CGTN Türk Dış Haberler Servisi
Çin, gelecekte liderliğin en önemli ölçütü olarak kabul edilecek yapay zekâ yarışında kritik bir eşiği geçmiş durumda. Uzun yıllar boyunca ABD merkezli şirketlerin ve Batı üniversitelerinin domine ettiği alan, artık insan kaynağı düzeyinde el değiştiriyor. Economist dergisinin verilerine dayanan analiz, bu değişimin yalnızca niceliksel değil, yapısal olduğunu ortaya koydu.
2025 yılı itibarıyla, dünyanın en prestijli yapay zekâ konferansı olarak kabul edilen NeurIPS’te sunulan çalışmaların baş yazarlarının önemli bir kısmı Çin merkezli kurumlara bağlı. Aynı veri setine göre, 2019 yılında NeurIPS’e katkı sunan araştırmacıların yüzde 29’u kariyerine Çin’de başlarken, bu oran 2025’te yüzde 50’ye yükselmiş durumda. ABD’nin payı ise aynı dönemde yüzde 20’den yüzde 12’ye geriliyor.
İlk 10 kurumun 9’u Çin’de yer alıyor
Çin’in yakaladığı başarının merkezinde üniversite sistemi yer alıyor. 2025 verilerine göre, NeurIPS’e katkı sunan araştırmacıların lisans eğitimini aldığı ilk 10 kurumun 9’u Çin’de bulunuyor. Tek başına Tsinghua Üniversitesi mezunları, konferanstaki araştırmacıların yüzde 4’ünü oluştururken, ABD’nin en güçlü kurumu olan MIT’nin payı yüzde 1 seviyesinde kalıyor.
ABD’nin yapay zekâ alanındaki mevcut gücü ise önemli ölçüde dış kaynaklı insan sermayesine dayamakta. ABD kurumlarına bağlı araştırmacıların yaklaşık yüzde 35’inin lisans diploması Çin’den geliyor. Bu oran, ABD doğumlu araştırmacıların payıyla aynı seviyede. Başka bir ifadeyle, ABD’nin yapay zekâ kapasitesi, Çin kökenli araştırmacılara bağımlı hale gelmiş durumda.
Çinli öğrenciler artık evlerine dönüyor
Yapay zeka yarışında dikkat çeken bir diğer husus ise araştırmacıların artık ABD’de kalmamaya başlaması. 2019’da Çin’de lisans eğitimi aldıktan sonra ülkede kalan araştırmacıların oranı yaklaşık üçte bir seviyesindeyken, 2025’te bu oran yüzde 68’e çıktı. Yurt dışında yüksek lisans veya doktora yaptıktan sonra Çin’e geri dönenlerin oranı da aynı dönemde yüzde 12’den yüzde 28’e yükseldi.
Çin’in uyguladığı teşvik politikalarının geri dönüşlerde belirleyici rol oynadığı düşünülüyor. Qiming Planı gibi programlar, yıllık 700 bin yuanın üzerinde maaş, araştırma fonları ve konut desteği gibi paketlerle nitelikli araştırmacıları ülkeye çekiyor. Aynı anda üniversitelerin küresel sıralamalarda yükselmesi, Çin’i akademik üretim açısından daha cazip hale getiriyor.
Çin 2028’de ikiye katlayacak
Makro düzeyde bakıldığında da Çin’in avantajı yalnızca geri dönüşlerle sınırlı değil. Ülkedeki aktif yapay zekâ araştırmacısı sayısı, ABD, Avrupa ve Birleşik Krallık toplamını aşmış durumda. Bu geniş ölçekli insan kaynağı aynı zamanda doğrudan teknolojik çıktı üretimini etkiliyor. Çin’de geliştirilen DeepSeek R1 modeli buna örnek gösterilebilir. 2025 başında piyasaya çıkan modelin çekirdek ekibinde, yurt dışı diploması olan araştırmacı bulunmuyor. Bu, Çin’in artık dış bağımlılık olmadan ileri seviye yapay zekâ sistemleri geliştirebildiğini gösteren somut bir veri olarak öne çıkıyor.
Son veriler, küresel yapay zekâ yarışının artık donanım ya da finansman değil, insan kaynağı üzerinden şekillendiğini gösteriyor. NeurIPS verilerine göre, dünya çapındaki en üst düzey yapay zekâ araştırmacılarının yüzde 37’si Çin merkezli kurumlarda çalışırken, ABD’nin payı yüzde 32’de kalıyor. Mevcut eğilim devam ederse, 2028’e gelindiğinde Çin merkezli araştırmacı sayısının ABD’yi ikiye katlaması bekleniyor.




