Yaptırımlara rağmen büyüme: Venezuela ekonomisi yüzde 8,5 arttı
Yaptırımlara rağmen büyüme: Venezuela ekonomisi yüzde 8,5 arttı
İçeriği Görüntüle

Dış Haberler Servisi

Amerikan Ticaret Odası’nın (AmCham China) bu yıl 28'incisini yayımladığı 2026 Çin İş İklimi Anketi (BCS), 368 üye şirketin katılımıyla hazırlandı. Raporun tanıtımında konuşan AmCham China Yönetim Kurulu Başkanı James Zimmerman, "Bu yılın en belirgin özelliği dirençtir. Amerikan şirketleri, uzayan belirsizlik döneminde bile uyum sağlamaya, rekabet etmeye ve sonuç üretmeye devam etti," ifadelerini kullandı. Zimmerman, ikili ilişkilerde sağlanacak öngörülebilirlik ve netliğin bu direnci büyük bir büyüme fırsatına dönüştüreceğinin altını çizdi.

Anket sonuçları, Amerikan devlerinin Çin pazarını terk etmeye niyeti olmadığını gösteren çarpıcı veriler sunuyor. Katılımcıların yarısından fazlası Çin'i küresel yatırım önceliklerinde ilk üç ülke arasında konumlandırırken, büyük bir çoğunluk operasyonlarını ülke dışına taşımayı kesinlikle düşünmüyor. Pazara olan bu bağlılığın arkasında ise Çin'in stratejik pazar konumu ve iyileşen yatırım iklimi yatıyor. Ankete katılanların önemli bir bölümü, Çin hükümetinin yabancı yatırımlara yönelik tutumunu daha kucaklayıcı bulduğunu ve yatırım ortamının geçtiğimiz yıla oranla pozitif yönde geliştiğini ifade ediyor.

Riskleri azaltacak koruma bariyerleri

2026 yılının Çin’in 15. Beş Yıllık Planı’nın başlangıcı olması sebebiyle yeni fırsat pencerelerinin açılacağı öngörülüyor. AmCham China Başkanı Michael Hart, merkezi hükümetten gelen sinyallerin yabancı sermayeye daha açık bir piyasa vaat ettiğini belirtti. Özellikle Çin’in artan refah düzeyi ve yaşlanan nüfus yapısıyla birlikte sağlık sektöründe devasa bir potansiyel oluştuğunu söyleyen Hart, hükümetin kısıtlamaları azaltma yönündeki adımlarının üye şirketler için heyecan verici olduğunu ekledi. Şirketler, bu yeni dönemde çekirdek işlerini büyütmeye, yeni ürünler piyasaya sürmeye ve yeni müşteri kitlelerine ulaşmaya odaklanarak büyüme ivmesini yakalamayı hedefliyor.

Öte yandan en kritik vurgularından biri, sürdürülebilir başarı için diplomatik istikrarın gerekliliği üzerine oldu. Amerikan şirketlerinin ezici bir çoğunluğu, operasyonel başarılarının doğrudan ABD ve Çin arasındaki yapıcı ilişkilere bağlı olduğunu savunuyor. İş dünyası, ani gerilim risklerini azaltacak "koruma bariyerlerinin" inşa edildiği, şeffaf ve öngörülebilir bir ticaret ikliminin her iki ülke için de en kazançlı yol olduğunu savunmaya devam ediyor.