Haber Merkezi
Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, “Büyük Kolombiya”nın yeniden inşa edilmesi çağrısını yineleyerek, özerk uluslardan oluşan bir konfederasyonun halkın katılımıyla yapılacak kurucu bir oylama yoluyla kurulmasını önerdi.
Cumartesi günü sosyal medya üzerinden duyurulan öneri, ABD ordusunun kaçırdığı Venezuela lideri Nicolas Maduro’yu Caracas’ta ele geçirmesinden yalnızca bir hafta sonra geldi. Petro’nun vizyonu, 19. yüzyılda Kolombiya, Ekvador, Panama ve Venezuela’yı kapsayan tarihi devleti savunma ve ekonomi odaklı bir blok olarak canlandırmayı hedefliyor.

Petro, eski devletin haritasını paylaştığı mesajında şu ifadeleri kullandı:
“Bu Büyük Kolombiya'dır. Bu, Bolivar’ın fikriydi ve halkın kurucu oyu yoluyla onu özerk ulusların oluşturduğu bir konfederasyon olarak yeniden inşa etmeyi öneriyorum.”
Petro; sanayileşme, temiz enerji ve yüksek teknoloji altyapısına odaklanan ortak bir ticaret politikası öngörürken, Avrupa Birliği’ne benzer şekilde bir “Büyük Kolombiya Parlamentosu” ve Adalet Divanı kurulmasını da gündeme getirdi.
Petro daha önce de "Büyük Kolombiya"yı savunmuştu
Kolombiya lideri, Simon Bolivar’ın hayalini canlandırmayı uzun süredir Latin Amerika solunun birleştirici sembolü olarak kullanıyor.
Mayıs 2024’te Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa’nın göreve başlama töreninde ortak vatandaşlık, sanal para birimi ve akademik diplomaların tanınmasını içeren uzun vadeli bir entegrasyon süreci önermişti. Temmuz 2025’te CELAC toplantısında ise “Büyük Kolombiya” projesinin temiz enerji entegrasyonu için küresel bir model olabileceğini savunmuştu.
Ancak son çıkışın zamanlaması, ABD’deki ikinci Trump yönetiminin politikalarına doğrudan bir yanıt olarak görülüyor. Maduro’nun yakalanmasının ardından Petro, “halk direnişi” çağrısı yapmış; Kolombiya, Venezuela, Ekvador ve Panama’yı kapsayan yeniden birleşmeyi ABD’nin “saldırganlığına” karşı bir kalkan olarak tanımlamıştı.
Büyük Kolombiya neydi?
Bugün “Büyük Kolombiya” olarak anılan Kolombiya Cumhuriyeti, 1819–1831 yılları arasında var olmuş güçlü bir devletti.
“Özgürleştirici” Simon Bolivar tarafından tasarlanan ve Angostura Kongresi’nde şekillenen bu yapı; Yeni Granada Genel Valiliği, Venezuela Genel Kaptanlığı ve daha sonra Quito bölgesini birleştirdi. En parlak döneminde Batı Yarımküre’nin en saygın ve güçlü devletlerinden biri olarak görülüyordu. Dönemin diplomatları ve ileride ABD Başkanı olacak John Quincy Adams dahil Büyük Kolombiya'yı Avrupa İmparatorluklarıyla rekabet edebilecek potansiyel bir güç olarak değerlendiriyordu.

Simon Bolivar'ın Büyük Kolombiyası neyi başarmıştı?
Büyük Kolombiya'nın kuruluş süreci, Simón Bolívar’ın askeri ve siyasi dehasının en somut başarılarından biri olarak tarihe geçti. 15 Şubat 1819’da toplanan Angostura Kongresi, yalnızca yeni bir devletin temelini atmakla kalmadı; İspanyol sömürge düzenine karşı kazanılan zaferlerin kalıcı bir siyasal birlikle taçlandırılmasını sağladı. Aynı yıl ilan edilen cumhuriyet; Venezuela, Quito ve Cundinamarca’yı tek çatı altında birleştirerek dönemin Latin Amerika’sında eşi benzeri görülmemiş bir bütünleşme başarısı ortaya koydu.
Bolívar’ın devlet başkanlığında kurulan bu yapı, her bölgenin birer başkan yardımcısı tarafından yönetildiği üniter bir modelle güçlü ve merkezi bir devlet yaratma iddiasını hayata geçirdi.
1819’da Pantano de Vargas ve Boyacá savaşlarında elde edilen kesin askeri zaferler, Büyük Kolombiya'nın yalnızca kâğıt üzerinde değil, sahada da gerçek bir güç olduğunu kanıtladı. Bu başarılar, bağımsızlık mücadelesinin dönüm noktası olurken, genç cumhuriyetin uluslararası meşruiyetini de pekiştirdi. 1821’de Panama’nın Gran Colombia’ya katılmasıyla birlik daha da genişledi ve Karayipler’den And Dağları’na uzanan stratejik bir coğrafyada etkili bir devlet ortaya çıktı.
1822’de Quito’nun katılımı ise Bolívar’ın birleştirici vizyonunun zirve noktalarından biri oldu.





