Çin, ABD tahvil varlıklarını 2008’den bu yana en düşük seviye olan 694,4 milyar dolara indirirken, altın rezervini 2 bin 309 tona çıkardı. Bu stratejik hamle, ABD’nin borçlanma maliyetlerini yükseltti ve küresel piyasalarda yeni bir dengenin sinyallerini verdi.

Çin'in bu hamlesini CGTN Türk'e değerlendiren ekonomi yazarı Çetin Ünsalan, bunun yalnızca finansal değil, aynı zamanda jeopolitik bir dönüşümün habercisi olduğuna dikkat çekti.

Çetin Ünsalan

Altına yönelişin üç temel nedeni

Ünsalan’a göre, artan jeopolitik riskler ve küresel belirsizlikler yalnızca Çin’i değil, diğer merkez bankalarını da altına yönlendiriyor. Özellikle ülkelerin kendi dijital para sistemlerine hazırlık yaptığı bir dönemde, altının yeni finansal mimaride ortak bir değer ölçütü olarak öne çıkabileceği değerlendiriliyor.

Ünsalan, küresel merkez bankalarının altına yönelmesini şu üç ana başlıkta özetledi:

1. Jeopolitik riskler: Artan savaş ve çatışmalar, ülkeleri güvenli liman olarak altına yönlendiriyor.

“Ateşkes fırsatına değer verilmeli, kalıcı barış için diyalog gerçekleştirilmeli”
“Ateşkes fırsatına değer verilmeli, kalıcı barış için diyalog gerçekleştirilmeli”
İçeriği Görüntüle

2. Dijital para dönüşümü: Ülkeler kendi resmi dijital paralarına hazırlanırken, altın yeni sistemde ortak değer ölçütü (çıpa) olarak görülüyor.

3. Dolardan rahatsızlık: Küresel ticarette dolara bağımlılık her geçen gün daha fazla eleştiriliyor.

Dolar hegemonyası sallanıyor

Küresel ticarette dolara olan bağımlılığın giderek sorgulandığını belirten Ünsalan, dünyanın tek merkezli yapıdan uzaklaşarak daha dengeli bir güç dağılımına yöneldiğini ifade etti.

Ancak bu dönüşümün kısa vadede tamamlanmasının zor olduğunu vurgulayan Ünsalan, sistemin tamamen değişmesinin yaklaşık 10 yılı bulabileceğini öngörerek “Keskin bir dijital kırılma yaşanmadığı sürece, tek kutuplu yapıdan çok kutuplu sisteme geçiş uzun soluklu bir süreçtir. Ancak yön değişmiştir.” diye konuştu.

ABD’yi finansal sıkıştırma stratejisi

Çin’in ABD tahvillerini elden çıkarmasının doğrudan bir ekonomik hamle olmanın ötesinde jeopolitik bir boyutu olduğunu vurgulayan Ünsalan, bunun ABD’nin olası savaş senaryolarındaki finansman kapasitesini kısıtlamayı hedeflediğini söyledi.

Ayrıca ABD’nin Harvard ve MIT gibi önde gelen üniversitelerdeki teknoloji ödeneklerini kısmasını “Çin karşısında büyük bir stratejik hata” olarak nitelendirdi.

Yeni dünyada kazananlar ve kaybedenler

Ünsalan’a göre yeni dünya düzeninde teknolojiye, özellikle yapay zekaya yatırım yapan ve doğru işbirlikleri kuran ülkeler öne çıkacak. Çin’in artık “gelişmekte olan ülke” statüsünden çıktığını belirten Ünsalan, Brezilya’nın bu süreçte sürpriz ataklar yapabileceğine dikkat çekti.

Ünsalan, dönüşüme hazırlıksız yakalanan ülkeleri ise oldukça zorlu bir sürecin beklediğini sözlerine ekledi.

Çin’in dolardan altına stratejik geçişi, küresel ekonomide çok kutupluluğa doğru gidişin en somut işaretlerinden biri olarak değerlendiriliyor. ABD’nin borçlanma maliyetleri artarken, uzmanlar önümüzdeki on yılın dünya ekonomisinin yeniden şekilleneceği kritik bir dönem olacağını vurguluyor.