Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Josef Hinterseher, başkent Berlin'de düzenlenen basın toplantısında, Batı Şeria'ya yönelik adımlara sürekli tepki verdiklerini hatırlatarak, "İsrail'in kararı Batı Şeria'daki Filistin halkı için potansiyel olarak çok geniş kapsamlı sonuçlar doğurabilir. Batı Şeria'da İsrailli özel şahısların arazi satın almasına izin veren bu karar, Batı Şeria'nın yönetimini kısmen İsrail sivil makamlarına devrediyor. Tüm bunlar uluslararası hukuka aykırıdır." dedi.
"İlhakın teşvik edilmesinden başka bir şey değildir"
İsrail'in Batı Şeria'ya yönelik adımlarının "fiili ilhak yolunda atılmış bir adım" anlamına geldiğini belirten Hinterseher, "İsrail kabine üyelerinin de bu konuda zaman zaman açıklamalar yaptığını, Batı Şeria'da İsrail'in fiili egemenliğinden bahsettiklerini gördünüz. Bunun anlamı, idarenin Batı Şeria'ya genişletilmesi ve böylece ilhakın teşvik edilmesinden başka bir şey değildir." diye konuştu.
Hinterseher, İsrail'in, Batı Şeria'da işgal gücü olmaya devam ettiğine işaret ederek, işgal gücü olarak yerleşim yerleri inşa etmenin uluslararası hukuka aykırı olduğunu bir kez daha vurguladı. Belirli idari faaliyetlerin İsrail sivil makamlarına devredilmesi de işgalin geçici niteliğiyle çeliştiğinin altını çizen Hinterseher, bu konuda Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) görüşüne atıfta bulundu.
"Barışçıl ve kalıcı çözümün önünü kesiyor"
Hinterseher, UAD'nin görüşünde işgalin mümkün olan en kısa sürede sona erdirilmesini talep ettiğini anımsatarak, "Federal hükümetin yerleşim inşaatı konusundaki tutumu açıktır ve değişmeyecektir. Batı Şeria, gelecekteki Filistin Devleti'nin ayrılmaz bir parçasıdır. Federal hükümet, bu temelde müzakereye dayalı iki devletli bir çözüm için çalışmaya devam etmektedir." şeklinde konuştu.
Kalkınma Bakanı Reem Alabali Radovan da dün yaptığı açıklamada, "İsrail hükümetinin Batı Şeria'daki arazi haklarıyla ilgili son kararlarından derin endişe duyuyorum. Bu önlemler, Orta Doğu çatışmasının barışçıl ve kalıcı bir şekilde çözülmesinin önünü kesiyor. Uluslararası hukuka aykırı arazi gaspı yoluyla Filistin halkını Batı Şeria'dan sürüyorlar." ifadesini kullanmıştı.
İsrail güvenlik kabinesi, Batı Şeria'nın ilhakının önünü açacak bir dizi kararı onayladı
1995 tarihli İkinci Oslo Anlaşması'na göre Batı Şeria, tamamen Filistin yönetimindeki "A Bölgesi", Filistin sivil idaresi ve İsrail güvenlik kontrolündeki "B Bölgesi" ve tamamen İsrail kontrolündeki "C Bölgesi" olmak üzere üçe ayrılıyor. "C Bölgesi", Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 61'ini kapsıyor. İsrail güvenlik kabinesinin, 8 Şubat'ta işgal altındaki Batı Şeria'da Filistin yönetiminin kontrolündeki bölgelerde İsrail'in "denetim ve kontrol faaliyetlerini" artıran bir dizi kararı onayladığı belirtilmişti.
İsrail basınında yer alan haberlere göre bazı kararlar, El Halil'deki mevcut düzenlemeleri de etkiliyor. Buna göre, Harem-i İbrahim Camisi ve çevresindeki planlama ile inşaat yetkilerinin, 1997 El Halil Anlaşması'na aykırı şekilde belediyeden alınarak İsrail Sivil İdaresine bağlı kurumlara devredilmesi kararlaştırıldı. Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum, Doğu Kudüs dahil Batı Şeria'yı işgal altındaki Filistin toprağı olarak kabul ederken İsrail'in Yahudi yerleşim faaliyetleri, uluslararası hukuka göre yasa dışı sayılıyor.




