CGTN Türk Dış Haberler Servisi
ABD’nin küresel düzenin gidişatını tahlil ettiği, kendisine dönük meydan okumaları ve fırsatları belirlediği, öncelik sıralaması yaptığı, strateji ve kullanılacak araçları tayin ettiği Ulusal Savunma Strateji belgesi yayınlandı.
ABD’de artık bir gelenek haline gelen bu belgelerin geçmişi Soğuk Savaş’a kadar uzansa da bugünkü anlamıyla kurumsallaşmış Ulusal Savunma Stratejisi 1986’da ilan edilen Savunma Reformu Yasası ile şekillendi. 1990’larda Ulusal Askeri Strateji ve Savunma Planlama Rehberi gibi isimlerle anılan belgeler 2005 yılında Ulusal Savunma Stratejisi adını aldı.
Stratejik israf itirafı ve Donroe doktirini
2017’deki bir yasa değişikliği ile her dört yılda bir yayınlanması yasal zorunluluk haline gelen Ulusal Savunma Strateji Belgesi bugün de Donald Trump yönetiminin yol haritasını anlama fırsatı sunuyor. Kasım 2025’te yayınlanan ABD Ulusal Güvenlik Belgesi’nin tamamlayanı olarak öne çıkan belgede Trump’ın “Önce Amerika” stratejisi, Donroe adını verdiği doktrini özetleniyor ve hangi bölgelerde hangi adımların atılacağının sinyali veriliyor.
Belgenin temel ruhu, Pentagon’un hantal yapısını kökten sarsacak olan bir "modernizasyon ve gerçekçilik" ekseni etrafında toplanıyor. Geçmiş dönemlerin çok kutuplu dünyada her yere yetişme çabasını stratejik bir kaynak israfı olarak niteleyen yeni doktrin, Amerikan ordusunun küresel ölçekteki operasyonel ağırlığını kademeli olarak Batı Yarımküre’ye çekmeyi öngörüyor. Bu kapsamda "Donroe Doktrini" olarak kavramsallaştırılan yaklaşım, sadece savunma değil, aynı zamanda ticaret yollarının güvenliği ve enerji bağımsızlığının askeri güçle tahkim edilmesini amaçlıyor. Washington, bu hamleyle müttefiklerine kendi savunma sorumluluklarını üstlenmeleri konusunda şimdiye kadarki en sert ve net mesajını verirken, küresel güvenlik mimarisini "hizmet karşılığı güvenlik" esasına dayalı yeni bir modele taşıyor.
Asya-Pasifik’teki müttefiklere özel önem
Askeri harcamaların ve stratejik önceliklerin yeniden dağıtıldığı bu yeni dönemde, Çin ile olan rekabet artık sadece Pasifik sularındaki bir gövde gösterisinden ibaret görülmüyor. Belgede vurgulanan "ekonomik caydırıcılık" ilkesi, savunma sanayisinin tedarik zincirlerini tamamen dost ülkeler ve yerli üretim ağına hapsetmeyi hedefliyor. Bu durum, ABD’nin Pasifik’teki müttefikleri olan Japonya ve Güney Kore gibi aktörlerden daha fazla finansal katkı talep edeceği, aksi takdirde bölgedeki Amerikan askeri varlığının niteliğinin değişebileceği sinyalini taşıyor.
Avrupa ve Ortadoğu ekseninde ise belge, alışılmışın dışında bir geri çekilme ve yerelleşme stratejisi fısıldıyor. NATO’nun kolektif savunma yükünün artık Avrupalı ortakların omuzlarına binmesi gerektiğini belirten metin, Amerikan stratejik kaynaklarının Rusya’yı çevrelemekten ziyade, yasa dışı göç, uyuşturucu kartelleri ve siber tehditler gibi doğrudan Amerikan halkını hedef alan unsurlara yönlendirileceğini ilan ediyor.
Kurumsal dönüşümün ayak sesleri
Savunma Bakanlığı içindeki kurumsal dönüşüm de bu belgenin ayrılmaz bir parçası olarak öne çıkıyor. Ordunun savaşma azmini kırdığı iddia edilen sosyal politikalardan arındırılması ve komuta kademesinin liyakat esaslı, siyasi dogmalardan uzak bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor.
"Önce Amerika" vizyonunun askeri izdüşümü olan bu strateji, Amerikan ordusunu dünyanın her yerindeki krizlere müdahale eden bir "itfaiye eri" olmaktan çıkarıp, yalnızca ulusal çıkarların doğrudan tehdit edildiği durumlarda devreye giren, teknolojik olarak rakipsiz ve operasyonel olarak çevik bir kuvvete dönüştürmeyi vaat ediyor.



