Özel Haberler

Amerikan kibri küçük İran adasına mı hapsolacak?

Donald Trump’ın petrol piyasalarını dizginlemek adına yürüttüğü sahte diplomasi trafiğinin ardında Hark Adası’na yönelik işgal hazırlığının askeri ayak sesleri duyuluyor. İran’ın balistik füzeleri ve düşük maliyetli kamikaze dronları, lojistik ikmal hatları savunmasız olan Amerikan ordusunu tarihi bir yıpratma savaşına zorlayabilir.

CGTN Türk Dış Haberler Servisi

ABD Başkanı Donald Trump’ın "barış yapıcı" ve "anlaşmacı" maskesiyle sahneye koyduğu İran tiyatrosu tehlikeli bir finansal ve askeri manipülasyon aracına dönüşüyor. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve diğer üst düzey yetkililer, Washington ile ne doğrudan ne de dolaylı hiçbir müzakere yapılmadığını belirterek Trump’ın iddialarını "finans ve petrol piyasalarını manipüle etmeye yönelik yalan haberler" olarak nitelendirdi. Tahran yönetiminin Türkiye ve Mısır gibi dost olarak tanımladığı ülkeler üzerinden müzakere masasına oturmak için ilettiği şartlar ile Donald Trump açıklamaları arasındaki tezatlık sahada da kendini gösteriyor.

ABD yönetimi, Hint-Pasifik komutanlığının en kritik unsurlarından biri olan 31. Deniz Piyade Sefer Birliği’ni (31st MEU) Japonya’daki konuşlu üssünden sökerek alelacele Ortadoğu’ya kaydırdı. Yaklaşık 2.200 ila 2.500 tam teçhizatlı deniz piyadesini taşıyan ve adeta küçük bir uçak gemisi işlevi gören USS Tripoli (LHA-7) amfibi hücum gemisi, beraberindeki Rafael Peralta muhribi ve Robert Smalls kruvazörü ile Umman Denizi ve Basra Körfezi sularına ulaştı.

Pentagon, hafif uçak gemilerini ve çıkarma gemilerini doğrudan Basra Körfezi'nin ölümcül sığlıklarına sokmaktan çekindiği için, operasyonu açık denizden yönetmeyi hedefliyor. Planın merkezinde, deniz piyadelerini MV-22 Osprey tiltrotor uçakları ve F-35B dikey kalkış-iniş yapabilen savaş uçaklarıyla adaya indirmek yer alıyor. ABD’nin birincil hedefi, İran'ın ağır askeri ekipman ve hava takviyesi getirmesini engellemek adına adadaki 1.800 metrelik kritik uçak pistini ele geçirmek ve adayı kendi lojistik operasyonları için bir sıçrama tahtası haline getirmek.

Graham’ın Iwo Jima hevesi ve duvara çarpan hayaller

Amerikan siyasetindeki kör şahinliğin en kristalize örneği, Senatör Lindsey Graham’ın "İkinci Dünya Savaşı’nda Iwo Jima’yı yaptık, bugün de Hark’ı yapabiliriz" şeklindeki sorumsuz çıkışıyla vücut buluyor. Oysa askeri tarih ve coğrafya bilimi bu iki vakayı birbirinden tamamen ayırmakta.

Iwo Jima, Japonya ana karasından tam 1.200 kilometre uzakta, izole ve Japon ordusunun lojistik olarak desteklemekte zorlandığı bir radar istasyonuydu. Buna rağmen ABD, bir ay süren çatışmalarda 6.800’den fazla askerini kaybederek adayı alabildi. Bugün hedefe konulan Hark Adası ise İran kıyılarına sadece 20 deniz mili (yaklaşık 37 kilometre) mesafede. Hark, Iwo Jima gibi izole bir askeri ileri karakol değil; İran ekonomisinin can damarı olan, ülke petrolünün %90’ının ihraç edildiği, derin su limanlarına ve devasa tanker yükleme iskelelerine sahip devasa bir ekonomik üs. 20 binden fazla sivilin yaşadığı ve İran topçusunun, füzelerinin, kamikaze dronlarının doğrudan şemsiyesi altında olan bu adaya yapılacak bir kara harekatı, Iwo Jima’daki kayıpları gölgede bırakacak kanlı bir bataklığa gebe.

Hark’ı ele geçirmenin zorlukları

Atlantic dergisi yazarlarından Brynn Tannehill’in " Hark Adası'nı Ele Geçirmenin Zorlukları” başlıklı derinlikli analizi, Amerikan kibrinin askeri gerçekliğin duvarına nasıl toslayacağını maddeler halinde ortaya koyuyor. Tannehill’e göre işgal girişimi, daha ilk günden itibaren çözülmesi imkansız lojistik ve taktiksel çelişkiler barındırıyor.

Hark Adası, Kuveyt’teki güvenli Amerikan üslerine yaklaşık 140 mil mesafededir. Bu mesafe, adaya yerleşen bir deniz piyade keşif birliğinin ikmal gemileriyle beslenmesini zorunlu kılıyor. Tannehill, lojistik destek olmadan adaya inen bir birliğin en fazla 15 gün dayanabileceğini vurguluyor. Bununla birlikte ikmal hattı, İran’ın kıyıdan salacağı "sivrisinek filosu" olarak adlandırılan hızlı hücum botlarının, güdümlü seyir füzelerinin ve kamikaze deniz dronlarının insafına kalacaktır.

Ukrayna ordusunun benzer taktiklerle Rusya’nın Karadeniz Filosu’na ait devasa savaş gemilerini nasıl batırdığı hala hafızalardadır. Çok daha dar ve kapalı bir su yolu olan Basra Körfezi'nde hantal Amerikan lojistik gemilerinin İran’ın asimetrik deniz unsurları karşısında hayatta kalma şansı yok denecek kadar azdır.

Hava savunma ilizyonu

ABD’nin adaya kuracağı hava savunma sistemleri de İran’ın insansız hava araçlarını engelleyebilse bile, balistik füzeleri durdurmakta yetersiz kalacaktır. Hark’ın İran anakarasına olan aşırı yakınlığı nedeniyle, Tahran ordusu binlerce ucuz kısa menzilli balistik füzeyi adaya yağdırabilir. Bu füzelerin tek bir isabeti bile ABD’nin ele geçirmek için can attığı 1.800 metrelik uçak pistini kraterlerle doldurmaya yetecektir.

Pistin kullanılamaz hale gelmesi, C-130 veya C-17 gibi ağır kargo uçaklarının adaya inememesi ve deniz piyadelerinin mühimmat, tıbbi malzeme ve yiyecekten mahrum kalması anlamına gelir.

İran, sadece gemileri değil petrolü de yakabilir mi?

ABD için son tehdit ise Ukrayna-Rusya savaşından çıkarılan en güncel derslerde saklıdır. Rusya’nın havada asılı kalarak hedefleri tarayan ve ardından dalış yaparak imha eden ucuz Lancet dronları, modern savaşın kurallarını değiştirdi. İran, Nisan 2024’te kendi yerli Lancet benzeri dolanan mühimmatlarını tanıttı. Bu mühimmatlar Hark Adası üzerinde sürekli devriye atarak, adaya malzeme indiren Amerikan MV-22 Osprey uçaklarını, zırhlı araçları ve personeli anında tespit edip nokta atışıyla vuracaktır. Ukrayna ordusu bu dronlardan korunabilmek için lojistik yollarını ve araçlarını çelik ağlarla kaplamak zorunda kalmıştı; ancak daracık Hark Adası’nda Amerikan ordusunun böylesi bir örtüleme yapması fiziken imkansızdır.

Öte yandan en son senaryoda İran Hark Adası’ndaki petrol depolama tanklarını ve yükleme terminallerini ateşe verebilir. Kuveyt petrol sahaları geniş bir çöle yayılmışken, Hark sadece 20-25 kilometrekarelik daracık bir adadır. Adanın her yerini kaplayacak devasa petrol yangınları, zehirli duman bulutları ve yoğun rüzgar, adaya inen Amerikan deniz piyadelerinin nefes almasını ve manevra yapmasını imkansız kılacaktır.

“Şok ve dehşet” mi yoksa “uzun hezimet” mi?

Güncel askeri veriler ışığında, Washington’un hayalini kurduğu "hızlı ve temiz bir Şok ve Dehşet operasyonu" tam bir seraba dönüşmektedir. Amerika’nın Hark Adası’nı işgal etme çabası, Ortadoğu’yu ve küresel petrol arzını aylar sürecek bir yıpratma savaşına sokacaktır. İran, Pars Güney gaz sahalarına veya adaya yapılacak bir saldırıya misilleme olarak Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’daki petrol-gaz altyapısını füzelerle vurabileceğinin tüm sinyallerini vermiştir.

Tarih, emperyal kibrin coğrafi ve asimetrik gerçekler karşısında nasıl dize gelebileceğini bir kez daha göstermeye hazırlanıyor olabilir.