CGTN Türk Dış Haberler Servisi
ABD’nin onlarca yıldır Orta Doğu’ya güç yansıtmak için kullandığı büyük askeri üsler, İran savaşında doğrudan hedefe dönüştü. Füze ve insansız hava aracı saldırıları, Amerikan ordusunu uzun süredir faaliyet gösterdiği bazı tesisleri boşaltmaya ve operasyonlarını başka noktalara kaydırmaya zorladı. Körfez’deki askeri varlığın dayandığı güvenlik hesabı, saldırıların sürekliliği karşısında sarsıldı.
Pentagon, hasar gören üsleri yeniden inşa edip korumalarını güçlendirmek ile askeri varlığını İran’dan daha uzaktaki Ürdün ve İsrail’e kaydırmak arasında değerlendirme yapıyor.
Savaşın ilk haftalarındaki mühimmat tüketimi, bu açmazın başka bir boyutunu gösteriyor. Analizde aktarılan verilere göre ABD, ilk altı haftada binden fazla önleyici füze kullandı. Bu tüketim, savaş öncesindeki Patriot önleyici füze stokunun yüzde 40’ından fazlasına ve THAAD önleyicilerinin yaklaşık yarısına karşılık geliyor.
Sabit üs: Önceden çalışılmış hedef
Foreign Policy’de yayımlanan analize göre kalıcı tesislerin temel zayıflığı, konumlarının gizlenememesi olarak vurgulanıyor. Karşı taraf, yıllar boyunca üslerin yerleşimini, uçakların bulunduğu alanları, yakıt depolarını ve faaliyet düzenini inceleyebiliyor. İran’ın farklı Amerikan üslerinde operasyon merkezlerini, hangarları, kışlaları ve yakıt tesislerini hedef alması da bu hazırlığın önemine işaret ediyor. Makalede 27 Mart’ta Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’ne düzenlenen saldırı bu durumun çarpıcı bir örneği olarak sunuluyor. . Analize göre İran, burada ABD Hava Kuvvetleri’nin sınırlı sayıdaki E-3 Sentry erken ihbar ve komuta-kontrol uçaklarından birini imha etti.
Bu tür kayıpları önlemek için üslerin tahkim edilmesi de yüksek maliyet getiriyor. Güçlendirilmiş sığınaklar ve yer altına alınmış yakıt depoları bazı unsurları koruyabilir. Yakıt ikmal ve erken ihbar uçaklarının büyüklüğü ise çok daha geniş ve pahalı korunaklar gerektiriyor. Washington, tesisleri güçlendirmek için milyarlarca dolar harcasa da saldırı sırasında pahalı önleyici füzeleri tüketse de savunmanın maliyeti İran’ın saldırı maliyetinin üzerinde kalıyor.
Kullanım garantisi yok
Kalıcı üslerin bir başka sınırı, ev sahibi ülkelerin siyasi kararları. Yıllardır kullanılan tesisler bile Washington’ın ihtiyaç duyduğu anda sınırsız erişim sağlamıyor. ABD’nin mayısta Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemilere eskort operasyonu başlatması sırasında Suudi Arabistan ve Kuveyt, Amerikan güçlerinin erişimini geçici olarak kısıtladı.
Operasyon, büyük ölçüde Körfez ülkelerinden kalkan uçaklara dayanıyordu. Yazıda aktarılan bilgilere göre Suudi yetkililer, Washington’ın İran’ın Körfez ülkelerine saldırılarını olduğundan önemsiz göstermesinden rahatsızdı ve çatışma büyürse ABD’nin kendilerini koruyacağından kuşku duyuyordu.
Büyük üsler yerine dağınık erişim ağı
Analizde ABD için önerilen alternatif ise Körfez’de, Avrupa’da ve Orta Doğu’nun çevresinde çok sayıda sivil ve askeri havaalanına erişim sağlayan daha esnek bir yapı. Bu ağdaki bazı noktalar büyük lojistik hareketleri destekleyen merkezler olabilir. Diğerlerinde ise aydınlatılmış bir pist, uçak park alanı, yakıt ve mühimmat depolama imkânı yeterli görülebilir.
Personelin önemli bölümü barış döneminde ABD’de tutulurken seçilmiş noktalara önceden silah, ekipman ve yakıt yerleştirilebilir. Diğer malzemeler denizde hazır bulundurulabilir. Kriz sırasında bölgeye gönderilen kuvvetler farklı alanlara dağıtılarak tehdit altındaki noktalardan yeniden taşınabilir.





