Haber Merkezi

Protestoların fitilini, Paz yönetiminin Aralık 2025'te onlarca yıldır devam eden yakıt sübvansiyonlarını kaldırma kararı ateşledi.

Kararın ardından benzin ve motorin fiyatları yüzde 20'ye varan oranlarda zamlandı. Halk arasında "gasolinazo" olarak adlandırılan bu zam, ülkenin son 40 yılın en kötü ekonomik kriziyle boğuştuğu bir dönemde geldi. Nisan 2026 itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 14'e ulaşırken, alım gücü hızla düştü.

Tarım yasası ve 'ipotek tehdidi'

Yakıt zammının ardından hükümetin çıkardığı 1720 sayılı Tarım Reformu Yasası, özellikle yerli köylülerin tepkisini çekti.

Yasa, küçük tarım arazilerinin orta ölçekli işletmelere dönüştürülmesine izin veriyor. Göstericilere göre bu düzenleme, toprakların banka kredilerine ipotek gösterilmesinin önünü açarak köylülerin topraklarını kaybetme riskini doğuruyor.

'Plaza Murillo'da göz yaşartıcı gaz ve molotof'

Göstericiler, geçtiğimiz haftalardan itibaren ülkenin dört bir yanından yürüyerek La Paz'a akın etti. Başkentteki hükümet binalarının bulunduğu Plaza Murillo ve çevresinde toplanan binlerce kişi, yolları tamamen bloke etti. La Paz ve komşu kent El Alto âdeta kuşatma altına alındı.

Polis, göstericilere biber gazı ve tazyikli suyla müdahale ederken, eylemciler molotof kokteyli, taş ve havai fişeklerle karşılık verdi. Çatışmalarda şu ana kadar üç kişinin hayatını kaybettiği, en az 100 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Karayolu blokajları nedeniyle başkentte benzin, yiyecek ve tıbbi malzeme sıkıntısı baş gösterdi.

Hükümetten ilk geri adım ama yeterli olmadı

Artan baskı karşısında hükümet, 13 Mayıs 2026'da tartışmalı tarım yasasını yürürlükten kaldırdı.

Ancak bu adım, protestoların durdurulmasına yetmedi. Eylemciler, yakıt zammının iptal edilmesi ve hayat pahalılığının kontrol altına alınması talebinde ısrar ediyor.

En dikkat çekici talep ise Devlet Başkanı Rodrigo Paz'ın göreve geldikten sadece altı ay sonra istifa etmesi.

Uzmanlar: Kriz derinleşiyor

Siyasi analistlere göre Bolivya, Evo Morales sonrası dönemin en büyük toplumsal hareketiyle karşı karşıya. Yakıt sübvansiyonlarının kaldırılmasıyla başlayan süreç, derin ekonomik yapısal sorunlara ve toprak reformu tartışmalarına evrildi. Hükümetin diyalog çağrıları ise şu ana kadar sonuçsuz kaldı.

Devlet Başkanı Rodrigo Paz'ın, istifa taleplerini reddettiği ve "sokağın baskısıyla değil, sandıkla" hesap vereceklerini söylediği öğrenildi. Ancak blokajların sürdüğü ve temel ihtiyaç maddelerine erişimin giderek zorlaştığı La Paz'da gerilimin daha da tırmanmasından endişe ediliyor.

ABD'den Paz'a tam destek: 'Darbe girişimi'

Washington yönetimi, Bolivya'daki protestolar karşısında Başkan Rodrigo Paz'a açık ve koşulsuz destek verdi. Beyaz Saray, gösterileri eski solcu lider Evo Morales'in arkasında olduğu "gayrimeşru bir darbe girişimi" olarak nitelendirerek bölgedeki müttefiklerini de durumu kınamaya çağırdı.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau, Paz ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, yaşananları "bölgedeki siyaset ile organize suç örgütleri arasındaki şeytani bir ittifak tarafından finanse edilen bir darbe" olarak tanımladı. Landau, "Bu şiddet yanlısı protestocuların sokakları kapatması akıl alır gibi değil" diyerek tepkisini dile getirdi.

Washington'un stratejik çıkarları

ABD'nin Paz yönetimine verdiği desteğin arkasında, başkanın göreve gelir gelmez uygulamaya koyduğu radikal dış politika değişikliği yer alıyor. Paz, seleflerinin 17 yıl süren "düşmanca" ilişkilerini hızla onararak ABD ile tam diplomatik temasları yeniden tesis etti.

İki ülke arasında, başta lityum olmak üzere kritik madenlerin çıkarılması için Batılı yatırımların ülkeye çekilmesi konusunda bir mutabakat oluştu. Ayrıca Paz yönetimi, İran'ın etkisini sınırlamak için Tahran'a yakın unsurları sınır dışı etti ve uyuşturucuyla mücadele kapsamında ABD ajanlarının ülkeye geri dönmesine izin verdi. Washington, Paz'ı Trump'ın Latin Amerika'daki muhafazakâr liderleri bir araya getiren "America Kalkanı" (Shield of the Americas) girişiminin kilit bir parçası olarak görüyor.

Bölgede kutuplaşma: Diplomatik kriz büyüyor

ABD'nin sert çıkışı, Latin Amerika'da iki kampa ayrılan bir diplomatik krizi de beraberinde getirdi.

Washington'a en güçlü destek Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei'den geldi. Milei, Paz'a açık destek vererek ülkeye insani yardım malzemesi taşıyan kargo uçakları gönderdi. Uruguay ve Dominik Cumhuriyeti de demokratik kurumların korunması çağrısında bulunarak ABD'ye yakın bir tavır sergiledi.

Buna karşılık Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, protestoları "halk ayaklanması" olarak nitelendirip arabuluculuk teklif etti. Bolivya yönetimi bu girişimi "iç işlerine müdahale" sayarak Kolombiya büyükelçisini sınır dışı etti. Kolombiya da misilleme yaparak karşılıklı olarak büyükelçilerin sınır dışı edilmesiyle sonuçlanan bir diplomatik kriz yaşandı.

Washington OAS'a taşıyor

ABD yönetimi, yaşanan son gelişmeler üzerine konuyu Amerikan Devletleri Örgütü'ne (OAS) taşıyarak uluslararası camianın Paz yönetimine desteğini somut bir adıma dönüştürmeyi hedefliyor. Ancak gözaltı kararları ve "terörizm" suçlamasının gölgesinde, bölgedeki sol eğilimli ülkelerin bu girişime nasıl yanıt vereceği merak konusu.

ABD'li siyasetçiler de dayanamadı: İsrail'e "Sumud Filosu" tepkisi
ABD'li siyasetçiler de dayanamadı: İsrail'e "Sumud Filosu" tepkisi
İçeriği Görüntüle

Paz'ın istifa taleplerini reddettiği ve "sokağın baskısıyla değil, sandıkla" hesap vereceklerini söylediği öğrenildi. Ancak blokajların sürdüğü ve temel ihtiyaç maddelerine erişimin giderek zorlaştığı La Paz'da gerilimin daha da tırmanmasından endişe ediliyor.