Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde;

Türk Yıldızları ve SOLOTÜRK Samsun semalarında gösteri uçuşu yaptı
Türk Yıldızları ve SOLOTÜRK Samsun semalarında gösteri uçuşu yaptı
İçeriği Görüntüle

Başta CHP olmak üzere muhalefeti kıskandıran, muhalefetin gençlerle ilgili iddialarını tek tek çürüten bir şölene imza attık. Kocaeli'deki şölen gençlerle gerçekleştirdiğimiz buluşmalarımızdan 14'üncüsüydü. Gençlerimizle farklı etkinliklerle yüzlerce defa bir araya geldik. Bütün vatandaşlarımıza gönlümüzün kapılarını açtık. Bu ülkenin tüm gençlerini aynı samimiyetle bağrımıza bastık.

Gençlik, geleceğin tohumudur. Gençliğe yüz çeviren, geleceğe yüz çevirmiş demektir. Biz gençlerin en çok rağbet ettiği adres olduk. Siyaseti, gençlerle birlikte yaptık. Kibirli, yargılayan, gençleri tehdit eden söylemleri kapımıza hiçbir zaman yaklaştırmadık. Gençlerle empati kurmayı denedik, ders vermek yerine gençlere kulak verdik.

"Gençlik, geleceğin tohumudur"

Gençlik, geleceğin tohumudur. Gençliğe yüz çeviren, geleceğe yüz çevirmiş demektir. Biz gençlerin en çok rağbet ettiği adres olduk. Siyaseti, gençlerle birlikte yaptık. Kibirli, yargılayan, gençleri tehdit eden söylemleri kapımıza hiçbir zaman yaklaştırmadık. Gençlerle empati kurmayı denedik, ders vermek yerine gençlere kulak verdik. Başörtüleri dolayısıyla üniversiteye alınmayan gençlerimizle ilgilendiğimiz kadar, hayatın zorluklarını göğüslemek zorunda kalan gençlerimizle de ilgilendik.

Gençler arasında ayrım yapan bir kadro olmadık, bugün de değiliz. Önyargısız bir şekilde açık bir kalp ve açık bir zihinle gençlerimizi anlamaya çalışıyoruz. Gençlerimizi harflerle ayırıp, doğum yılına göre onları kategorize edenlerin bizim ne yaptığımızı anlamakta zorlanmaları normaldir. Unutmayın, tilki uzanamadığı üzüme koruk dermiş. Bunlar da gençlik şölenimize çamur atarak kendi kifayetsizlikleri kapatmak istiyor.

"CHP seçmeni utandırıyor"

CHP üç beş kifayetsiz muhterisin elinde seçmenini utandıran bir parti haline döndü. Rüşvetsiz selam dahi almayanların içler acısı durumunu bu ülkenin gençleri elbette görüyor. Bu aç gözlülerle arasına mesafe koyuyor. CHP'nin rahatsızlığının temel sebebi işte budur. Biz gençlere güvenmeye, önünü açmaya devam edeceğiz. Milli ve manevi değerlerimiz ışığında gençlerimizin en iyi şekilde yetişmeleri için elimizden gelen çabayı harcayacağız.

Geçtiğimiz çarşamba günü itibariyle 14 Mayıs seçimlerinin üzerinden 3 yıl geçti. Önümüzdeki perşembe günü ise cumhurbaşkanlığı seçiminin üzerinden 3 sene geçmiş olacak. Geride bıraktığımız bu 3 seneyi dolu dolu geçirdik. 14 Ağustos'ta AK Partimizin kuruluşunun 25. yıl dönümünü kutlayacağız, artık çeyrek asrı geride bırakmış olacağız. Büyük AK Parti ailesi olarak, Türkiye'ye kazandırdığımız eserler bakımından aşılmaz rekorlara imza atmanın haklı gururunu yaşıyoruz.

"Bu hareket millet, memleket davasıdır"

Bugün özellikle gözlerinin ışıltısı her zaman yüreğimizi ısıtan gençlerimizle hasbihal etmek arzusundayım. Biz yola çıkarken uzun bir yola çıktığımızın, derin sulardan geçeceğimiz bir yola çıktığımızın bilinciyle çıktık. Kimse bize kolay olacak demedi. Karşımızda merhum Menderes'in talihsiz hatıraları duruyordu. Kimilerimiz işkencelerden geçti, kimilerimiz hapisler yattı, partilerimiz kapatıldı, ötelendik, dışlandık. Hiçbir zaman korkmadık, vazgeçmedik, çünkü bu hareket bir kişiye çıkar sağlama hareketi değildi. Bu hareket köksüz bir hareket değildi, saman alevi gibi parlayıp sönecek bir hareket hiç değildi. Bu hareket millet, memleket, büyük Türkiye davasıdır, bu hareket ümmet davasıdır.

"Tarihe bir borcumuz var"

Darbe senaryoları yazıldı, partimize kapatma davası açıldı. Yargı darbelerine, silahlı darbe girişimlerine, terör saldırılarına maruz kaldık. Huzur ortamını, ekonomiyi hedef alan nice saldırıların, suikast girişimlerinin hedefi olduk. Biz bir hayalin peşinde koştuk, millet davasına boynumuzu uzattık. Tarihe bir borcumuz var, şehitlerimize, ümmete, mazlumlara bir borcumuz var.

"Gençlere kıymet veren iktidar 23,5 yıldır iş başında"

Buradan bir kez daha gençlerimize samimiyetle seslenmek istiyorum: Sevgili genç kardeşlerim; sizi dinleyen, sizi doğru anlayan, size kıymet ve ehemmiyet veren bir iktidar 23,5 yıldır iş başındadır. AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın gözünde bu ülkenin gençlerinin tamamı birdir, eşittir, aynı derecede sevgiye, hizmete, muhabbete layıktır. Sizin güvenliğinizi, sizin istikbalinizi, sizin huzur ve esenliğinizi her şeyden çok önemsiyoruz. Sizin sporda, sanatta, bilimde, ilimde, kültürde, siyasette, bürokraside hak ettiğiniz yere gelmenizi çok önemsiyoruz. Sizin hayallerinizi gerçekleştirecek her türlü imkana sahip olmanızı çok ama çok önemsiyoruz.

Biz size inanıyoruz, size güveniyoruz. Türkiye Yüzyılı'nın inşasını inşallah sizler tamamlayacaksınız. Yazacağınız başarı hikayeleriyle hem ailelerinizin hem de milletimizin kıvanç kaynağı olacaksınız. Şunu lütfen hiçbir zaman unutmayın; her karışında bir yiğidin yattığı bu mübarek topraklar sizin.

"Türkiye'yi asrın yıldızı yapacağız"

Her şehri ayrı güzel, her köşesinden tarih fışkıran bu cennet vatan sizin. Dostuna güven, düşmanına korku salan bu büyük devlet sizin. Mazisi zaferler ve mücadelelerle dolu bu necip millet sizin. Rengini aziz şehitlerimizin kanından alan bu şanlı bayrak sizin. Yeni Türkiye sizin eseriniz olacak. Büyük ve güçlü Türkiye inşallah sizlerin omuzlarında yükselecek. Bunun için bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, hep birlikte Büyük Türkiye’yi bu asrın parlayan yıldızı yapacağız.

Geçtiğimiz çarşamba günü itibarıyla Meclisimizin de teşekkül ettiği 14 Mayıs seçimlerinin üzerinden 3 yıl geçti. Önümüzdeki perşembe günü ise Cumhurbaşkanı seçimlerinin ikinci turunun üzerinden 3 sene geçmiş olacak. Gerek Meclisimiz gerekse hükümetimiz geride bırakmakta olduğumuz bu 3 seneyi önceki dönemlerde olduğu gibi dolu dolu geçirdi. Yine yaklaşık 3 ay sonra, 14 Ağustos'ta AK Partimizin kuruluşunun 25. yıl dönümünü kutlayacağız. Artık çeyrek asrı inşallah geride bırakmış olacağız. Aynı şekilde yaklaşık 5 ay sonra da kesintisiz iktidarımızın 24 yılını dolduracağız. Büyük AK Parti ailesi olarak hem süre bakımından hem de Türkiye’ye kazandırdığımız eserler bakımından aşılmaz rekorlara imza atmanın haklı gururunu yaşıyoruz.

"Kimse bize kolay olacak demedi"

Aziz dava arkadaşlarım; bugün sizlerle biraz dertleşmek, kalbimle kelamım arasına perde koymadan açık yüreklilikle konuşmak istiyorum. Bugün özellikle gözlerinin ışıltısı her zaman yüreğimizi ısıtan gençlerimizle hasbihal etmek, gönlümden geçenleri onlarla paylaşmak arzusundayım. Yunus Emre'nin bizim için de çok anlamlı bir beyti var. Diyor ki: "Bu yol uzaktır, menzili çoktur. Geçidi yoktur, derin sular var." Evet, biz bu yola çıkarken uzun bir yola çıktığımızın; menzili çok, geçidi yok bir yola çıktığımızın; derin sulardan geçeceğimiz bir yola çıktığımızın idrakiyle, şuuruyla, bilinciyle çıktık. Kimse bize "kolay olacak" demedi.

En başta karşımızda merhum Menderes'in, merhum Polatkan'ın, merhum Zorlu'nun talihsiz hatıraları duruyordu. 27 Mayıs'ın, 12 Mart'ın, 12 Eylül'ün, 28 Şubat'ın tehditleri üzerimizde bir ağırlık olarak kendilerini hissettiriyordu. Kimilerimiz işkencelerden geçti, kimilerimiz hapislerde yattı. Partilerimiz kapatıldı, siyasi yürüyüşlerimiz engellendi. Yok sayıldık, ötelendik, dışlandık, kendi öz yurdumuzda örselendik. Hiçbir zaman korkmadık, hiçbir zaman vazgeçmedik. Çünkü bu hareket bir kişiye, bir gruba çıkar sağlama hareketi değildi. Bu hareket kişisel rant peşinde koşan bir hareket değildi. Bu hareket köksüz bir hareket değildi; saman alevi gibi parlayıp sönecek bir hareket hiç değildir. Bu hareket ta en başından itibaren millet davasıdır, memleket davasıdır, büyük Türkiye davasıdır. Bu hareket ümmet davasıdır.

"Nice badire atlattık"

Daha kurulduğumuz andan itibaren partimizi saf dışı bırakmak, hükümetimizi yıkmak için darbe senaryoları yazıldı. İktidarımızın henüz beşinci yılında partimize kapatma davası açıldı. Muhtıralar gördük, sokak hareketleri gördük. Yargı darbelerine, silahlı darbe girişimlerine, terör saldırılarına maruz kaldık. Huzur ortamını, güven ortamını, istikrarı, ekonomiyi, demokrasiyi hedef alan nice saldırıların, suikast girişimlerinin hedefi olduk. Bunlar sizin gördükleriniz, halkımızın gördükleri; görünmeyen nice saldırıyı, görünmeyen nice badireyi atlattık.

Neydi derdimiz? Boyun eğebilirdik, teslim olabilirdik, uyum sağlayabilirdik, suyuna gidebilirdik. "Ağamsın, paşamsın" diyebilirdik. Rahat yataklarımızda, sıcacık koltuklarımızda etliye sütlüye karışmadan günümüzü gün edebilirdik. Bizden önceki pek çok hükümetin yaptığı gibi biz de rahatımızı bozmaz, riske girmez, idare-i maslahatla işi götürebilirdik. Ama biz bunu yapmadık. Biz yollara düştük, biz bir hayalin peşinde koştuk. Biz aşk ile millet davasına boynumuzu uzattık. Çünkü biz şunu biliyorduk: Tarihe bir borcumuz var. Ecdada, şehitlerimize bir borcumuz var. Ümmete bir borcumuz var. Mazlumlara, yolda kalmışlara, yoksullara, aziz milletimize, aziz memleketimize bir borcumuz var.