Aslı Ağırdil
Bilim ve teknolojinin hızla ilerlediği günümüzde sağlık hizmetlerinin daha erişilebilir hale gelmesi beklenirken, birçok gelişmiş ülkede tablo bunun tersini gösteriyor.
Avrupa’da ve ABD’de sağlık sistemleri, son yıllarda artan maliyetler ve erişim sorunları nedeniyle yoğun eleştirilerin odağında yer alıyor. Almanya ve İngiltere’de hastalar acil servislerde dahi saatlerce beklemek zorunda kalırken, uzman doktor randevuları aylar sonrasına veriliyor.
ABD’de ise sorunlar daha çarpıcı boyutlara ulaşıyor. Resmi verilere göre, yatış gerektirmeyen bir acil servis başvurusunun ortalama maliyeti yaklaşık 750 dolar seviyesinde bulunuyor. Ambulansla hastaneye taşınan hastaların yaklaşık yüzde 60’ı, sigorta kapsamı dışında kalan “ağ dışı” hizmetler nedeniyle beklenmedik ve yüksek faturalarla karşılaşıyor. Bu tablo, sağlık hizmetlerini milyonlarca Amerikalı için ciddi bir mali yüke dönüştürüyor.
Kaiser Family Foundation’ın (KFF) analizlerine göre, ABD’de en az 20 milyon yetişkin tıbbi borç taşıyor ve toplam tıbbi borç miktarı 220 milyar doları aşmış durumda. Uzmanlar, sağlık harcamalarının ülkedeki bireysel iflasların başlıca nedenleri arasında yer almaya devam ettiğine dikkat çekiyor.
Erişim sorunu da giderek derinleşiyor. Kardiyoloji gibi temel branşlarda uzman doktor randevuları için ortalama bekleme süresi yaklaşık bir ayı bulurken, bazı alanlarda bu süre iki ayı aşıyor. Kırsal bölgelerde yüzlerce hastanenin kapanması ise sağlık hizmetlerine ulaşımı daha da zorlaştırıyor. Uzmanlara göre bu veriler, dünyanın en pahalı sağlık sistemine sahip ABD’de hizmet kalitesi ile erişim arasındaki dengenin giderek bozulduğunu ortaya koyuyor.
Peki, ABD’de sorunlar büyürken Çin’de sağlık sistemi nasıl işliyor?
Bugüne kadar yüksek hızlı tren ağı, devasa altyapı projeleri ve modern şehirleriyle yabancı ziyaretçilerin ilgisini çeken Çin, son dönemde sağlık hizmetleri alanında da öne çıkmaya başladı.
Özellikle TikTok’ta “tıbbi turizm” etiketi altında paylaşılan içerikler, Çin’de uygun fiyatlı ve etkili sağlık hizmeti arayan yabancıların deneyimleriyle geniş kitlelere ulaşıyor.
Bu ilginin son örneklerinden biri, İngiliz vatandaşı Amie’nin Pekin’deki bir devlet hastanesinde yaşadıklarını anlattığı video oldu. Sürekli mide ağrıları yaşayan ve İngiltere’de uzman doktora görünmek için uzun süre beklemek zorunda kalan Amie, daha önce yaşadığı Çin’e giderek tedavi olmayı tercih etti.
Pekin’deki hastanede test, teşhis ve tedavi sürecinin kısa sürede tamamlandığını belirten Amie, tüm masrafların yaklaşık 2 bin 800 yuan (yaklaşık 400 dolar) tuttuğunu aktardı. Uçak bileti maliyeti de eklendiğinde dahi bu tutarın, ülkesinde özel bir hastanede ödeyeceği bedelden daha düşük olduğunu ifade eden Amie’nin paylaşımı, Çin sosyal medyasında kısa sürede geniş yankı uyandırdı.
İşte Amie’nin sosyal medyada paylaştığı ve büyük ilgi gören o video…
Söz konusu paylaşımın ardından çok sayıda yabancı kullanıcı da Çin’de aldıkları uygun fiyatlı ve etkili sağlık hizmetlerine ilişkin kendi deneyimlerini paylaşmaya başladı. Özellikle fiyat farkları, sosyal medyada en çok dikkat çeken unsurlar arasında yer aldı.
Bazı kullanıcılar, ABD’de sigorta olmadan 10 bin ila 20 bin dolar arasında maliyeti olabilen kapsamlı bir kalp kontrolünün Çin’de yaklaşık 75 dolara yapılabildiğini aktardı.
Bir başka kullanıcı ise 19 dolara çekilen bir röntgen filminin, Batı’daki bir süpermarkette satılan oyuncak doktor setinden bile daha ucuz olduğunu dile getirdi.
Sosyal medyada art arda paylaşılan bu deneyimler, Çin’in sağlık sistemine yönelik algının uluslararası ölçekte hızla değiştiğini gösteriyor. Uygun maliyet, hızlı hizmet ve erişilebilirlik, Çin’i sağlık alanında da küresel ölçekte dikkat çeken bir merkez haline getiriyor.
Ortaya çıkan tablo net bir gerçeğe işaret ediyor: Çin, yalnızca altyapı ve teknoloji yatırımlarıyla değil, kamu odaklı ve erişilebilir sağlık modeliyle de uluslararası dengeleri etkileyen güçlü bir alternatif olarak öne çıkıyor.
Çin’in tıbbi turizm hedefinde ivme artıyor
Çin’in, 2030 yılına kadar tıbbi turizmde “uluslararası düzeyde rekabetçi” bir merkez olma hedefi doğrultusunda son yıllarda kayda değer bir ilerleme sağladığı görülüyor. Çin medyasına ve Ulusal Sağlık Komisyonu verilerine göre, 2025 yılı boyunca ülkedeki hastaneler yaklaşık 1,3 milyon yabancı hastaya sağlık hizmeti sundu. Bu rakam, 2022’ye kıyasla yüzde 74’lük bir artış anlamına geliyor.
Yabancı hasta sayısındaki artışta, sağlık hizmetlerinin Batı ülkelerine göre daha düşük maliyetli olması, birçok hastanede İngilizce konuşabilen personelin bulunması ve Çin’in vizesiz giriş uygulamasını genişletmesi etkili oluyor. Özellikle Pekin, Şanghay ve Guangdong gibi büyük şehirlerdeki üst düzey hastanelerin yurt dışından daha fazla hasta kabul etmeye başladığı bildiriliyor.
Çin hastanelerindeki yabancı hastaların büyük bölümünü halen ülkede yaşayan yerleşik yabancılar oluştururken, tıbbi turizm amacıyla gelen hasta sayısında da istikrarlı bir yükseliş gözleniyor. Güney Çin’de Vietnamlı hastaların, kuzeydoğudaki sınır kentlerinde ise Rus hastaların ilgisinin artması, Çin’in bölgesel ölçekte de sağlık merkezi haline gelmeye başladığını ortaya koyuyor.
Dünya genelinde sağlık sistemlerinin maliyet, erişim ve sürdürülebilirlik başlıklarında zorlandığı bir dönemde, Çin’in kamu odaklı, hızlı ve erişilebilir sağlık modeli; bireysel deneyimler, resmî veriler ve artan yabancı hasta sayılarıyla birlikte dikkat çekici bir alternatif olarak öne çıkıyor.