ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Venezuela’ya yönelik askeri operasyonları ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro’ya yöneltilen suçlamaları “uyuşturucu ticaretiyle mücadele” söylemi üzerinden meşrulaştırmaya çalışıyor. Ancak uluslararası kuruluşların yanı sıra ABD’nin kendi resmi kurumlarının yayımladığı veriler, bu gerekçenin somut dayanaklardan yoksun olduğunu gösteriyor.
ABD’de son yıllarda ciddi bir halk sağlığı krizine dönüşen fentanil, doğal kaynaklı bir uyuşturucu değil; tamamen sentetik bir madde. Bu yönüyle Latin Amerika’daki klasik uyuşturucu üretim hatlarından ayrılıyor.
ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi’nin (DEA) yayımladığı Ulusal Uyuşturucu Tehdit Değerlendirmesi raporlarına göre, ABD’de ele geçirilen yasa dışı fentanilin büyük bölümü Meksika merkezli üretim ve dağıtım ağlarından geliyor. Raporda, fentanilin üretiminde kullanılan kimyasal öncül maddelerin ise ağırlıklı olarak Hindistan kaynaklı olduğu belirtiliyor.

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) de yıllık küresel raporlarında, Venezuela’yı fentanil üretimi, sevkiyatı ya da ABD’ye yönelen dağıtım ağlarının parçası olarak tanımlamıyor.
Resmi verilere göre fentanil zinciri
Uluslararası ve ABD’li kurumların ortaklaştığı temel bulgular şöyle:
-
ABD’deki fentanil krizinin ana üretim ve dağıtım merkezi Meksika
-
Kimyasal öncül maddelerin başlıca çıkış noktası Hindistan
-
Venezuela, fentanil üretimi ya da ABD’ye sevkiyatta kilit bir aktör değil
Fentanil bahane, hedef Venezuela
Uzmanlar, Venezuela’nın zaman zaman kokain ticaretinde sınırlı bir transit ülke olarak anılmasının, fentanil krizini açıklamak için kullanılamayacağını vurguluyor. Zira sentetik opioid krizi, tarımsal üretimle değil, kimyasal laboratuvarlarla bağlantılı bir süreç.
Bu durum, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri ve siyasi baskısını “uyuşturucuyla mücadele” söylemiyle temellendirmesini ikna edici olmaktan uzaklaştırıyor.
Analistlere göre Washington’un Venezuela’yı “uyuşturucu tehdidi” söylemiyle hedef alması, kanıta dayalı bir güvenlik politikasından ziyade jeopolitik ve stratejik çıkarların parçası olarak değerlendiriliyor.
ABD’nin geçmişte de benzer gerekçelerle; Panama, Afganistan, Irak gibi ülkelere müdahalede bulunduğu hatırlatılıyor.

Uluslararası hukuk ayaklar altında
Uluslararası hukuk uzmanları, kanıta dayanmayan uyuşturucu suçlamalarıyla egemen bir devlete askeri müdahalede bulunmanın Birleşmiş Milletler Şartı ve devletlerin egemenlik ilkesiyle açıkça çeliştiğini belirtiyor.
Bu çerçevede Venezuela’ya yönelik adımların, uyuşturucu ile mücadeleden çok bölgesel nüfuz, enerji kaynakları ve siyasi kontrol hedefleriyle bağlantılı olduğu değerlendirmeleri öne çıkıyor.
ABD ve uluslararası kurumların yayımladığı raporlar açık bir tablo ortaya koyuyor; ABD’deki fentanil krizinin kaynağı Venezuela değil.




