İngiliz solunun köklü gazetesi Morning Star'ın aktardığı İçişleri Bakanlığı verilerine göre, ırkçı ve dini motifli suçlarda yıllık %7 artış kaydedildi. Polis, Mart 2026'da sona eren yılda 146 bin 825 suç kaydetti; Müslümanları hedef alan suçlar %15 ile en keskin artışı gösterirken, Yahudi karşıtı nefret suçları ise %10 yükseldi.

Maduro ve eşi müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya
Maduro ve eşi müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya
İçeriği Görüntüle

Veriler, nefretin siyasi kışkırtmayla dozunun arttığı bir tablo ortaya koyuyor. Eylül 2025'te aşırı sağcı Stephen Yaxley Lennon'ın (Tommy Robinson) düzenlediği "Krallığı Birleştir" yürüyüşün ardından Müslümanlara karşı işlenen suçlarda sıçrama yaşandı; Mart ayında ise ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırısının ardından yeni bir artış dalgası geldi.

"Beş günde bir camiye saldırı"

Temmuz 2025'te hükümet tarafından Müslüman karşıtı düşmanlığı izlemekle görevlendirilen İngiliz Müslüman Güven Vakfı (BMT), bugün yayımladığı "Bölünmelerle Dolu Bir Yıl" raporunda 21 Temmuz 2025 - 30 Temmuz 2026 arasında Britanya ve Manş Adaları'ndaki 64 camiyi hedef alan 78 olay kaydettiğini açıkladı, yani rapora göre beş günde bir camilere yönelik yeni bir saldırı gerçekleştiği sonucu ortaya çıkıyor.

Rakam tek başına dehşet verici; asıl alarm verici olan ise şiddetin boyutu. Kasım ayından bu yana yaşanan olayların neredeyse üçte ikisi, kayıt sistemindeki yedi şiddet seviyesinin en üst dördüne giriyor: tehdit ve sürekli taciz, silah bulundurma veya öldürme tehdidi, kundaklama veya doğrudan şiddet, hatta iddia edilen toplu katliam planları. Bu oran, Temmuz-Ekim 2025 arasında en üst dört seviyeye girenlerin dörtte birinden bile az oluşuna kıyasla dramatik bir sıçrama.

BMT'den yapılan değerlendirmede dikkat çeken ifade şu: "Bu dönemdeki en belirleyici değişim, nefretin camiye yönelik olmasından, cami içindeki Müslümanları hedef alan nefrete kaymasıdır."

"Açık av mevsimi ilan edildi"

Vakfın CEO'su Akeela Ahmed, "Bugün birçok Müslüman günlük hayatını sürdürmekten korkuyor" derken, çözümün korunma ihtiyacını azaltmaktan ve nefretin temel nedenlerini ele almaktan geçtiğini vurguladı.

Siyasi sorumluluğa dair uyarılar da ağırlık kazanıyor. Hertfordshire'daki Watford'da camiye dönüştürülmesi planlanan eski bir kilisenin defalarca hedef alınmasının ardından konuşan Mescid-i Ümmet Mütevelli Heyeti Üyesi Ammer Amin, "Müslümanlara karşı adeta açık av mevsimi ilan edildi ve insanlar politikacılar tarafından cesaretlendiriliyor" dedi ve ekledi: "Bunun Reform Partisi olduğunu söylemek kolay, ama sadece o değil. Muhafazakar Parti de aynı şarkıyı söylüyor. Neredeyse birbirleriyle yarışıyorlar."

BMT, siyasi figürler ve yorumcuların göç ya da entegrasyon eleştirisi yaparken daha dikkatli olması gerektiğini belirterek, bu tür söylemlerin kışkırtıcı hâle gelebildiğini ve İngiliz Müslüman topluluklarına yöneltilen düşmanlıktan ayırt edilmesinin zorlaştığını kaydetti.

"Bir topluluğa yönelik nefretin normalleşmesine izin veremeyiz"

Veriler sadece Müslümanları değil Yahudi topluluğunu da kapsıyor: Yahudi karşıtı suçlar, kayıtlardaki en yüksek ikinci seviyeye ulaştı. İngiltere ve Galler'de dini nefret suçları toplamı ise 2012'de kayıtların tutulmaya başlamasından bu yana en yüksek yıllık düzeyine çıktı.

Irkçılığa Karşı Dur (Stand Up to Racism) hareketinin eş koordinatörü Sabby Dhalu, artışı "hiç şaşırtıcı bulmadığını" söyledi: Bu dönem sığınmacıları barındıran otelleri hedef alan nefret dolu bir yaz mevsimine ve "İngiliz tarihindeki en büyük aşırı sağ gösteri"ye denk geldi ve politikacılar ya gösterileri açıkça destekledi ya da yarattıkları baskıya boyun eğdi.

Dhalu'nun mesajı birleştirici bir çağrıya dönüyor: "Politikacılar nefret ateşini körüklediğinde bunun sahada sonuçları oluyor. Bir topluluğa yönelik ırkçılık, diğer toplulukların da hedef alınmasına yol açan bir ortam yaratabiliyor. Irkçılıkla karşı karşıya kalan her toplulukla dayanışmak hepimizin sorumluluğu, bir topluluğa yöneltilen nefretin normalleşmesine izin veremeyiz, çünkü bu nihayetinde hepimizi tehdit eder."