Haber Merkezi

ABD'nin Irak'taki askerî varlığının sona erdiğini açıklamasının ardından Özel Temsilci Tom Barrack'ın Bağdat'ta yoğun diplomatik temaslarda bulunması, Washington'ın Irak politikasının geleceğine ilişkin tartışmaları beraberinde getirdi. Iraklı siyasi ve yargı yetkilileriyle gerçekleştirilen görüşmeler, ABD'nin askerî varlığını azaltırken güvenlik, enerji ve finans alanlarındaki etkisini sürdürmeye çalıştığı yorumlarına neden oldu.

Irak Başbakanlık Basın Ofisi'nden yapılan yazılı açıklamaya göre, ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ile Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, başkent Bağdat'ta Başbakan Ali ez-Zeydi tarafından kabul edildi. Görüşmede ikili ilişkiler, ortak işbirliğinin geliştirilmesi ve bölgesel güvenlik konuları ele alındı. Açıklamada ayrıca iki ülkenin ortak çıkarlarına hizmet edilmesi ve bölgesel gerilimin azaltılmasının önemine vurgu yapıldı.

Barrack'ın Bağdat temasları bununla da sınırlı kalmadı. Barrack, Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan ile de bir araya geldi.

Çekilme ile diplomatik trafik arasındaki zamanlama dikkat çekiyor

ABD'nin 30 Eylül'de Irak'taki askeri varlığını sona erdirmesinin hemen ardından Barrack'ın üst düzey Iraklı yetkililerle art arda görüşmeler gerçekleştirmesi, Washington'un Irak'a yönelik politikasında bir eksen değişikliğine işaret ediyor.

Gözlemcilere göre ABD, askeri maliyet ve riskten kaçınırken, Irak üzerindeki nüfuzunu ekonomik ve diplomatik araçlarla sürdürmeyi hedefliyor. Bu çerçevede Barrack'ın gündeminde enerji yatırımları, finansal düzenlemeler ve güvenlik işbirliği başlıklarının öne çıktığı belirtiliyor.

Görüşmelerin perde arkası: Petrol ve dolar

Edinilen bilgilere göre Barrack'ın Irak tarafıyla ele aldığı kilit ekonomik başlıklar arasında Chevron'un Basra petrol sahalarını geliştirmesi, Kerkük-Banyas boru hattının yeniden devreye alınması ve Amerikan şirketlerinin Kürt bölgesindeki faaliyetlerine dönmesi yer alıyor. Uzmanlar bu durumu, "Amerikan askeri gitti ama Amerikan enerji devleri kalıyor." şeklinde değerlendiriyor.

Görüşmelerde ayrıca Irak dinarının döviz kuru ve Irak'ın dolar işlemlerine ilişkin finansal düzenlemeler de ele alındı. ABD Hazine Bakanlığı'nın daha önce İran'a finansman sağladığı gerekçesiyle bazı Irak bankalarının dolar işlemlerini kısıtladığı biliniyor. Bu durum, Washington'un Bağdat üzerindeki finansal baskı araçlarını elinde tutmaya devam ettiği şeklinde yorumlanıyor.

Barrack'ın mesajlarında öne çıkan bir diğer başlık ise "tüm silahlı grupların devlet kontrolüne alınması" ve "Irak'ın bölgesel çatışmalara taraf olmaması" oldu. Bu ifadeler, İran yanlısı milis yapılanmalarına yönelik dolaylı bir uyarı olarak değerlendiriliyor.

Zeydi hükümeti üzerindeki baskı artıyor

ABD'nin Bağdat'taki diplomatik atağının, Başbakan Ali ez-Zeydi hükümeti üzerindeki baskıyı artırdığı belirtiliyor. Göreve gelmeden önce kamu yönetiminde deneyimi bulunmayan Zeydi'nin, bankacılık ve inşaat sektörlerindeki iş geçmişi dikkat çekiyor.

Washington'un Zeydi hükümetinden beklentileri arasında, milis gruplarının silahsızlandırılması ve Irak topraklarının ABD çıkarlarına yönelik eylemlere zemin olmaktan çıkarılması yer alıyor. Ancak bu hedeflerin, Irak'ın mevcut siyasi dengeleri içinde hayata geçirilmesinin son derece güç olduğu değerlendiriliyor.

Trump: Atina Büyükelçimizi görevden almayı düşünüyoruz
Trump: Atina Büyükelçimizi görevden almayı düşünüyoruz
İçeriği Görüntüle

Irak'ta güvenlik ve ekonomik tablo

ABD askerlerinin çekilmesinin ardından Irak'ta güvenlik ve ekonomik alanda ciddi sorunlar devam ediyor. Ülke genelinde milis grupların etkinliği sürerken, ekonomik açıdan Irak'ın petrol gelirlerine bağımlılığı ve yabancı şirketlerin sektördeki ağırlığı dikkat çekiyor.

Iraklı yetkililer, ABD ile ilişkilerin "karşılıklı çıkarlar" temelinde sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, Washington'un Bağdat'a yönelik politikasında askeri araçlar yerine ekonomik ve diplomatik baskı unsurlarını öne çıkardığı görülüyor.

"Çekilme değil, yöntem değişikliği"

Bölge uzmanları, ABD'nin Irak'tan asker çekmesinin ülkeye olan ilgisinin sona erdiği anlamına gelmediğini belirtiyor. Aksine, Washington'un daha düşük maliyetli ancak etkili araçlarla Irak üzerindeki nüfuzunu sürdürmeye çalıştığı ifade ediliyor.

Bu çerçevede Barrack'ın Bağdat ziyaretleri, ABD'nin Irak politikasında "askeri varlık" yerine "ekonomik ve diplomatik kaldıraç" döneminin başladığı şeklinde yorumlanıyor. Ancak bu yeni düzenin bedelini büyük ölçüde Irak'ın siyasi ve ekonomik istikrarının ödediği, sıradan Iraklıların ise belirsizlik ve güvenlik sorunlarıyla baş başa kaldığı vurgulanıyor.