Avustralyalı ve Endonezyalı bilim insanları, Endonezya'da en az 51.200 yıllık figüratif mağara sanatının en eski örneğini keşfetti.

Yaban domuzu ve üç insan benzeri figürün yer aldığı resim, daha önce bulunan en eski mağara resminden 5 bin yıldan daha eski. 2019 yılında önceki rekor sahibi, Endonezya mağarasında bulunan ve o zamanlar yaklaşık 44 bin yıllık olduğu tahmin edilen bir av sahnesiydi. Bu keşif, modern insanın yaratıcı düşünme kapasitesini ilk gösterdiği zamanı, bilinenden daha geriye götürüyor.

Avustralya'daki Griffith Üniversitesi'nden Prof. Maxime Aubert, yaptığı açıklamada, keşfin insan evrimi hakkındaki fikirleri değiştireceğini söyledi.

"Resim karmaşık bir hikaye anlatıyor. Hikaye anlatımına dair sahip olduğumuz en eski kanıt. O dönemde insanların soyut terimlerle düşünme kapasitesine sahip olduğunu gösteriyor" dedi.

Resimde ağzı yarı açık bir şekilde duran bir domuz ve en az üç insan benzeri figür görülüyor. En büyük insan figürünün her iki kolu da uzanmış ve bir asa tutuyor gibi görünüyor. İkincisi, başı burnunun yanında olacak şekilde domuzun hemen önünde. Ayrıca bir ucu domuzun boğazına temas eden bir asa tutuyor.

Son insan benzeri figür, bacakları yukarı bakacak ve dışarı doğru açılacak şekilde ters duruyor gibi görünüyor. Bir eli domuzun kafasına doğru uzanıyor ve ona dokunuyor gibi resmediliyor.

Daha eski örnekler bulunabilir

Güney Afrika'daki Blombos Mağaraları'nda bulunan taşlara çizimin ilk kanıtı 75.000 ila 100.000 yıl öncesine dayanıyor. Bunlar geometrik desenlerden oluşuyor.

Yeni tarihleme, lazer kullanılarak sanat eserinin küçük miktarlarının kesilmesini içeren yeni bir yöntem kullanılarak mümkün hale getirildi. Bu, araştırmacıların sanat eserinin farklı kısımlarını daha ayrıntılı olarak incelemelerini ve daha doğru bir tarihleme elde etmelerini sağlar.

Meta'dan 'siyonist' önlemi: Hakaret içeren gönderileri kaldıracak Meta'dan 'siyonist' önlemi: Hakaret içeren gönderileri kaldıracak

Yeni yöntem daha yaygın bir şekilde kullanıldıkça, dünyanın çeşitli yerlerinde mağara resimlerinin bulunduğu bazı alanların tarihi yeniden belirlenebilir ve bu durum betimsel sanatın ortaya çıkışını daha da geriye itebilir.

BİLİM-TEKNOLOJİ HABERLERİNİN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN