Hızlı radyo patlamaları, enerjilerini milisaniyeler içinde açığa çıkaran son derece güçlü radyo dalgası sinyalleri olarak biliniyor. İlk kez 2007 yılında keşfedilen bu gizemli olaylar, aradan geçen yıllara rağmen bilim dünyasının ilgisini çekmeye devam ediyor.
Science dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, FRB 20240304B adı verilen sinyal, evrenin henüz yaklaşık 3 milyar yaşında olduğu dönemde meydana geldi. Bu da patlamanın, evrenin yaklaşık 13,8 milyar yıllık tarihinin yüzde 80'i boyunca yol alarak Dünya'ya ulaştığı anlamına geliyor.
Araştırmacılar, sinyalin önceki uzaklık rekorunu yaklaşık ikiye katladığını belirtiyor.
Keşif, Güney Afrika'daki MeerKAT radyo teleskobu kullanılarak gerçekleştirildi. Ardından NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu'ndan yararlanılarak patlamanın kaynaklandığı galaksi belirlendi.
Araştırmanın başlıca isimlerinden, Sydney Üniversitesi'nden astrofizikçi Dr. Themiya Nanayakkara, patlama gerçekleştiğinde Dünya'nın ve Güneş'in henüz oluşmadığını vurguladı.
James Webb verileri, sinyalin genç ve küçük bir galaksiden geldiğini ortaya koydu. Yüksek hızda yıldız oluşumunun yaşandığı bu galakside ağır elementlerin, yani astronomide kullanılan ifadeyle metallerin, görece az olduğu belirlendi.
Bu bulgu, hızlı radyo patlamalarının nasıl oluştuğuna ilişkin mevcut teoriler açısından önem taşıyor. Öne çıkan açıklamalardan biri, bu sinyallerin son derece güçlü manyetik alanlara sahip nötron yıldızları olan magnetarlardan kaynaklanması.
Ancak bilim insanları, bu son patlamayı meydana getiren mekanizmanın henüz kesin olarak bilinmediğini belirtiyor. Nanayakkara'ya göre, hangi mekanizma söz konusu olursa olsun, düşük metal içeriğine sahip genç galaksilerde bu tür patlamaların nasıl ortaya çıkabildiğini açıklaması gerekiyor.
Bugüne kadar 10 binden fazla patlama tespit edildi
2007'den bu yana 10 binden fazla hızlı radyo patlaması kaydedildi. Bu sinyallerin davranışları ise birbirinden farklı.
Bazıları düzenli biçimde tekrarlanırken bazıları bir süre sinyal gönderdikten sonra sessizleşiyor. Bazılarıysa yalnızca bir kez gözlemleniyor ve bir daha tespit edilemiyor.
FRB 20240304B'nin de tek seferlik bir olay mı olduğu, yoksa ilerleyen dönemde yeniden sinyal gönderip göndermeyeceği henüz bilinmiyor.
Araştırmacılar, bu patlamaların kaynağını bütünüyle anlamadan da onları evreni incelemek için kullanabiliyor. Çünkü sinyaller, uzay boyunca ilerlerken karşılaştıkları maddeyle etkileşime giriyor ve bu etkileşim, bilim insanlarına yol üzerindeki maddenin miktarı hakkında bilgi veriyor.
Görünmeyen maddeyi haritalamak mümkün olabilir
Hızlı radyo patlamalarını ilk keşfeden astrofizikçilerden biri olan Swinburne Üniversitesi'nden Profesör Matthew Bailes, yeni araştırmanın bu sinyallerin evreni incelemedeki gücünü ortaya koyduğunu belirtti.
Bailes'e göre hızlı radyo patlamaları, evrendeki atomların sayısını ve dağılımını anlamak için önemli bir araç olabilir.
Sinyaller, içinden geçtikleri madde nedeniyle değişime uğruyor. Bilim insanları da bu değişimleri inceleyerek sıradan teleskoplarla doğrudan görülemeyen madde hakkında çıkarımlar yapabiliyor.
Araştırmada yer almayan astrofizikçi Dr. Sara Webb ise hızlı radyo patlamalarının, kaynaklarıyla Dünya arasındaki görüş hattında bulunan maddenin miktarını ölçmek için kullanılabileceğini ifade etti.
Webb'e göre bu keşif, hızlı radyo patlamalarının evrenin erken dönemlerinde oldukça yaygın olabileceğine işaret ediyor.
Bilim insanları şimdi bu tür uzak sinyallerin daha fazlasını tespit etmeyi hedefliyor. Her yeni keşif, evrenin geçmişini anlamaya ve bugün hâlâ tam olarak açıklanamayan madde dağılımını ortaya çıkarmaya yardımcı olabilir.



