Özel Haberler

İstanbul Kent Üniversitesi’nde Venezuela krizi çalıştayı

İstanbul Kent Üniversitesi’nde “Venezuela Krizi, Küresel Kurumlar ve Stratejik Kaynaklar: Çok Taraflılık Sınavda” başlıklı çalıştay düzenlendi. Çalıştaya katılan Venezuela’nın Türkiye Büyükelçisi Gutierrez, ABD’nin yıllardır Venezuela üzerinde zorlayıcı tedbirlerle ekonomik krizi derinleştirdiğini, toplumsal acıyı artırdıktan sonra ise “kurtarıcı” rolüne büründüğünü ifade etti. Çok sayıda akademisyen ve araştırmacının katkı sunduğu çalıştayda, Venezuela krizi farklı perspektiflerden ele alındı.

İstanbul Kent ÜniversitesiFreddy Eduardo Molina Gutierrez uzaktan bağlantı yoluyla katılarak bir konuşma yaptı.

Çalıştayda ayrıca; Kent Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Hasret Çomak, Dr. Öğr. Üyesi Mesut Özel, Prof. Dr. Hikmet Kırıklı, Prof. Dr. Kıvanç Ulusoy, Prof. Dr. Ahu Tuğba Karabulut, Kanada West Üniversitesi’nden Prof. Dr. Aigerim Shilibekova, Doç. Dr. Doğan Şafak Polat, Doç. Dr. Orhan Karaca, Prof. Dr. Ertan Erol, Dr. Öğr. Üyesi Murat Koray, Dr. Öğr. Üyesi Hande Ramazanoğulları ile araştırma görevlileri Elif Üçerli ve Ege Furkan Toker konuşmacı olarak yer aldı.

Katılımcılar, Venezuela krizini farklı perspektiflerden ele alarak küresel kurumlar, stratejik kaynaklar ve çok taraflılık ekseninde değerlendirmelerde bulundu.

Devlet başkanının zorla alıkonulması uluslararası hukukun ağır ihlali

Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Kent Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Hasret Çomak, Venezuela bağlamında seçilmiş bir devlet başkanının ABD müdahalesiyle zorla ülke dışına çıkarılmasının, uluslararası hukuk açısından ağır bir ihlal olduğunu vurguladı.

Çomak, Uluslararası Adalet Divanı içtihatlarına göre görevdeki bir devlet başkanının yabancı bir devlet tarafından tutuklanmasının ya da sınır dışı edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ifade etti.

Bu tür eylemlerin yalnızca egemenlik ilkesini değil, aynı zamanda devlet başkanının dokunulmazlığını ve kişi özgürlüğü hakkını da ihlal ettiğini belirten Çomak, bir devletin başka bir ülkenin seçilmiş liderini zorla görevden almasının meşru kabul edilemeyeceğini söyledi. Venezuela krizinin artık yalnızca bir demokrasi tartışması değil, uluslararası hukukun temelini sarsan bir güç mücadelesine dönüştüğüne dikkat çekti.

3 Ocak’taki saldırı uluslararası bir suçtur

Çalıştay da Venezuela’nın Türkiye Büyükelçisi Freddy Eduardo Molina Gutierrez de bir konuşma yaptı. Büyükelçi Gutierrez, 3 Ocak 2026 tarihinde Venezuela Bolivarcı Cumhuriyeti’nin Amerika Birleşik Devletleri tarafından doğrudan bir askerî saldırıya maruz kaldığını belirterek, Birleşmiş Milletler Şartı’nda güvence altına alınan ilkelere aykırı şekilde yürütülen gizli bir operasyon kapsamında anayasal ve meşru yollarla seçilmiş Devlet Başkanı Nicolás Maduro Moros ile First Lady ve Ulusal Meclis milletvekili Cilia Flores

Bu olayın tarihsel açıdan son derece ağır sonuçlar doğurduğunu vurgulayan Gutierrez, saldırı sırasında onlarca sivil ve askerî kamu görevlisinin hayatını kaybettiğini ve yaşananların ciddi bir uluslararası suç teşkil ettiğini ifade etti.

Gutierrez, söz konusu kaçırma olayının münferit ya da plansız bir eylem olmadığını belirterek, bunun Venezuela’ya karşı uzun süredir yürütülen istikrarsızlaştırma politikalarının bir sonucu olduğunu dile getirdi.

Ekonomik baskılar, tek taraflı zorlayıcı tedbirler, finansal abluka, yurt dışındaki varlıklara el konulması, enerji altyapısına yönelik sabotajlar, psikolojik operasyonlar ve darbe girişimlerine verilen destekle birlikte doğrudan askerî saldırının, aynı stratejik yaklaşımın parçaları olduğunu kaydetti.

BM ilkeleri açıkça ihlal edildi

Büyükelçi, Birleşmiş Milletler Şartı’nın son derece açık hükümler içerdiğini vurgulayarak, söz konusu metnin güç kullanımını yasakladığını; egemenlik ilkesini, devletlerin hukuki eşitliğini ve iç işlerine karışmama ilkesini güvence altına aldığını ifade etti.

Venezuela örneğinde bu temel ilkelerin hiçbirine saygı gösterilmediğini belirten Büyükelçi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından verilmiş herhangi bir müdahale yetkisi bulunmadığını, uluslararası düzeyde geçerli bir yetkilendirme ya da hukuki gerekçenin söz konusu olmadığını dile getirdi.

Buna karşın çok taraflı uluslararası sistemin işlevsiz hâle geldiğini belirten Büyükelçi, veto mekanizması ve büyük güçler arasındaki jeopolitik rekabet nedeniyle Güvenlik Konseyi’nin harekete geçemediğini söyledi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun ise çoğunlukla tek taraflı zorlayıcı tedbirleri reddettiğini ve egemenlik ilkesini savunduğunu hatırlatan Büyükelçi, buna rağmen söz konusu saldırıyı durdurabilecek bağlayıcı mekanizmalardan yoksun kaldığını ifade etti.

“Yaşananlar insani yardım değil, yağma jeopolitiğidir”

Büyükelçi, “İnsani müdahale” ve sözde “Koruma Sorumluluğu” kavramlarının sistematik biçimde istismar edildiğini belirterek, bu durumun açıkça teşhir edilmesinin hayati önem taşıdığını söyledi. Teoride kitlesel vahşetleri önlemek amacıyla geliştirilen bu doktrinlerin, pratikte ise Libya ve Irak örneklerinde görüldüğü üzere egemen devletlerin yıkımına bahane edildiğini ifade etti.

Bugün aynı yaklaşımın Venezuela’ya karşı uygulanmak istendiğini vurgulayan Büyükelçi, zorlayıcı tedbirlerle yapay bir ekonomik kriz yaratıldığını, toplumsal acının derinleştirildiğini ve ardından “kurtarıcı” söylemiyle müdahalelerin meşrulaştırılmaya çalışıldığını dile getirdi.

Bunun insani yardım olarak tanımlanamayacağını söyleyen Büyükelçi, yaşananları “yağma jeopolitiği” olarak nitelendirerek, insan acısının stratejik kaynaklar açısından zengin ülkelerin yeniden sömürgeleştirilmesini meşrulaştırmak için araçsallaştırıldığını kaydetti.

Yaşananlar Küresel Güney’e verilmiş açık bir mesaj

Büyükelçi, yaşananların büyük ölçekli bir jeoekonomik mücadelenin parçası olduğunu belirterek, Amerika Birleşik Devletleri

Washington’un bu doğrultuda Çin ve Rusya gibi aktörlerin bölgedeki etkisini sınırlamayı ve çok kutuplu bir düzene yönelen ülkeleri disipline etmeye çalıştığını ifade etti. Büyükelçi, egemen duruşu ve sahip olduğu stratejik zenginlikler nedeniyle Venezuela

Söz konusu kaçırma eyleminin yalnızca meşru bir devlet başkanına yönelik bir saldırı olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Büyükelçi, bunun aynı zamanda Küresel Güney’e verilmiş açık bir mesaj niteliği taşıdığını söyledi.

Büyükelçi, mevcut küresel güç mimarisine meydan okuyan ülkelerin cezalandırılmak istendiğini belirterek, bu adımın dolardan farklı para birimleriyle ticaret yapmayı ve alternatif finansal sistemler kurmayı hedefleyen ülkelere yönelik açık bir uyarı anlamına geldiğini dile getirdi.

Venezuela halkı onurla direniyor, Bolivarcı proje yaşıyor

Büyükelçi, Venezuela halkının pasif bir mağdur olmadığını özellikle vurgulayarak, abluka, ekonomik savaş ve askerî saldırılara rağmen halkın onurla direndiğini söyledi. Ulusal kurumların işlevini sürdürdüğünü belirten Büyükelçi, ülkede toplumsal ve siyasal bütünlüğün korunduğunu, Bolivarcı projenin ise tarihsel bir bağımsızlık mücadelesinin ifadesi olarak yaşamaya devam ettiğini ifade etti.

Son saldırının özellikle Türkiye gibi dost ülkelerden güçlü bir uluslararası dayanışma dalgası yarattığını dile getiren Büyükelçi, Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ve halkının uluslararası hukukun açık ihlalini net biçimde reddettiğini söyledi.

Bu desteğin Venezuela için büyük bir siyasi ve ahlaki değer taşıdığını vurgulayan Büyükelçi, uluslararası sistemde yükselen bir aktör olan Türkiye’nin özerk, dengeli ve hukuka saygılı bir diplomasi izlediğini kaydetti.

“Mesele Venezuela değil, nasıl bir dünya istediğimiz”

Büyükelçi, Venezuela’ya yönelik saldırının yalnızca bugünü değil, geleceğe dair küresel senaryoları da gündeme getirdiğini belirterek, cezasızlığın hakim olması halinde uluslararası hukuk düzeninin ciddi bir çöküş riskiyle karşı karşıya kalacağını söyledi. Bir devlet başkanının kaçırılmasının sonuçsuz kalmasının, “güçlünün hukukunun” egemen olduğu bir dönemin önünü açacağını vurgulayan Büyükelçi, böyle bir tabloda blok siyaseti ve stratejik kaynaklar üzerinden yürütülen doğrudan rekabetin belirleyici olacağını ifade etti.

Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti adına konuştuğunu vurgulayan Büyükelçi Freddy Eduardo Molina Gutierrez, ülkesinin egemenliğini, kendi kaderini tayin etme hakkını ve adil bir uluslararası düzen vizyonunu savunmayı sürdüreceğini ifade etti. Venezuela’nın herhangi bir ayrıcalık talep etmediğini belirten Büyükelçi, beklentilerinin yalnızca güçlü devletlerin çıkarına göre değil, evrensel biçimde uygulanması gereken uluslararası hukuka saygı gösterilmesi olduğunu sözlerine ekledi.

Bölgesel örgütler Venezuela krizinde etkisiz kaldı

Dr. Öğr. Üyesi Mesut Özel, Venezuela’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde bölgesel örgütlerin etkisiz kaldığını söyledi. Latin Amerika ve Karayip Devletleri Topluluğu (CELAC)KolombiyaAmerika Devletleri Örgütü

Özel, Birleşmiş MilletlerAvrupa BirliğiTürkiye

Tepkilerin ideolojik hatlar boyunca ayrıştığını vurgulayan Özel, Brezilya ve MeksikaGustavo Petro

Devlet başkanının kaçırılması hukuken kabul edilemez

Doç. Dr. Doğan Şafak Polat, Venezuela’da yaşananların uluslararası düzen açısından istisnai bir durum mu yoksa yeni bir “normalin” parçası mı olduğunun tartışılması gerektiğini söyledi. Polat, modern uluslararası hukuk düzeninin egemenlik, toprak bütünlüğü ve siyasal bağımsızlık ilkeleri üzerine kurulu olduğunu hatırlatarak, Birleşmiş Milletler Şartı’nın devletler arasında güç kullanımını ve güç tehdidini açık biçimde yasakladığını vurguladı.

Bu yasağın yalnızca askerî işgali değil, dolaylı müdahaleleri ve rejim değişikliğine yönelik dış müdahaleleri de kapsadığını belirten Polat, Venezuela örneğinde anayasal ve meşru yollarla seçilmiş bir devlet başkanının yabancı bir ülkenin müdahalesiyle zorla ülke dışına çıkarılmasının uluslararası hukukun ağır bir ihlali olduğunu ifade etti.

Polat, görevdeki bir devlet başkanının yabancı bir devlet tarafından tutuklanmasının ya da alıkonulmasının, yalnızca egemenlik ilkesini değil, aynı zamanda devlet başkanının dokunulmazlığını ve kişi özgürlüğü hakkını da ihlal ettiğini söyledi. Bu tür eylemlerin, seçim süreçlerine yönelik eleştirilerle ya da “meşru müdafaa” ve “insani müdahale” gibi gerekçelerle hukuken meşrulaştırılamayacağını vurguladı.

Konuşmaların tamamlanmasının ardından soru-cevap bölümüne geçildi. Kısa bir değerlendirmenin ardından çalıştay sona erdi.