CGTN Türk Dış Haberler Servisi

Ortadoğu’daki çatışma, askeri hareketlilikten çok daha geniş bir denge krizine dönüşmüş durumda. The Wall Street Journal’ın aktardığı bilgilere göre Trump, Hürmüz Boğazı kapalı kalsa dahi İran’a yönelik askeri operasyonları sonlandırmaya hazır olduğunun sinyalini danışmanlarına iletti. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt’in, 6 Nisan’a kadar bir anlaşma zemini arandığına ve kamuoyuna yansımayan temasların sürdüğüne dair açıklamaları, bu diplomatik arayışı destekler nitelikte görünüyor. Bununla birlikte medyadaki diğer haberlere göre ABD, İran’a kara işgali amacıyla bölgeye asker sevk etmeye devam ediyor.

İsrail’den Nebi Şit’te katliam! Saldırının tanıkları o geceyi CGTN Türk’e anlattı
İsrail’den Nebi Şit’te katliam! Saldırının tanıkları o geceyi CGTN Türk’e anlattı
İçeriği Görüntüle

Coğrafi konum siyasi kaldıraç haline geldi

Washington’ın bu çelişkili söylemi, Çin Dışişleri Üniversitesi profesörü Li Haidong tarafından "sis perdesi" olarak tanımlanıyor. Li’ye göre ABD, hem İran’ı hem de bölgesel müttefiklerini yanıltacak bir iletişim stratejisi yürütürken aslında ciddi bir bütçe baskısı altında. Arap ülkelerinden talep edilen finansman, müttefiklerin kendi güvenliklerinden ziyade ABD’nin stratejik hedeflerini fonlamaya zorlanması anlamına geliyor. Bu finansal çıkmaz devam ederken sahada da gerilim tırmanıyor; İran Ulusal Güvenlik Komitesi’nin Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilere ücret uygulanmasını öngören planı onaylaması, Washington’ın bölgeyi açık tutma hedefinin aksine İran’ın coğrafi konumunu siyasi bir kaldıraç haline getirdiğini kanıtladı.

Diplomatik kanallarda ise tam bir tıkanıklık hakim görünüyor. İran Dışişleri Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD’nin arabulucular kanalıyla ilettiği teklifleri " gerçek dışı ve aşırı" bulduklarını belirterek reddetti. Devrim Muhafızları’nın 30 Mart itibarıyla "Gerçek Söz 4 " operasyonunun 87. dalgasını gerçekleştirmesi, çatışmanın yoğunluğunun azalmadığını kanıtlıyor.

İngilizler mesafe koydu Körfez yanıt vermiyor

Bu karmaşık tablo içinde ABD, müttefiklerini geniş çaplı bir koalisyon altında toplamakta da zorluk yaşıyor. İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın "Bu bizim savaşımız değil" diyerek doğrudan askeri angajmana girmeyeceklerini açıklaması, Londra’nın Washington’la arasına mesafe koyduğunu göstermekte.

Körfez ülkelerinin de henüz finansman taleplerine olumlu bir yanıt vermemesi, ABD’nin bölgede yalnızlaşma riskini artırıyor. Sonuç olarak, Hürmüz Boğazı’nın sadece bir geçiş noktası olmaktan çıkıp doğrudan bir güç projeksiyonu aracına dönüştüğü bu süreçte, küresel enerji piyasaları belirsizlik altında dalgalanmaya devam ederken savaşın stratejik hedefleri hâlâ sisli kalmaya devam ediyor.