Barış, adalet ve insanlık için tarihsel bir hatırlatma

3 Mayıs Uzak Doğu Uluslararası Askeri Mahkemesi’nin, diğer adıyla Tokyo Mahkemeleri’nin açılışının 80. yıldönümü.Tokyo Mahkemeleri, Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı’nda koşulsuz teslimiyetini ilan etmesinden yaklaşık bir yıl sonra, 3 Mayıs 1946’da başladı. Sonraki iki buçuk yıl boyunca, 11 ülkeden yargıçlardan oluşan mahkeme, sağlam tarihsel belgelere ve tanık ifadelerine dayanarak, Japonya’nın faşist yayılma sürecinde işlediği tarihi savaş suçlarını ortaya çıkardı ve mahkum etti.

818 duruşma, 419 tanık, 4.336 delil ve 48.000 sayfayı aşan dava kayıtlarıyla Tokyo Mahkemeleri, Nanjing Katliamı ve Bataan Ölüm Yürüyüşü gibi Japonya’nın tarif edilemez derecede insanlık dışı savaş suçlarını gün yüzüne çıkardı.

25 sanığın tamamı suçlu bulundu ve Hideki Tojo da dahil olmak üzere yedisi asılarak idam cezasına çarptırılırken, diğerleri ömür boyu hapis veya belirli süreli hapis cezalarına çarptırıldı.

Hideki Tojo

Tarihsel önemi

Tokyo Mahkemeleri'nin üzerinden 80 yıl geçmesine rağmen, uzmanlar bu mahkemelerin, İkinci Dünya Savaşı sırasındaki zulümleri nedeniyle başlıca Nazi savaş suçlularını yargılamasıyla tanınan Nürnberg Mahkemeleri ile birlikte, uluslararası hukuk aracılığıyla küresel antifaşist mücadelenin zaferini pekiştirmekle kalmayıp, aynı zamanda savaş sonrası uluslararası düzenin temellerini de attığına inanmaktadır.

Doğu Çin Siyaset Bilimi ve Hukuk Üniversitesi'nin eski rektörü He Qinhua, CMG'ye verdiği demeçte, Tokyo Mahkemeleri'nin Japonya için en az iki açıdan büyük öneme sahip olduğunu belirtti: Bir yandan bu mahkemeler, Japon militarizmini hem ideolojik hem de pratik olarak kesin bir şekilde ortadan kaldırdı; diğer yandan ise Japon Anayasası'nın 9. maddesinin, yani "Barışçı Anayasa"nın kabul edilmesine yol açtı.

Askeri Bilimler Akademisi'nden araştırma görevlisi Jiang Yue ise, Tokyo Mahkemeleri'nin Kahire Deklarasyonu, Potsdam Bildirisi ve Japonya'nın Teslim Belgesi ile birlikte, savaş sonrası uluslararası düzenin temel siyasi ve hukuki dayanağını oluşturduğunu belirtti.

Japonya’da da bu davaların önemini vurgulayan pek çok ses var. Japon gazetesi Asahi Shimbun, Tokyo Davaları sırasında bu davaların geçmişteki yanlışların bir cezası olduğunu belirtmiş ve geçmişle yüzleşmeden Japonya’nın asla gerçek anlamda ilerleyemeyeceği uyarısında bulunmuştu.

Tokyo Duruşmaları'ndan Bir Sahne.

Savaş sonrası dönemde, pek çok Japon siyasetçi Japonya’nın savaş sırasındaki sorumluluklarıyla yüzleşilmesi gerektiğini savundu. Waseda gibi üniversiteler, Japonya’nın imparatorluk tarihi üzerine derinlemesine düşünmeyi teşvik etmek amacıyla hızla çalışma grupları kurarak Japon toplumunda barışın tohumlarını attılar.

Ayrıca, dava kayıtları ve kararlar Japonya’nın savaş suçlarını incelemek için hâlâ hayati öneme sahip kaynaklar olup, Tokyo Mahkemeleri’nin tarihsel ve güncel önemini vurgulamaya devam etmektedir.

Japon sağcı güçlerin ayrışmasına ilişkin uyarı

Ancak 1970’lerden bu yana Japonya’daki sağcı güçler, Japonya’nın teslimiyetinin “şartlı” olduğu şeklindeki hatalı iddiayı defalarca gündeme getirdi; bu iddia, tarihsel gerçeklerle açıkça çelişmektedir. Öte yandan sağcı güçler, Tokyo Mahkemeleri’nin “galip gelenlerin adaleti” olduğu yönündeki argümanı giderek yaygınlaştırarak, bu meşru yargılamayı galip gelen güçlerin adaletsiz bir kararıymış gibi göstermeye çalışmaktadırlar.

Doğu Çin Siyaset Bilimi ve Hukuk Üniversitesi'nden Profesör Guan Jianqiang, Japonya'daki sağcı güçlerin "saldırı suçları" kavramının kendisini açıkça geçersiz kılmaya çalıştıklarını ve aldatıcı söylemler kullanarak Japonya'nın savaş tarihi konusunda varılan küresel mutabakatı sarsmaya çalıştıklarını belirtti.

Ayrıca Japonya, uzun süredir saldırganlığı inkar etme, savaşı yüceltme ve tarihi yeniden yazma girişimleri gibi endişe verici bir eğilime sahne olmaktadır. Bazı siyasetçiler Yasukuni Tapınağı'nı ziyaret ederken, belirli ders kitapları ve kamuoyundaki söylemler "saldırganlık" kelimesini kasıtlı olarak önemsizleştirmiş, hatta Nanjing Katliamı'nda yapılan insanlık dışı suçları önemsizleştirmeye çalışmıştır.

Küba’dan Trump’a sert yanıt: “Hiçbir saldırgan teslimiyet bulamayacak”
Küba’dan Trump’a sert yanıt: “Hiçbir saldırgan teslimiyet bulamayacak”
İçeriği Görüntüle

Daha da endişe verici olan ise, son yıllarda Japonya’nın bölgesel istikrarsızlık ve sözde “tehditler” bahanesiyle savunma bütçesini önemli ölçüde artırması, saldırı silahları geliştirmesi, silah ihracatı kısıtlamalarını gevşetmesi ve “öz savunma” çerçevesinin ötesine geçen güvenlik politikalarını dayatmasıdır. Japonya'yı yurtdışında askeri güç kullanabilen "normal bir ülke" haline getirmek amacıyla barışçıl anayasanın, özellikle de 9. maddenin revize edilmesini savunan sesler bile vardır; hatta hassas nükleer meseleyi gündeme getirerek "Üç Nükleer Olmama İlkesi"nden vazgeçilmesinin tartışıldığı bile görülmektedir.

Jiang, hatalı görüşlerin asla ders kitapları veya söylemlerle sınırlı kalmadığını; aksine ulusal strateji ve politika üzerinde derin bir etki yarattığını ve yanlış yönlendirilmiş kararların gidişatını etkilediğini vurguladı.

Mahkemelerin açılışının 80. yıldönümünde ve Japonya’da neo-militarizmin yükselişte olduğu bir dönemde, – mahkemelerde Çin’i temsil eden Çinli yargıç Mei Ru’ao’nun uyarısı bugün daha bir anlam kazanıyor : “Geçmişteki acıları unutmak gelecekteki felaketlere yol açabilir”.