CGTN Türk Dış Haberler Servisi
Amerika Birleşik Devletleri ve NATO’nun Avrupalı ortakları arasında yaşanan gerilim İran krizi üzerinden daha belirgin hale geliyor. Washington yönetiminin Hürmüz Boğazı ve İran’a dönük askeri yardım taleplerine Avrupa başkentlerindeki mesafeli yaklaşım devam ediyor. İngiltere savaşa çekilmek istemediğini açıklarken, Almanya ise savaşın kendilerine ait olmadığında ısrarcı. Benzer biçimde Fransa, İspanya ve İtalya gibi ülkeler de Trump’ın taleplerine kapıyı kapatmış durumda.
İngiliz Guardian gazetesinin haberine göre Güney Kore’yi ziyaret eden Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron, Trump yönetiminin sistematik olarak NATO’yu eleştirmesinin transatlantik hattındaki bağları zayıflattığını vurguladı. Fransız lider “Eğer taahhüdünüzü her gün sorguya açarsanız, onun özünü aşındırırsınız.” dedi. Macron ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın çelişki açıklamalarını anımsatarak “Ciddi olmak istediğinizde, bir gün önce söylediğinizin ertesi gün tam tersini söyleyerek ortalıkta dolaşmazsınız." diye ekledi. İran’a karadan işgalin gerçekçi olmadığının altını çizen Macron, Hürmüz Boğazı’nın açılması konusunda ise müzakerelerin önemine değindi.
Transanaltik hattında yaşanan bu ayrılık Çin’de de tartışılmaya devam ediyor. Pekin Dil ve Kültür Üniversitesi Ülke ve Bölge Çalışmaları Enstitüsü'nde yardımcı araştırmacı olan Dong Yifan, yaptığı değerlendirmede “Orta Doğu’da yeni çatışma dalgasının başlamasıyla ABD, Avrupa’nın çıkarların gözetmediği gibi saygı da göstermedi. Bu eylemler şüphesiz taraf seçme yönünde bir dayatmadır” ifadelerini kullandı. Dong, Rusya-Ukrayna krizini deneyimleyen Avrupa’nın “maliyetlere katlanmaya istekli” olmadığını söyledi.
“NATO’nun yapısal çöküşü: Gerçeklikten kopmanın sonucu”
ABD ve Avrupa hattındaki belirginleşen ayrılığa dair makale yayınlayan Çin’in Global Times gazetesi ise “NATO’nun yapısal çöküşü: Gerçeklikten kopmanın sonucu” başlığını tercih etti. Taraflar arasındaki ayrımın yapısal kökenlerine işaret eden gazete Sovyetler Birliği dağılmasına rağmen çeşitli gerekçelerle NATO’nun varlığını sürdürdüğünü ve dahası genişlemeye devam ettiğini anımsattı. “Varlığını haklı çıkarmak için sürekli yeni düşmanlar icat etmek zorunda kalan bir ittifak, zaten yapısal bir sorun içindedir.” değerlendirmesinde bulunan Global Times, şu satırları kaleme aldı:
“Avrupa artık şu rahatsız edici soruyu sormaya başladı: Bizi birleştiren ortak değerleri mi savunuyoruz, yoksa sadece başkalarının stratejik hırslarını mı finanse ediyoruz? Bu ayrım, ittifakın amacı konusundaki şüpheleri artırdı. İran’daki savaş bu soruyu çok daha keskin hale getirdi. Avrupa hükümetleri savaşa katılmayı reddetti. Washington’ın en güvenilir ortağı olan İngiltere bile geri çevirdi. Bu bir ihanet değil; aksine yerel siyasi değişimlere ve stratejik önceliklere dayalı bir hesaptı. Bu durum, kilit NATO üyelerindeki iç siyasi değişimlerin ittifak dayanışmasını ve karar alma süreçlerini nasıl etkilediğini göstermektedir.
Trump’ın yükselişi, aslında daha derin güçlerin bir belirtisidir. Amerika’nın orta sınıfı çökmüş durumda. ABD’nin Afganistan ve Irak’taki başarısızlıkları, denizaşırı müdahalelerin yurt içindeki meşruiyetini yok etti. Genç Amerikalılar, ülkelerinin "dünyanın vazgeçilmez garantörü" olduğu fikrine pek bağlılık göstermiyor. Mali tablo ise acımasızdır. ABD federal borcu 36 trilyon doları aşmıştır. Faiz ödemeleri şu an savunma bütçesini geçmiş durumda. Küresel bir askeri varlık sürdürmenin maliyeti gerçektir, süreklidir ve giderek sürdürülemez hale gelmektedir. Bu ideolojik bir tercih değil, aritmetik bir zorunluluktur.. NATO’nun hikayesi henüz bitmedi. Ancak onu parçalayan güçler tek bir yönetimin icadı değildir. Bunlar, Berlin Duvarı yıkıldığından beri biriken çözülmemiş çelişkilerin toplam ağırlığıdır. Trump bu ağırlığı yaratmadı; sadece yere çarpma anını öne çekti. İran’daki savaş, küresel ilerlemeye ayak uyduramayan hegemonik güçleri nelerin beklediğine dair dünyaya bir pencere açtı. NATO’nun kaderi de buna bir istisna olmayacak.”



