CGTN Türk Dış Haberler Servisi
Time dergisinin özel haberine göre, ABD Başkan Donald Trump, İran ile başlayan savaşın üçüncü haftasında hem içeriden hem de dışarıdan gelen yoğun baskılarla karşı karşıya. Trump’ın uzun süreli anketörü Tony Fabrizio tarafından sunulan veriler, harekatın kamuoyu nezdinde popülaritesini hızla kaybettiğini gösteriyor.
ABD genelinde galon başına 4 doları aşan benzin fiyatları, çok yıllık düşük seviyelere gerileyen borsalar ve hayatını kaybeden 13 Amerikan askeri, Beyaz Saray’da alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Özel kalem müdürü Susie Wiles, savaşın uzamasının sadece Trump’ın onay oranlarını değil, aynı zamanda Cumhuriyetçilerin kasım ayındaki ara seçimlerdeki şansını da ciddi şekilde tehdit ettiğini bizzat Trump’a iletti.
“Sabahları başarı videoları”
Trump’ın sabahlarını askeri yetkililer tarafından hazırlanan "başarı videolarını" izleyerek geçirdiği belirtilirken, sahadaki durumun ekonomik ve siyasi maliyeti gölgeleyemediği anlaşılıyor. Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran’ın Kuveyt, Bahreyn ve Suudi Arabistan gibi stratejik noktalara yönelik misilleme saldırıları karşısında şaşkınlık yaşarken; Tahran’ın dünya petrol arzının %20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatması küresel bir resesyon korkusunu tetikledi.
Trump, 1 Nisan’da ulusa sesleniş konuşmasında operasyonun tamamlanmak üzere olduğunu iddia etse de, bir yandan İran’ı "taş devrine döndürmekle" tehdit ediyor, diğer yandan ise zafer ilan edip bu diplomatik ve ekonomik bataklıktan kurtulmanın yollarını arıyor.
Time dergisindeki habere göre Trump’ın asıl hedefi olan İran’ın nükleer silah programını tamamen durdurma ve "daha dostane" bir rejim kurma planı, sahadaki gerçeklerle örtüşmüyor. İsrail Başbakanı Netanyahu’nun süreci tırmandırma yönündeki telkinlerine rağmen Trump’ın, iş dünyasından kalma bir alışkanlıkla "birden fazla çıkış stratejisi" üzerinde durduğu ve ekonomik hasar kalıcı hale gelmeden savaşı bitirmek istediği belirtiliyor. Bu durum, Trump’ın seçim vaadi olan "Amerika’yı dış savaşlardan uzak tutma" sözü ile mevcut askeri gerçeklikler arasında sıkışıp kaldığını göstermekte.




