Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde görev yapan üç yargıç, ABD yönetiminin kendilerine uyguladığı yaptırımların hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle Amerikan yargısına başvurdu.
UCM Yargıcı Kimberly Prost tarafından yapılan açıklamada, kendisi ve iki meslektaşının yalnızca yargısal görevlerini yerine getirmeleri nedeniyle ABD tarafından yaptırım listesine alındıkları belirtildi.
Açıklamada, yaptırımların kişisel hayatlarında ciddi sonuçlar doğurduğu vurgulanırken, asıl sorunun uluslararası yargı sisteminin bağımsızlığına yönelik baskı olduğu ifade edildi.
Yargıçlar, New York Güney Bölgesi Mahkemesine sundukları dava dilekçesinde, yaptırım kararlarının ABD Başkanı'nın yasal yetkilerini aştığını, ABD Anayasası'nın beşinci maddesinde güvence altına alınan hakları ihlal ettiğini ve İdari Usul Yasası'na aykırı olduğunu savundu.
Açıklamada, ABD mahkemelerinin davayı tarafsız ve hukuki çerçevede değerlendireceğine duyulan güven de dile getirildi.
Yaptırımların ardından finansal erişim engeli
ABD yönetimi, 2025 yılı içinde aldığı kararlarla UCM Başsavcısı Kerim Han, yardımcı savcılar ve çeşitli ülkelerden sekiz UCM yargıcını yaptırım listesine eklemişti. Kararın, UCM'nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve bazı İsrailli yetkililer hakkında çıkardığı tutuklama emirlerinin ardından gelmesi dikkat çekmişti.
Yaptırımlar kapsamında söz konusu isimlerin mal varlıkları dondurulurken, uluslararası finansal sistemlere erişimleri de büyük ölçüde kısıtlandı. Microsoft, Visa ve Mastercard gibi küresel şirketlerin hizmetlerinden yararlanamamaları da yaptırımların sonuçları arasında yer aldı.
ABD ayrıca BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese ile bazı Filistinli sivil toplum kuruluşlarını da yaptırım listesine dahil etmişti.
Uluslararası tepkiler sürüyor
UCM, daha önce yaptığı açıklamalarda ABD'nin kararlarını "bağımsız bir yargı kurumuna yönelik açık müdahale" olarak nitelendirmişti. Birleşmiş Milletler ise yaptırımların uluslararası adalet sisteminin işleyişini ve hukukun üstünlüğünü zedeleyebileceği uyarısında bulunmuştu.
Açılan dava, ABD'nin UCM yetkililerine yönelik yaptırımlarının yargı önünde ilk kez kapsamlı biçimde tartışılmasına zemin hazırlayacak önemli bir hukuki süreç olarak değerlendiriliyor.





