Macar sinemasının en özgün ve etkili yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen Béla Tarr’dan acı haber geldi. Macar Film Sanatçıları Birliği tarafından yapılan açıklamada, usta yönetmenin ciddi bir hastalık sürecinin ardından 70 yaşında Budapeşte’de hayatını kaybettiği duyuruldu.
Avrupa Film Akademisi de Tarr’ın vefatının ardından yayımladığı taziye mesajında, “Yalnızca meslektaşları tarafından derin bir saygı gören değil, aynı zamanda dünya çapında izleyiciler tarafından da takdir edilen; güçlü politik sesi olan seçkin bir yönetmeni ve kişiliği kaybetmenin yasını tutuyoruz” ifadelerine yer verdi.
21 Temmuz 1955’te Macaristan’ın Pécs kentinde doğan Béla Tarr, sinema kariyerine henüz 16 yaşındayken başladı. Uzun planları, karanlık atmosferi ve varoluşçu anlatımıyla “yavaş sinema” akımının en önemli temsilcilerinden biri haline geldi.
Uluslararası alanda büyük yankı uyandıran “Şeytanın Tangosu (Sátántangó)” filmiyle geniş bir ün kazanan Tarr, Nobel Edebiyat Ödüllü yazar László Krasznahorkai ile yaptığı iş birlikleriyle de sinema tarihine geçen eserlere imza attı.
Usta yönetmen, 2011 yılında “Torino Atı” filmiyle Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı Jüri Büyük Ödülünü kazandıktan sonra aktif yönetmenlik kariyerini sonlandırdığını açıklamıştı. Bu tarihten sonra Saraybosna’da kurduğu film.factory adlı film okulu aracılığıyla genç sinemacıların yetişmesine katkı sağladı.
Türkiye’de de geniş bir hayran kitlesine sahip olan Béla Tarr, 2011’de düzenlenen 30. İstanbul Film Festivali’nde Sinema Onur Ödülüne layık görülmüş, birçok kez Türkiye’de festivallere katılarak genç sinemacılarla atölye çalışmaları gerçekleştirmişti.
Son yıllarda da sinema dünyasının saygın ödülleriyle onurlandırılan Tarr, 2023’te Avrupa Film Akademisi Onur Ödülü, 2024’te ise Tokyo Uluslararası Film Festivali Yaşam Boyu Başarı Ödülünün sahibi olmuştu.
Béla Tarr, karanlık ve melankolik sinema diliyle dünya sinemasında silinmesi zor bir iz bırakarak aramızdan ayrıldı.




