Ulaş Can-CGTN Türk GYY
Haftalardır ABD’nin olası İran saldırısı gündemin ilk sırasındaki yerini koruyor. Ancak asıl konuşulması gereken, uluslararası hukuka sığmayan, BM ilkeleri ile ters düşecek bu saldırının, olmaması gerektiği iken, hangi savaş gemisinin nereye gittiği, hangi uçakların kullanılacağı gibi magazinsel reyting hedefli başlıklar manşetleri süslüyor. En son Venezuela’nın seçilmiş Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro’yu ve eşi Milletvekili Cilia Flores’i kaçırma olayında olduğu gibi. Maduro ve eşi Cilia Flores’in, ülkelerinden, yüzlerce kişinin ölümüne sebep olan bir saldırıyla kaçırılması, tüm dünyada en ağır şekilde kınanması gerekirken, ne yazık ki tam tersi bir durum yaşandı. Avrupa ülkelerinin büyük bir bölümü bu utanca ortak olurken, birçok ülke de ne yazık ki, ABD ve onun başındaki neo faşist liderinden çekindikleri için, yüksek sesle bir tepki veremedi. Uluslararası medya kuruluşları ise, yüzlerce masum insanın öldürülmesini ve olayın uluslararası hukuku ayaklar altına almasına değinmedi bile. Bunun yerine, ABD ordusuna sayfalarca övgü dolu methiyeler yazdı. Ne yazık ki bizim basınımızda da birçok kurum, bu utanç verici hataya düştü.
Bugün yine benzer bir durumla karşı karşıyayız. İran’ın nükleer silahı olmadığını, başta Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu raporlarından ve İranlı yetkililerin açıklamalarından biliyoruz. Ancak tüm bunlara rağmen ABD, 22 Haziran 2025 tarihinde İran’ı vurdu. ABD, bu saldırının ardından İran’ın tüm nükleer altyapısını yok ettiğini iddia etti. Ancak bugün yine aynı ABD, İran’ın nükleer silahı olacağı iddialarıyla yeniden İran’ı vurmakla tehdit ediyor. Bugün herkes biliyor ki ABD, İran’a karşı topyekûn bir savaş başlatamaz. Çin arabuluculuğuyla çözülen İran-Suud gerilimi de geride kaldı. Yani ABD, bölgede İsrail dışında bu işe hevesli bir aktör bulamıyor. Ancak yine de tehditlerine devam ediyor. ABD’nin İran’ı, bölgeye gönderdiği savaş gemileri üzerinden, havadan bombalama kapasitesi her zaman var. Ancak ABD ordusunun en önemli savaş gemisi bugünlerde kelimenin tam anlamıyla zor ve sıkıntılı zamanlar geçiriyor.
USS Gerald R. Ford savaş gemisi, geçen yılın haziran ayında, Virginia’da bulunan Norfolk Deniz Üssünden ayrıldı. Bu tarihten sonra görev süresi iki defa uzatılan gemi 8 aydır sularda. Bu da geminin mürettebatı üzerinde korkunç bir baskı ve stres yaratıyor. Wall Street Journal, mürettebat ve aileleriyle yaptıkları görüşmelere dayandırdığı haberinde, birçok donanma üyesinin istifa etmeyi düşündüğünü bildirdi. Mürettebat, uzun zamandır denizde olmanın, aile özlemi çekmenin ve İran’la yaşanabilecek bir çatışmanın hedefi olmak gibi streslerin yanı sıra, çok kritik bir sıkıntı ile de karşı karşıya. Tuvalet!
Wall Street Journal, emekli bir ABD amiralinden aldığı demeçten, gemilerin ortalama görev süresinin altı ay olduğunu yazdı. Bunun üzerine çıkan sürelerde, savaş gemilerinin benzer aksaklıkları yaşamasının doğal olduğunun da altını çizdi. Ancak doğal olmayan sorunlar da var. Bunlardan en önemli olanı, gemi mürettebatının, belki yaşadıkları stresten, belki de bilmediğimiz sebeplerden içinde bulundukları disiplinsizlik. Öyle ki bırakın gemi tuvaletine atılmayı, dışarı attığınızda sorun yaşayacağınız maddelerden dolayı gemi tuvaletleri iflas etmiş durumda. Gemide yaklaşık 650 tuvalet var. Gemi tamir-bakım ekibi, tuvaletlerin tıkanmasına yol açan, tişört, iç çamaşır, dört metrelik halat ve tam anlaşılamayan pek çok yabancı madde bulmuş. Bu yılın Ocak ayında da arıza yapan tuvaletler, vakum sistemi ile çalışıyor. Ancak Ford Gemisinin vakumlu kanalizasyon sistemi, bir tuvaletteki sorunun, geminin o bölümündeki tüm tuvaletlerin emiş gücünü kaybetmesine neden olduğundan, bakım ekiplerinin arızayı tespit etmesini zorlaştırıyor. Bu da zaten stres altında olan mürettebatın, boşaltım sistemli sorunlar yaşamasına ve geminin hedefine ilerlemesinde zorluklara neden oluyor olabilir.
Bundan mıdır bilinmez, Orta Doğu’ya gitmesi beklenen USS Gerald R. Ford savaş gemisi, dün Yunanistan’ın Girit Adası’na demirlenmiş halde görüntülendi. Bu, mürettebat için verilen bir ihtiyaç molası mı, yoksa geminin yaşadığı teknik sorunlardan dolayı verilmiş mecburi bir mola mı, bilmiyoruz. Ancak bildiğimiz, en son bir devlet başkanı ve eşinin kaçırılmasına, yüzlerce masum insanın öldürülmesine yol açmış ve daha nice masum insanın canını almaya gelmiş bu gemiyi, bölgemizde istemediğimizdir.