CGTN Türk Dış Haberler Servisi

Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında Pakistan’da düzenlenen müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine Washington yönetimi tehlikeli bir planı devreye soktu. İran’ın petrol gelirlerini engellemek, ülkeye gıda ve yaşamsal malzemelerin girişini engelleyerek Tahran’ın müzakerelerdeki pozisyonu zayıflatmak isteyen ABD, Hürmüz Boğazı çevresinde deniz ablukası uygulama kararı aldı. CENTCOM deniz ablukasının 13 Nisan itibariyle hayata geçtiğini duyururken, atılan adımın sürecin sonunda ABD ve müttefiklerine zarar vermesi kaçınılmaz gözüküyor.

ABD ve İran arasındaki mücadelede zamanın İran’ın lehine işlediğini vurgulayan Financial Times yazarı Gideon Rachman “İran, Hürmüz Boğazı’nı kapatarak enerji fiyatları yükseltme konusunda başarılı. Buna karşın Amerikan blokajı da şimdide petrol ve gaz fiyatlarını daha yukarı taşıdı. İranlılar zamanın kendi lehlerine olduğunu düşünüyorlar ve muhtemelen haklılar. Hürmüz Boğazı kapalı kaldıkça ABD ve müttefiklerinin üzerindeki ekonomik ve siyasi baskı artacak. Neticede İran’ın eli müzakerelerde daha güçlü hale gelecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol’un dünya enerji tedariğindeki yüzde 20’lük kesintiyi “tarihin en büyük enerji tehdidi” olarak tanımladığına ve 1970’te enflasyon ve resesyonla sonuçlanan krizi geri bıraktığına dikkati çeken Rachman “Mevcut savaşın ekonomik etkileri, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırdığı sırada Körfez’den çıkan çok sayıda petrol ve gazın zaten denizde olması nedeniyle bir süreliğine sınırlı kaldı. Ancak boğazın kapanmasının ve İran’ın Körfez’deki enerji altyapısına yönelik saldırılarının etkileri artık ciddi biçimde hissedilmeye başladı.” diye yazdı.

İran’ın tanker batırmasına bile gerek yok

İran’ın varoluş savaşı verdiği ve sert mücadelede yetenekli olduğunu itiraf eden Financial Times yazarı makalesinin devamında şunları kaydetti:

“Eğer Trump’ın ablukası İran’ı ABD’nin istediği çizgiye getirmede başarısız olursa, Washington çok zor seçeneklerle karşı karşıya kalacak. Başkan, İran altyapısını yıkıcı biçimde hedef alma ihtimalini dile getirdi ve zaman zaman boğazı açmaya yönelik bir askerî operasyonun kolay olabileceğini ima ediyor. Tüm bunlara rağmen gerçek şu ki, bu seçenekler uygulanabilir veya etkili olsaydı zaten şimdiye kadar denenmiş olurdu. ABD’nin boğazdan bazı savaş gemilerini geçirmeyi başarması bile ticari gemiciliğin güvenliğini garanti etmez. İran’ın her tankeri batırmasına ya da engellemesine gerek yok. drone’lar veya sürat tekneleriyle yapılacak birkaç saldırı bile tanker trafiğini fiilen sigortalanamaz hâle getirmeye devam eder.”

Bakan Fidan, mevkidaşı Erakçi ile telefonda görüştü
Bakan Fidan, mevkidaşı Erakçi ile telefonda görüştü
İçeriği Görüntüle

İran benzer bir sınavı yaşamıştı

ABD’nin İran’a dönük deniz ablukasının amacının ülkenin gelirlerini düşürmek ve bu sayede müzakere masasında teslim almak olduğunu yazan Economist dergisi de Tahran yönetiminin geçmişte benzer sınavlardan geçtiğini anımsattı.

İran’ın 2018’de günlük 2,2 milyon varil olan petrol ihracatının Trump’ın yaptırımları nedeniyle 2020’de 400 bin varilin altına düştüğünü belirten Economist dergisi “İran o dönemi de atlattı. Para basarak, Malezya ve Çin açıklarında yüzer depolarda bulunan yaklaşık 100 milyon varil petrolü satarak ve ithalat tedarikçilerinden gayri resmi kredi alarak bugün de altı ay boyunca baskıya dayanabilir” değerlendirmesinde bulundu.

ABD Türk gemisini de mi hedef alacak?

Kırılgan ateşkes koşullarında ve ablukanın etkisi ile İran’In yeniden Hürmüz üzerinde operasyonlara başlaması ile nisan sonuna doğru brent petrolün varil başına fiyatının 150 dolar üzerine çıkabileceği öngörüsünde bulunan Economist, Yemen’de Husilerin Babülmendep’i kapatmasıyla tablonun çok daha karanlık hale gelebileceğini aktardı.

ABD’nin deniz ablukasının sadece İran gemilerini değil aynı zamanda müttefik gemilerini de kontrol altında tutmayı çalıştığına işaret eden “Hürmüz Boğazı’na abluka Trump’ın tehlikeli kumardır” başlıklı makalenin devamında ise şu satırlar kaleme alındı:

“Hindistan geçiş için ücret ödediği iddiasını reddediyor. ABD Merkez Komutanlığı ise ablukanın uluslararası hukuka uygun şekilde tüm ülkelerin gemilerine eşit uygulanacağını açıkladı. Bu, Hindistan dahil birçok ülkeyi kapsıyor. Çin, Pakistan ve Tayland’a giden petrol sevkiyatları ateşkes sonrası da devam etti. Fransa ve Türkiye gibi ABD müttefikleri de daha önce İran’ın onayıyla geçiş yaptı. ABD birkaç gemiye müdahale ederek caydırıcılık yaratabilir, ancak bu süreç müttefiklerle gerilim doğurabilir. Sonuçta Trump hem İran’ın döviz gelirini kesip ekonomik kriz yaratmak, hem petrol fiyatlarını kontrol altında tutmak, hem askerî tırmanmayı sınırlamak hem de çok uluslu deniz ticaretini hedef alan bir ablukanın diplomatik sonuçlarını yönetmek zorunda.”