CGTN Türk Dış Haberler Servisi
ABD’nin egemen ülkelerin topraklarına yaptıkları saldırılar, devlet başkanlarını kaçırarak alıkoyması, ticaret savaşları, müttefiklerine dönük tehditleri uluslararası sistemin geleceğine dönük endişeleri hiç olmadığı kadar artırdı.
Washington yönetimi kuruluşuna önderlik ettiği Barış Kurulu ile Birleşmiş Milletler’i işlevsiz hale getirmeye çalışırken diğer yandan da küresel meselelerin çözümünde büyük güçlerin rızasını yeterli görme eğilimini devam ettiriyor. ABD Ulusal Güvenlik Belgesi ve Ulusal Savunma Strateji belgesi dünyayı büyük güçlerin nüfuz alanına bölmekle eleştirilmişti.
ABD Başkanı Donald Trump’ın 2025 yılında Güney Kore’de Çin Cumhurbaşkanı XiJinping ile görüşmesinden önce kullandığı “G2 toplanıyor” ifadesi de kendisine dönük eleştirileri anlamlı kılıyor.
İlk kez 2005 yılında ABD’li ekonomist Fred Bergsten tarafından, eski ABD Başkanı George W. Bush yönetimi döneminde Çin'in ekonomik yükselişinin ardından ortaya atılan G2 kavramını ünlü stratejist Brezinski, 2008 yılında Financial Times makalesinde detaylandırmıştı. 2008 yılındaki küresel finansal krizde Çin’in oynadığı yapıcı rolü ifaden Brezinski bir anlamda “küresel meselelerin çekirdek yönetim kurulu” mesajını vermişti. Ünlü tarihçi Neil Ferguson ise Çin –ABD ilişkilerini Chinmerica ile kavramsallaştırmıştı.
Çin: Tarih tüm insanlığın ortak çabası ile yazılır
Trump’in yaklaşan Çin ziyareti öncesinde yeniden gündeme gelen kavram Pekin yönetimi tarafından ise anlamlı bulunmuyor. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi 114. Ulusal Halk Meclisi’nin dördüncü oturumunda basın mensuplarının bu konuda yönelttiği soruya şu yanıtı verdi:
“Çin ve ABD’nin elbette küresel meseleler üzerinde büyük etkisi var ancak unutmamalıyız ki dünyada 190’dan fazla ülke var ve tarih her zaman halkların ortak çabası ile yazılır. Bu ülkelerdeki insanların çabası ile insanlığın ortak kader toplumu birlikte inşa edilmelidir. Çeşitlilik ve birlikte yaşam insanlığın doğasıdır ve çok kutupluluk içinde birlikte yaşam uluslararası düzenin doğru halidir. Tarihe bakıldığında güç rekabeti ve bloklar arası karşıtlık her daim insanlığa felaket getirmişti. Bu nedenle Çin, “güçlü olan mutlaka hegemonya arar” şeklinde eski yolu izlemeyecektir. “Büyük güçlerin birlikte dünyayı yönetme” mantığını Çin benimsemeyecektir….Çin’in teklifi eşit ve düzen içinde çok kutuplu dünyadır. Eşitliğin anlamı ülkelerin gücüne bakılmaksızın uluslararası düzenin eşit üyesi olması ve çok kutupluluk içinde yerine tespit ederek buna göre davranmasıdır. Düzenin anlamı ise her ülkenin merkezinde Birleşmiş Milletler tüzüğü ve temel uluslararası ilişkiler kurallarının yer aldığı uluslararası kurallara uymasıdır”
Küresel Yönetişim İnisiyatifi’ne çağrı
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, basın toplantısında sadece G2 gibi kavramlara itiraz etmekle kalmayarak Pekin yönetiminin arzuladığı uluslararası düzeni de detaylandırdı. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in geçen yıl Shanghai İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesinde ortaya koyduğu Küresel Yönetişim İnisiyatif’ni anımsatan Wang Yi, güç siyaset ve korumacılık gibi zorluklara bu girişimin yanıt verebileceğini aktardı.
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi egemenlik, eşitlik, uluslararası hukukun üstünlüğü, çok taraflılık, insan merkezli yaklaşım ve gerçek eylemlere dayanan uluslararası yönetim sistemini öngören Küresel Yönetim İnisiyatfi’ne şimdiye kadar 150’den fazla ülkenin destek verdiğinin altını çizdi.
Küresel Yönetim İnisiyatifi’nin en açık mesajının BM'nin merkezi rolünü zayıflatmak yerine güçlendirmek olduğunun altını çizen Wang Yi, "BM mükemmel değil ama BM'nin olmadığı bir dünya ancak daha kötü olabilir. BM dışında paralel yapılar yaratmak ve daha kötüsü dışlayıcı bloklar ve çıkar çevreleri oluşturmak sürdürülebilir değildir ve destek bulmayacaktır." ifadelerini kullandı.




