ye rağmen güvence altına aldığını ortaya koyuyor. Yazar, İran’da meydana gelebilecek olası bir istikrarsızlığın sadece yerel kalmayacağını, hem Çin’i hem de Rusya’yı hedef alan sistemli bir stratejik ablukaya dönüşerek Avrasya’nın iç kesimlerinde bir güvenlik kaosu yaratacağını savunuyor.

Coğrafyanın zenginliğinde Avrasya ilişkileri

Moskova cephesinden bakıldığında, İran’ın önemi her şeyden önce coğrafi bir zorunluluktan kaynaklanıyor. Valdai Kulübü’nün araştırmalarına dayandırılan analizde, İran’ın Avrasya’nın kalbini Uluslararası Kuzey-Güney Ulaşım Koridoru (INSTC) aracılığıyla Hint Okyanusu’na bağlayan tek kara köprüsü olduğu belirtiliyor. NATO’nun Baltık ve Akdeniz’deki baskısına karşı Rusya’ya hayati bir nefes alanı açan bu rota, İran topraklarını Rusya’nın güney kanadını koruyan stratejik bir kalkan haline getiriyor. Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi (RIAC) verileri de bu coğrafi bağımlılığın, Kafkasya ve Orta Asya’nın parçalanmasını önleyen ortak bir siyasi çıkar yarattığına dikkat çekiyor.

Benzer bir stratejik denklem Pekin yönetimi için de geçerliliğini koruyor. Dış İlişkiler Konseyi (CFR) tarafından yapılan çalışmalar, İran’ı Kuşak ve Yol Girişimi’nin en kritik bağlantı noktası olarak tanımlarken, Pekin’e Akdeniz’e kadar uzanan ve ABD kontrolünde olan deniz yollarını baypas etme imkanı tanıdığını gösteriyor. Ekonomik ve finansal düzlemde ise İran, Batı’nın yaptırım gücünü zayıflatan alternatif bir yapının merkezinde yer alıyor. Çin’in günde yaklaşık 1,3 milyon varil İran ham petrolü satın alması ve ödemelerde Dijital Yuan gibi dolar dışı mekanizmaların kullanılması, Washington’un finansal baskı araçlarını bir derece de olsa etkisizleştiriyor.