CGTN Türk Dış Haberler Servisi
İran’ın mart ayında Diego Garcia’daki İngiliz-Amerikan üssünü iki balistik füzeyle hedef alması, Hint Okyanusu’nun Ortadoğu’daki stratejik önemini bir kez daha gündeme getirdi. Söz konusu üs aynı zamanda İran’ın ABD’nin Bahreyn’deki üssünü vurmasının ardından da gündeme gelmişti. 200’den fazla süre boyunca karaya çıkmayan ABD’nin en büyük uçak gemisi USS Abraham Lincoln’ün ikmal yolları, Bahreyn üssünün vurulmasıyla kapanmıştı. ABD, gemiye ihtiyaç tedariklerini Diego Garcia üssü üzerinden sağlamıştı.
Strateji ve sömürgeciliğin kesişimi
Chagos Takımadaları üzerindeki egemenlik tartışmaları ve adanın yerli halkının söz konusu ada için sürgün edilmesi, askeri strateji ile sömürgecilik bağını da gözler önüne seriyor. 1960'ların ortalarında Birleşik Krallık ve ABD, Hint Okyanusu'nda stratejik bir askeri üs kurmak için gizlice anlaştı. Üssün kurulacağı en büyük ada olan Diego Garcia'nın tamamen "insansızlaştırılması" hedeflendi.
1967 ile 1973 yılları arasında adada yaşayan yaklaşık 2 bin Chagos yerlisi, Birleşik Krallık hükümeti tarafından gemilere bindirildi; evcil hayvanları katledildi ve kendileri Mauritius ile Seyşeller'e zorla sürgün edildi.
Diego Garcia Üssü, Amerikalı Antropolog Prof. David Vine'ın yazdığı "The Island of Shame" (Utanç Adası) adlı kitaba da konu oldu. Vine, bir antropolog gözüyle ABD ve İngiltere'nin zoruyla 1967-73 yılları arasında evlerinden koparılan Chagosluların yaşadıklarını ve yurtlarına geri dönmek için verdikleri mücadeleyi anlattı. Adada ayrıca CIA'ye ait gizli bir hapishane bulunduğu ihtimalini yazan Vine, buraya getirilen terör şüphelilerinin işkenceyle sorgulanabileceğini ileri sürdü.
Chagos'un yanı sıra Aldabra, Farquhar ve Desroche adalarını da Şeyseller'den ayıran İngiltere, söz konusu adaları 1965'te İngiliz Hint Okyanusu Bölgesi'nin (İHOB) parçası ilan etti. Şeyseller'den ayırdığı adaları daha sonra geri vermek zorunda kalsa da İngiltere toplam 2 bin 300 adacığın bulunduğu İHOB ile Hint alt kıtasının güneyinde varlığını sürdürdü.
İngiltere, İHOB içerisindeki Chagos Takımadaları'nın en büyüğü olan mercan ada Diego Garcia'yı 1966'da, müttefiki ABD'ye 50 yıllığına kiraladı.
ABD üsse 3 milyar dolar harcadı
ABD, 1966'dan 2016'ya kadar Diego Garcia Üssü'nün yapımı, bakımı ve restorasyonuna toplam 3 milyar dolar harcadı. İngiltere, 2016'da ABD'nin ada kullanım haklarını 20 yıl daha uzattı. Hint Okyanusu'nun tam ortasında yer alan ve sadece askeri araçlarla ulaşılabilen Diego Garcia Üssü, Soğuk Savaş'tan günümüze çok sayıda ABD operasyonunun parçası oldu.
ABD’nin bölgedeki askeri varlığının kilit noktalarından biri olan ada, Washington ile Londra arasındaki nükleer işbirliğinin de temel unsurlarından biri. İngiltere’nin eski Başbakanı Boris Johnson, 2023’te Daily Mail gazetesinde yayımlanan yazısında, ABD ile İngiltere arasındaki özel ilişkinin yalnızca tarihsel bağlara dayanmadığını vurgulamıştı. Johnson, Washington’ın Londra’yla nükleer sırlarını paylaşmasını ve istihbarat işbirliğini, İngiltere’nin ABD’ye sunduğu stratejik katkılarla ilişkilendirerek Diego Garcia Adası’nın önemine dikkat çekmişti.
Hint Okyanusu’ndaki Chagos Takımadaları’nda bulunan Diego Garcia, mart ayında İran’ın iki balistik füzeyle adadaki ortak İngiliz-Amerikan askeri üssünü hedef almasıyla yeniden gündeme geldi. Her iki füze de hedefini vuramadı. Ancak saldırı, İran’ın orta menzilli balistik füze kapasitesinin operasyonel düzeyde ortaya konulması bakımından önem taşıdı. ABD’li üst düzey bir deniz kuvvetleri yetkilisinin geçmişte Hint Okyanusu’nu Ortadoğu’ya açılan bir “arka kapı”, Rusya ve Çin’in ise “yumuşak karnı” olarak nitelendirmesi, bölgenin stratejik konumunu özetliyor.
Ved Shinde, Responsible Statecraft’ta 14 Ekim’de yayımlanan değerlendirmesinde, İran’ın kıyılarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaktaki Diego Garcia’yı neden hedef aldığını anlamak için denizcilik tarihi ve ulusal güvenlik politikaları alanında doktora sahibi Samuel Bashfield’ın The British Indian Ocean Territory adlı kitabına işaret ediyor. Bashfield’ın ABD, İngiltere ve Avustralya arşivlerindeki belgelere dayanarak hazırladığı çalışma, Diego Garcia’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Batılı güçlerin Hint Okyanusu stratejisinde oynadığı rolü ortaya koyuyor.
İkinci Dünya Savaşı’ndan Soğuk Savaş’a stratejik ada
Diego Garcia’nın askeri öneminin anlaşılması, İkinci Dünya Savaşı yıllarına uzanıyor. Japonya’nın Güneydoğu Asya’daki hızlı ilerleyişi, İngiltere’nin Singapur’daki varlığını tehdit ederken Londra yönetimi 1941’de adayı Hint Okyanusu’ndaki deniz lojistiğini destekleyecek bir üs olarak kullanmaya karar verdi.
Ancak adanın ve Chagos Takımadaları’nın stratejik değeri, Asya ve Afrika’da sömürge yönetimlerinin çözülmeye başladığı erken Soğuk Savaş döneminde ABD ve İngiltere tarafından çok daha kapsamlı biçimde değerlendirildi.
1959’da gündeme gelen Hint Okyanusu Görev Gücü, ABD’nin 1960 tarihli Stratejik Adalar Konsepti ve İngiltere’nin 1963 tarihli Ada Stratejisi, iki ülkenin bölgedeki askeri varlığını kalıcılaştırmaya yönelik yaklaşımının temel adımları arasında yer aldı.
Bashfield, kitabında Chagos Takımadaları’nın sömürge yönetimindeki Mauritius ve Seyşeller’den ayrılması için yürütülen ABD-İngiltere müzakerelerini de ayrıntılı biçimde ele alıyor. İki ülke, 1960’ların sonlarında Hint Okyanusu’ndaki konumlarını karşılıklı olarak güçlendirmeyi hedefledi. İngilizlerin askeri tesis kurmak için değerlendirdiği Aldabra Adası da bu sürecin daha az bilinen başlıklarından biri.
Diego Garcia karşılığında nükleer işbirliği
Diego Garcia’nın önemi yalnızca deniz ve hava operasyonlarıyla sınırlı değil. Ada, ABD ile İngiltere arasında nükleer teknoloji ve savunma alanındaki işbirliğinin de önemli bir parçası oldu.
Bashfield’a göre iki ülke, Amerikan ordusunun Diego Garcia’ya erişiminin genişletilmesini İngiltere’nin nükleer caydırıcılığını güçlendiren desteklerle ilişkilendiren üç ayrı karşılıklı anlaşma yaptı.
ABD’nin adadaki askeri varlığının genişlemesi karşılığında İngiltere, Polaris, Super Antelope ve Trident adlı denizaltından fırlatılan balistik füze programlarında Amerikan desteği aldı. Bu işbirliği, Londra’nın nükleer silah kapasitesini geliştirmesine ve denizaltı temelli caydırıcılığını artırmasına katkıda bulundu.
Dönemin İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher da nükleer teknolojiye ilişkin kararlarının ülkesinin geleceği üzerinde “en uzun vadeli sonuçları” doğuracak kararlar arasında bulunduğunu belirtmişti.
İşte böylece Diego Garcia, iki ülkenin Hint Okyanusu’ndaki askeri çıkarlarını bir araya getiren bir üs olmanın ötesine geçerek İngiltere’nin nükleer kapasitesinin geliştirilmesinde de kritik bir konuma yerleşti.
ABD’nin Hint Okyanusu’ndaki ileri karakolu
Bugün Diego Garcia; deniz kuvvetlerinin lojistik ihtiyaçları, hava operasyonlarının desteklenmesi, askeri malzemelerin önceden konuşlandırılması ve istihbarat faaliyetleri açısından kilit bir merkez niteliği taşıyor. Ada, Hint Okyanusu’nun yanı sıra Ortadoğu, Güney Asya ve Afrika’daki askeri operasyonların desteklenmesinde de kullanılıyor. Bashfield, bu özelliği nedeniyle Diego Garcia’yı ABD açısından “değerli bir sıçrama tahtası” olarak tanımlıyor.
Ada, Washington’ın Hint Okyanusu’ndaki stratejisi bakımından Pasifik’teki Guam Adası’na benzer bir konumda bulunuyor.
Diego Garcia’nın önemi, 1990’da Irak’ın Kuveyt’i işgalinin ardından yürütülen Çöl Kalkanı ve Çöl Fırtınası operasyonları sırasında daha da belirginleşti. Ada, bu operasyonlarda önemli bir lojistik merkez ve hava üssü olarak kullanıldı.
Bashfield, ABD’nin askeri altyapısını onlarca yıl boyunca genişletmesi sonucunda İngiliz Hint Okyanusu Toprakları’nın fiilen bir “Amerikan toprağına” dönüştüğünü savunuyor. Londra’nın zaman zaman egemenlik konusunda dile getirdiği kaygılara rağmen, adanın operasyonel işlevi büyük ölçüde ABD’nin bölgesel askeri ihtiyaçları doğrultusunda şekillendi.
Trump'ın "aptallık" dediği devir anlaşması
Egemenlik kaygıları bir anlaşmayı da gündeme getiriyor: Chagos Takımadaları üzerindeki egemenliğin Mauritius’a devredilmesi. ABD Başkanı Donald Trump, İngiltere’nin söz konusu adımını “aptalca” ve “ zayıflık göstergesi” olarak nitelendirmiş, söz konusu anlaşmaya destek vermeyeceğini ifade etmişti. İngiltere ise devir için ortağı ABD'nin onayına bakıyor. Anlaşma kapsamında Mauritius, Chagos Takımadaları üzerindeki egemenliğini elde edecek. İngiltere ise ABD aracılığıyla Diego Garcia’daki askeri üssü başlangıçta 99 yıl boyunca işletme hakkını koruyacak. Bu sürenin 40 yıl daha uzatılması da mümkün olacak.
İngiltere’nin Mauritius’a önümüzdeki yıllara yayılarak toplam 3,4 milyar sterlin, yani yaklaşık 4,5 milyar dolar ödeme yapması öngörülüyor. Bugün Washington ve Londra açısından temel mesele, Çin’in bölgedeki etkisinin arttığı bir dönemde Diego Garcia’daki askeri kapasiteyi korumak. Mauritius açısından ise egemenlik ve toprak bütünlüğünün tesis edilmesi. İngiltere'ye göre adadaki askeri varlığı devam ettirebilmek Mauritius’un egemenliğini tanımaktan geçiyor.
Chagosluların evlerine dönme hakları Londra Yüksek Mahkemesinin 3 Kasım 2000 ve 11 Mayıs 2006'da ve Londra Temyiz Mahkemesinin 23 Mayıs 2007'de aldığı kararlarla tanındı. Adalardan çıkarılanlar İngiltere mahkemelerinde yurtlarına dönme mücadelesi verirken Morityus konuyu BM Genel Kuruluna taşıdı. 23 Haziran 2017'deki Genel Kurulda Morityus ile İngiltere arasında Chagos Takımadaları'nın egemenliği hakkındaki anlaşmazlığın Uluslararası Adalet Divanına götürülmesi 15'e karşı 94 oyla kabul edildi.
Uluslararası Adalet Divanından "dekolonizasyon süreci tamamlanmadı" kararı
Uluslararası Adalet Divanı hakimlerinin, 25 Şubat 2019'da aldığı çoğunluk kararına göre, Morityus bağımsızlık kazandığında Chagos Takımadaları elinden alındığı için dekolonizasyon süreci "yasal bir şekilde" tamamlanmadı. İngiltere'nin Chagos Takımadaları'nı elinde bulundurmasının yanlış olduğu belirtilen karar, Morityus'un topraklarının sömürgelikten tam anlamıyla kurtulması için İngiltere'nin adaları geri vermesi gerektiğini tavsiye etti.



